İnsanlık uzun mücadele ve deneyimler sonrasında uygarlık rotasında yeni toplumsal düzen ve sistemler getirme becerisi kazandı. İlkel insan kaba kuvvet ve kişisel becerileri ile diğer insanlar, doğal varlıklar ve doğanın sunduğu maddi varlıklar üzerinden kişisel üstünlük ve egemenlik kurmaya yöneldi. Esasen her canlı, yaşamda kalabilmek

için yiyecek, eş, yuva ve güç arama (saldır ya da kaç) içgüdülerine sahiptir. İnsanın, süreç içinde doğal kaynaklara ve diğer insanlar üzerinde güç kazanma güdüsü toplumsal yaşamda kişisel güç, siyasi güce dönüşürken krallıkları yarattı.

Ancak insanlığın kaba kuvvet yerine, akla ve insana yaraşır uzun erdem arayışı, süreç içinde demokratik sistemlerin doğmasını sağladı. Kişisellik yerine geçen kapitalizmin bireyciliği bile, demokratik sistemde karşısındaki insanı da bir birey olarak görerek, uzlaşma arayışını geliştirdi. Ayrıca maddi sermaye gücüne dayalı kapitalizm evrilirken, toplumsal yaşamda sosyal devlet anlayışı yerleşti.

****

Günümüz bilgi toplumu ile temel üretim faktörü, maddi faktörler olan toprak ve sermayeden bilgiye kayınca, yeni ekonomik güç yaratmanın ana kaynağı köklü bir değişim geçirdi. Yeni güç odakları yenilik ve yenilikçi bilgi yaratan az sayıdaki kişi, kurum ve devletlerin tekeline geçti. Kişiselliği öne çıkardı. Bu süreç, akıllı makinalar, robotlar ve yapay zeka olgusu ile zenginleşti. Yeni güç odakları, bilgi birikimi, yenilikçilik ve servetini sürekli geliştirirken toplumun bir kesimi, bu süreçten koptular. Bilgi çağı ve yeni teknolojilerle yaratılan yeni toplumsal yapılanmalar kendi içinde kendi dengelerini ve sentezini henüz yaratamadı. Teknolojik alandaki köklü sıçramalara toplumsal sürecin

diğer alt sistemleri olan sosyal ve kültürel alanlardaki değişimler eşlik etmekten henüz çok uzak gözüküyor.

Oysa yenilikçi teknolojik yenilenme kendi mecrasında hızla değişirken; buna ilk reaksiyonlar, pozitif ya da negatif yönde siyasi güç odaklarından geldi. Siyasi güç odakları, teknolojinin yeni yarattığı fırsatları kendi politik çıkarları için kullanma sürecine yöneldi. Zira yeni şekillenmekte olan ortam koşulları ve işleyişi henüz derin ve etik düşünülmüş, toplumsal denge, uzlaşı arayışı oluşturacak hesaplaşmayı yaşamadı. Aksine kişisel fırsatlar siyasiler için hazır duruma geldi. Günümüzün otoriter eğilimli siyasi iktidar sahiplerinin çoğu demokratik ilkeler yerine, kendi kişisel siyasi ve ekonomik otoritesini güçlendirme arayışını önceledi. Zira iletişim teknolojisin yarattığı kolaylıklar ve görsellikler kitlelerin algı ve davranışlarını kolayca yönlendirme ve manipüle etme şansı getirdi. Bu şansı iyi kullanan siyasiler günümüzün yarı otoriter iktidarlarını yarattı.

****

Örneğin Trump bugün savaşı bile algı yönetimi ve görsellikler üzerinden yönetme uğraşındadır. Macaristan’da devrilen Orban’ın devlet tv’sini nasıl kullandığı itirafı geldi. Ayrıca hiç uzağa gitmeye

gerek yok. AKP’nin 25 yıllık iktidarı, algı yönetimi ve görselliği çok etkin kullanımı sayesinde sürdü. Medyanın yüzde 90’ni kontrol altına alarak, toplum algı ve görsellik yönetimi ile yönlendirildi. Yaşanan çok büyük ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel erozyon ve çözülmelere rağmen iktidar kendi varlığını sürdürdü.

Günümüzün yapay zeka destekli kişiselleşen siyasi algı yönetimi, kolayca kişisel iktidar kapılarını açarken, bilimsel akla dayalı sistem, kural ve kurum ve hukuk gibi toplumsal süreçler ve vizyoner stratejiler oluşturma zahmetine girmeye ihtiyaç duymaz. Zira stabilize olmuş kişisel iktidarın yaratığı fırsat, keyfilik ve rehavet büyük bir konfor alanı yaratır. Bundan kurtulmak köklü bir birikimve Atamızın belirttiği gibi aklı, bilimi ve teknolojiyi birlikte rehber edinmekten geçer.