Beykoz, Üsküdar Anadolu, Vefa; sonra mesela Bakırköy, Şekerspor.
Hatta Akhisar Gençlikspor, Yeni Salihlispor.
Derken İzmirspor.
Ve son dönemde Aydınspor, Denizlispor, Yeni Nazillispor.
Bir dönem Türk futbolunun çok önemli renkleriydi bunlar.
Bugün ise neredeyse esameleri okunmaz hale geldiler.
Şimdi de çanlar İzmir'in efsane kulübü Altay için çalıyor.
Sadece liglerin futbolcu fabrikası Büyük Altay mı?
Bir dönem Brezilyalı efsaneler Serginho, Eder ve Carlos'u renklerine kattığında dünyanın konuştuğu Malatyaspor.
Akdeniz'in incisi Mersin İdman Yurdu.
****
Ve dahi bugün puan cetvelinde şimdilik -57 puanla son derece dramatik bir dönem geçiren 'işçi sınıfı'nın takımı Adana Demirspor.
Eminim sizin aklınıza geçmişte Türk futboluna renk katmış başka takımlar da gelecektir.
Diyeceğim o ki, totalde milyonları peşinden koşturmuş bu kulüpler bugün belki de yok olmak tehlikesi ile karşı karşıya.
Peki birçok şirkete deyim yerindeyse sürekli 'koltuk çıkılan' bu ülkenin kadim kulüplerine neden sahip çıkılmıyor.
Elbette yatacak yeri olmayan kötü yöneticilerin bugünlere yol açtığı aşikar.
Ancak her birinin ayrı marka değeri olan kulüpleri kaderine terk eden devletin hiç mi sorumluluğu yok.
Hadi devletin işi çok, gözden kaçırdı, peki ya Futbol Federasyonu'na ne demeli?
****
FIFA'da en çok dosyası olan ülkenin federasyon başkanları ve her biri kulüplerden gelen yöneticileri bu durumdan hiç mi 'hicap' duymazlar?
Hatırlatmakta yarar var, artık pek çok kulübün tepesinde yönetimler değil kişiler var.
Yani diyeceğim şu; Türkiye Futbol Federasyonu, kulüplerin içinde bulunduğu krizlere biraz daha göz yumarsa sıkıntılar çok daha derinleşecektir.
Federasyon bir an önce kulüplere yönelik projeler geliştirmeli ve ülkenin bu güzel renklerini FIFA ile UEFA kıskacında kurtarmak için elini taşın altına koymalı.
Yoksa ülkede kepenk kapatacak kulüpler hızla çoğalacak benden söylemesi.