Yanılmıyorsam 5-6 yaşlarındaydım. Evlere televizyonların yeni yeni girdiği yıllardı.

Dünyanın en büyük boksörü Muhammed Ali'nin unvan maçlarını izlemek için babamla sabaha karşı uyanıp siyah-beyaz ekranın karşısına geçerdik, heyecanla.

Yarım asır sonra;

Yine içimiz kıpır kıpır uyandık geçtiğimiz pazar, güneş daha doğmadan geçtik renkli ekranın karşısına.

Ancak bu kez durum biraz daha farklıydı.

Çünkü bu defa 'Bizim çocuklar' yani A Milli Takımımız dünya sahnesindeydi.

****

Sadece futbolseverler de değil, bütün ülke televizyon karşısındaydı.

Herkes ay-yıldızlılardan Avustralya önünde FIFA 2026'nın ilk maçından galibiyet bekliyordu.

Ama olmadı bildiğiniz gibi.

Hani bir klişe vardır, "Ülke olarak ne sevinmeyi biliyoruz ne de üzülmeyi" diye.

Tam da böyle oldu.

Yine ülke olarak anında unuttuk bunun sonuçta bir oyun olduğunu.

Yıkıldı ortalık bir anda.

Herkes milli formayı çıkarıp geçirdi üzerine tuttuğu kulübün renklerini.

Ne Kerem'in 'boyu' kaldı sallamadık, ne Abdülkerim'in 'beceriksizliği'.

Real Madrid'in üzerine titrediği Arda'dan, İnter'in yıldızı Hakan'a kadar, sahaya çıkan bütün oyunculara neler yazıldı neler.

Arkadaş madem bu çocukların gözünüzde bu kadar değeri yok, neden tatlı uykunuzdan fedakârlık edip sabahın köründe geçtiniz televizyon karşına.

Elbette eleştiri hepimizin hakkı.

****

Başta teknik direktörümüz Montella ve oyuncularımızın formsuz bir günde olduklarını hepimiz gördük.

Fakat 22 yıl sonra katıldığımız Dünya Kupası'ndaki ilk maçı kazanmayı bu çocuklardan daha çok hangimiz isteyebilir sizce?

O nedenle biraz sakin olmak lazım.

Henüz yolun başındayız.

Unutmayın daha 2 yıl önce bu çocuklar değil miydi, Euro 2024'de hepimizi attıkları her golle havalara uçuran.

Bu çocuklar yüzünden hepimiz son birkaç haftada milli formalarımızı yenilemedik mi?

Şahsen A Milli Takımımızın Paraguay maçıyla yeni bir çıkış yakalayacağından zerre kuşkum yok.

Haa olmazsa da dünyanın sonu değil, canları sağolsun.

Üzülür, kırılırız belki biraz da kızarız ama o kadar.

Aynı heyecanla Euro 2028'e gözümüzü çeviririz.

Çünkü onlar, 'Bizim çocuklar'ımız