Gündemin bu kadar yoğun olduğu haftada benim de bizzat tanık olduğum bir olaydan bahsedeceğim.

Yakın bir arkadaşımın akademi liglerinde oynayan iki oğlu var.

Ancak daha önceki yazılarda bahsettiğim şu alt yapıdaki 'torpil' sorunu nedeniyle forma giydikleri İzmir'in bilindik (!) kulübünden ayrılmaya karar vermişler.

Babaları da bana gelerek Altınordu'da denemeye çıkmak istediklerini belirterek yardım istedi.

Ben de Şeytanlar'ın altyapı sorumlularıyla görüşüp prosedürün ne olduğunu sordum.

Altınordu'nun bu konuda vazgeçilmez prensiplerinden birinin sağlık raporu olduğunu öğrendim.

Ama öyle 'Aile Hekimi'nde alınan sıradan bir rapor değil.

Kulüp bırakın kadroya almayı, denemeye çıkacak sporcudan bile 'uzman kardiyolog' tarafından yorumlanmış bir ekg (Elektrokardiyogram) raporu istiyor.

Bunun üzerine arkadaşım çocuklarını Ege Üniversitesi Hastanesi'ne götürüyor ve işte o zaman korkutucu gerçekle yüz yüze geliyorlar.

Uzman doktor iki kardeşten küçük olanın kalbinde delik olduğunu ve bırakın futbol oynamayı, çok acil operasyona alınması gerektiğini aile bildiriyor.

Öncelikle geçmişte yönetim biçimi ile zaman zaman eleştirdiğim Altınordu'nun altyapısı ile niçin ülkenin amiral gemisi olduğunu bir kez daha anladım.

Ancak madalyonun diğer yanını çevirdiğimizde birçok kulübün adeta 'yol geçen hanı'na benzediği anlaşılıyor.

Aidatı ödeyen sorgusuz sualsiz yani doğru düzgün sağlık raporu getirmeden takıma kabul ediliyor; antrenmana çıkarılıyor, maçta oynatılıyor.

Yani gencecik çocuklar futbolcu olma hayali ile yanıp tutuşurken, sorumsuz yöneticiler ve antrenörler 4-5 bin lira için onların hayatları ile adeta 'Rus ruleti' oynuyor.

Bu duruma Gençlik ve Spor Bakanlığı mı, Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü mü, yoksa Türkiye Futbol Federasyonu mu kimin alanına giriyorsa ivedilikle el atmalı.

Çünkü belli ki, aralarında profesyonel kulüplerin de bulunduğu sayısız takım, 'futbolcu yetiştiriyoruz' ayağına ailelerin üzerlerine titrediği çocuklarını sadece para kapısı olarak görüyor.

Sonuç olarak Altınordu'ya bu yaklaşımı nedeniyle bir kez daha takdirlerimi sunarken, özellikle gençlerin fiziksel ve psikolojik sağlıkları ile oynayan kulüplerin biran önce zapt-ı rapt altına alınması çağrısında bulunuyorum.

Yoksa yakın zamanda telafisi olmayan bir facia pusuya yatmış bekliyor.