29 Haziran 2002'de oynamıştık son Dünya Kupası maçımızı.

Üstelik üçüncü olmuş ve bütün dünyanın sempatisini kazanmıştık.

Sonra neredeyse çeyrek asır bekledik yeniden dünya arenasına çıkmak için.

Arada birçok jenerasyon geldi geçti.

5 dünya kupasında yoktuk, Arjantin'i, Brezilya'yı, belki Almanya'yı tuttuk, kısaca sadece seyirciydik.

Ve sonunda hasretle beklediğimiz gün geldi.

A Milli Takımımız FIFA 2026 vizesini alırken, umutlarımız bir defa daha zirvedeydi.

****

Düşüncemize göre yine 'altın' bir jenerasyon yakalamıştık.

2 yıl önce Avrupa Şampiyonası'nda çeyrek final oynayan 'Bizim Çocuklar'dan beklentimiz, benzer bir seviyeydi ama öyle olmadı.

Hepimiz unutmuştuk, futbolda mazi ile yaşamanın hüsrana yol açacağını.

Sonuçta 8751 gün beklediğimiz Dünya Kupası'na cuma günü oynayacağımız ABD maçıyla sadece 270 dakikada veda ediyoruz.

Bu dünya kupasında ağır hasar alan milli takım ve federasyon bu sıralar yaylım ateşi altında pusmuş durumda.

Futbol ulemaları TFF Başkanı'ndan girip, Teknik Direktör Vincenzo Montella'dan çıkıyor.

Ay-yıldız futbolculara da hani edilmedik hakaret kalmadı desek yeridir.

Az da olsa, doğruluk payı olan eleştiriler de yok değil.

Mesela takımın bir psikoloğu olmadığına dikkat çeken de oldu, hazırlık döneminin verimsizliğini mercek altına alan da.

Hepi topu o işte.

Diğerlerinin tek derdi bağcıyı dövmek.

****

Ben de iki satır yazacak olursam şunu derim;

Birincisi bu federasyonla olmaz.

Montella ise 'şans, kader, kısmet' söylemleri ile Avrupalı bakış açısını yitirip, kendine çıkış yolu gördüğü bizim jargonu hemen terk etmeli.

Futbolcularımız da dün kendilerini göklere çıkaranların bugün nasıl yerin dibine soktuğunu gördüler.

Demek ki, geçmişle yaşanmayacağını akıllarından çıkarmamalılar.

Çocuklara tavsiyem; onlar gibi özel uçaklarla değil, tarifeli seferler ve sınırlı imkanlarla dünyada şampiyonluktan şampiyonluğa koşan 'Filenin Sultanları' ile empati kurmayı denemeleri.

Bütün bu hengame içinde, 4 yılda bir düzenlenen Dünya Kupası'na katılan Milli Takım kadrosunda Türk topraklarında doğmuş bir santrfor olmaması ya da 104 maçlık turnuvada bir tane bile Türk hakemin düdük çalmaması sorgulanmayacak mı?

Sözün sonunda elbette çok üzüldük ve belli ki, bir süre daha üzüleceğiz.

Hatta FIFA 2026'ya katılamasak bu kadar üzülmezdik belki.

Şimdi en kısa sürede toparlanıp Dünya Kupası'nın 100. yılında düzenlenecek olan FIFA 2030 için kolları sıvamalıyız.

Çünkü 8 Haziran 2030'a şunun şurasında sadece 1455 gün kaldı!