İnsan hayatında farklı dönemler vardır.

Mesela emeklilik gibi.

İster kişisel tercihler deyin, ister içinde bulunduğumuz şartlar nedeniyle mesleğin nispeten genç bir emeklisi olarak bilenleriniz vardır. Yıllardır sakin bir hayatı tercih ediyorum.

Ancak salı gece yarısına doğru durum bir anda değişiverdi.

Anladınız elbet, Milli Takım'ın Dünya Kupası vizesi aldığı Kosova maçından söz ediyorum.

12-13 yıllık sakin hayatımda İngiliz hakemin verdiği 6 dakikalık uzatma anlarında hissettim ki, sanki hayatımdan 6 ay gitti.

Öyle bir 360 saniye yaşadık ki, Michael Oliver'in son düdüğünün ardından galibiyetin sevincini bile yaşayamadım.

****

Ama helali hoş olsun.

Vücuduma öyle bir ateş bastı ki, anlatamam.

Eee kolay değil, tam 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası'ndayız.

Ancak Kerem Aktürkoğlu'nun maçtan sonra dediği gibi artık Dünya Kupası'na katılmak bizim için başarı olarak kabul edilmemeli.

Çünkü Real Madrid'in beyni bizde.

İnter'in kalbi bizde.

Juventus'un pençesi bizde. Sadece bunlar mı? Değil elbette.

Süper Lig'in, Liga Portugal'ın, Saudi Pro Leugue'in, Bundesliga'nın ve Premier Lig'in yıldızları hep bizde.

****

En önemlisi de ne biliyor musunuz? Birkaç ayda bir araya gelen bu çocukların Ay-Yıldız'ın gölgesinde eskilerin deyimiyle 'kolej takımı'na dönüşmesi.

Ve elbette çok büyük başarıları Türk Milleti'ne kolaymış gibi gösteren ve artık bizden biri olan İtalyan Teknik Direktör Vincenzo Montella'ya kutlamaların en büyüğünü gönderiyoruz.

Uğurcan Çakır'ın da dediği gibi 'Bizim Çocuklar' bu yaz 'Yeni Dünya'da Türk Bayrağı'nı daha yüksek zirvelere dikecektir.