Geçen Pazar günü, CHP’nin İstanbul İl Kongresindeki yarışı televizyondan ilgiyle izledim.

Beklentim, orada göreceğim hava ile hem CHP, hem de Türkiye’nin geleceği için umutlanmaktı.

Değişimler, sadece kişilere değil kurumlara da yarar getiren canlılıklardır. Bu inançla, İstanbul’da “Değişim Hareketi”nin kazandığını görmek, doğrusu rahatlatıcı bir duygu oldu. Çünkü şunu biliyorum ki, İstanbul’da yanan bu umut ışığı dalga dalga ülkenin her yanına yayılacak, CHP’nin tüm örgütünü etkileyeceği gibi, CHP’ye oy vermeyen yurttaşlarımıza da yol gösterecektir!

İstanbul İl Başkanlığı seçimini ‘değişimci’ Özgür Çelik’in kazanmış olması, CHP’nin geleceği hakkında daha umutlu hesapların yapılmasının yolunu açmıştır. Bunu sadece basında değil sokakta da görmek olası…

İstanbul’dan yükselen umut ışığı sadece CHP’lilerle, bu partiyi Cumhuriyet’in temeli sayan tüm yurttaşlarımızın yüzüne yansırken, CHP’yi çökerttiklerine inananlarda gizli bir tedirginlik yaratmış görünüyor. 

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu değişim rüzgarını görmemesi elbette mümkün değil. Ancak, çevresinde bulunan birkaç kişinin -sırf kendi koltuklarını korumak için- onu olumsuz yönde etkilemekte olduğu açıkça görülüyor!

Ama Kılıçdaroğlunun, hem CHP’nin hem de Türkiye’nin geleceğini düşünerek, kurultaydan hemen önce bir çıkış yapabileceğini düşünenler de var!

Kılıçdaroğlu’nun nasıl davranacağını kestirmek zor olsa da, yerel seçimlere onun genel başkanlığında girecek olan CHP’li belediyelerin seçimleri yitirme olasılığının bulunması herkesi korkutuyor. Çünkü sokakta yapılacak küçük bir sorgulamada, bugüne dek başka hiçbir partiye oy vermemiş olan CHP’lilerin bile oy kullanmak istemedikleri açıkça görülebilir!

BİR İKİ SÖZ CANPOLAT’A

İstanbul İl Başkanlığı seçimlerinde önce Özgür Çelik’i dinledik. Hitabetinin henüz istenen olgunlukta olmadığı, bazı vurgu ve hareketleri zorlama yaptığı görülse de, bunlar düzeltilebilecek eksikler. Ama asıl olan, üslubunun son derece olgun, barışçı ve bütünleştirici olmasıydı. Belli ki bu işi başarıyla yürütebilecek niteliklere sahip!

Ancak ondan sonra kürsüye gelen diğer aday Cemal Canpolat’ı dinlerken, “Eyvah!” dedim. “Eğer bu adam seçilirse, CHP sadece İstanbul’da değil her yerde zarar görür!” Hakarete varan sözleri böylesine denetimsiz şekilde ağzından ‘püskürten’ bu adamın CHP’yi temsil edemeyeceği bir gerçek!

Taa, Aristo’dan beri ‘retorik’ yani güzel konuşma üzerine kitaplar yazılmış, sözler söylenmiştir. Bunların en önemlisi, Latincesi “Argumentum Ad Hominem” olan ve ‘isim vererek kişileri karalama’ anlamına gelen konuşmalardır. Retorik sanatına kötü örnek kabul edilen bu tür söylemlerde konuşmacı hedef olarak kişileri seçer ve onlara çamur atmaya çalışır.

Cemal Canpolat’ın, değişimcilere, ODATV’ye, Sözcü yayın grubuna ve daha bir sürü kişiye, çok sert ve hatta mide bulandıran bir üslupla saldırdığını görünce çok korkmuştum. Ama neyse ki, İstanbul’u yitirdi de rahat soluk aldık!