YAĞMUR KARADAĞ/Dokuz Eylül TV’de yayınlanan Gerçeğin Öteki Yüzü programında; İGC Başkanı Dilek Gappi, Avukat Murat Aydın ve Gazeteci Ender Aldanmaz bu hafta, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nın tarihi öneminden başlayarak, İzmir'deki İZDOĞA ve İZBETON soruşturmalarını ile Aydın'da gazeteci Yelis Ayaz'ın tutuklanmasıyla yargının siyasallaşması iddialarını kapsamlı bir şekilde değerlendirdi.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, 107 yıl önce Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru'nda yola çıktığını belirterek, kurtuluş mücadelesinin bir diğer önemli fişeğinin ise 15 Mayıs'ta Şehit Gazeteci Hasan Tahsin tarafından atıldığını belirtti. Hasan Tahsin'i anmanın Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcını bilmek anlamına geldiğini vurgulayan Gappi, gazetecilik mesleğinin de gerçeği söylemek üzerine kurulu olduğunu belirterek, "Bize sunulan gerçeklerin ötesinde hangi soru işaretleri var, neler yaşıyoruz, doğrular ne, bunları objektif habercilik tarzımızla vermeye devam edeceğiz" dedi.

Avukat Murat Aydın ise Atatürk’ün Samsun'a çıktığı anları Nutuk'un ilk sayfalarından örnekler vererek anlattı, Atatürk'ün yönteminin her zaman "halka gitmek ve halkla birlikte yürümek" olduğunu ifade etti, Atatürk'ün "Bir gün kendinizi çaresiz ve umutsuz hissettiğinizde bir kurtarıcı beklemeyin, kurtarıcı kendiniz olun" sözünü hatırlattı.

Gazeteci Ender Aldanmaz da 19 Mayıs'ın anti-emperyalist Kurtuluş Savaşı'nın en önemli mihenk taşı olduğunu dile getirerek, Atatürk'ün bu anlamlı günü gençlere ithaf etmesinin gurur verici olduğunu, dünyada sadece Türk gençlerinin böyle bir bayramı olduğunu vurguladı.

"GÜCÜ YETEN, YETENE BİR DÜZEN İŞLETİYOR"

Aydınpost Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yelis Ayaz'ın, AK Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş'ın oğlunun okula tabanca götürdüğüne dair CİMER şikayetlerini haberleştirmesi nedeniyle tutuklanması programda ele alınan konu oldu. İGC Başkanı Dilek Gappi, gazeteci Yelis Ayaz'ın sadece görevini yaptığını belirterek, CİMER'e şikayette bulunan velilerin çağırılıp ifadelerinin alınması yerine gazetecinin yıldırım hızıyla tutuklandığını söyleyerek duruma tepki gösterdi. Gappi, "Gazetecilerin üzerine gidemezsiniz. Yarın öbür gün bir facia yaşandıktan sonra mı yazalım? Biz mesleğimizi ve meslektaşlarımızı size paspas ettirmeyeceğiz" diyerek Ayaz'ın serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.

Gazeteci Ender Aldanmaz ise olayın kurmaca olmadığını, CİMER başvurularıyla tescillendiğini ve savcılığın da okulda oyuncak olduğu iddiasıyla bir silah olduğunu kabul ettiğini belirtti. Aldanmaz, muhalif bir çizgi sergileyen Aydın Post'a ve Aydın basınına yargı üzerinden bir "balans ayarı" verilmek istendiğini ileri sürdü.

Avukat Murat Aydın ise bu tutuklamanın, kamuoyunda ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ olarak bilinen suçlama kapsamında yapıldığına dikkat çekti. Bu yasa çıkarken gazetecileri susturmak için kullanılacağını defalarca söylediklerini ifade eden Aydın, "Yalan olduğu açıkça belli olan AK Partili yöneticilerin iddialarına hiçbir işlem yapılmazken, gücü yeten, yetene bir düzen işletiliyor. Yargı sistemi iktidarın emrinde hareket ediyor" diyerek hukukun siyasallaşmasına karşı demokratik dirençle mücadele etmeye devam edeceklerini ifade etti.

“İNSANLAR HAKSIZ YERE CEZAEVİNDE”

Programın gündem maddelerinden biri de İzmir'de yürütülen İZDOĞA ve İZBETON soruşturmaları kapsamında yaşanan tutuklamalar oldu. Gazeteci Ender Aldanmaz, Avukat Murat Aydın’a tutuklamaların Şaşal Fabrikası, Kocadere restorasyon çalışmaları ve İZBETON'daki anket konusu hakkındaki soruları yöneltti.

Avukat Murat Aydın davalara dair hukuki detayları paylaşarak, İzBB’nin bir iç denetim yaptığını ve denetim sonrasında teftiş kurulunu harekete geçtiğini ifade etti. Aydın, “İzBB, kimi bulguları belirlediği için bunu savcılığa suç duyurusu olarak bildiriyor. Savcılık daha sonra ikisi emekli Sayıştay denetçisi, birisi mali hesap uzmanı olan 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alıyor. Gerçeği yansıtmayan, içeriğinde bir sürü hukuka aykırılık olan bilirkişi raporu. Sulh Ceza Hakimliği, hepsinden bahsederek tutuklama kararı veriyor. Üzüldüğüm nokta, tartışmanın kim kime ne yaptı üzerinden dönerek asıl meselenin kaçırılması. Burada asıl mesele insanlar haksız yere cezaevine konuluyorlar. Bunu yapan da hukuksuz düzen” diye konuştu.

A80 P5718

Buca’da 19 Mayıs coşkusu
Buca’da 19 Mayıs coşkusu
İçeriği Görüntüle

"BİR KOYUNDAN İKİ POST ÇIKARILMAZ"

Soruşturmaya konu olan Şaşal Fabrikası'ndaki iddialara değinen Avukat Aydın, üretimin aksamaması için sıfır pet şişe makinesi yerine, yüklenici firmanın geçici ikinci el makine monte ettiğini anlattı. İzBB’nin ikinci el makineyi teslim almadığını ve parasını da ödemediğini belirten Aydın, savcılığın ise bu geçici durumu "hile" olarak nitelendirdiğini aktardı. Savcılığın aynı fiilden dolayı hem güveni kötüye kullanma hem de dolandırıcılık suçlaması yönelttiğini ifade eden Aydın, "Bir fiille iki suç oluşturulmaz, bir koyundan iki post çıkarılmaz. Bu mantığın temel maddesidir" diyerek eleştirdi.

Kocadere rekreasyon alanı projesindeki iddialara da açıklık getiren Aydın, inşaatın ilerleyen aşamalarında fiyat artışlarından etkilenmemek için önceden alınan binlerce parça malzemenin depolarda durduğunu, daha sonra belediyenin projeyi durdurma kararı alması üzerine şirketin bu malzemelerin parasını faiziyle birlikte belediyeye geri ödediğini belirtti. Ortada hiçbir kamu zararı olmadığını vurgulayan Aydın, "Bu ülkede hiçbir şey yapmamanın cezası yok. Melih Gökçek'in yargılanmadığı yerde hiçbir belediye başkanı yargılanamaz" dedi. Aydın ayrıca, konunun CHP'nin iç çatışması gibi yansıtılmasından üzüntü duyduğunu belirtti, “Asıl mesele yargı eliyle muhalefete uygulanan baskı” dedi. Suç işlediği kesinleşen kişilerin dışarıda, şüpheyle yargılananların ise cezaevinde olduğunu belirten Aydın, "Güveni kötüye kullanma suçundan tutuklama yapıldı. Bu suçun cezası 1 yıldan 7 yıla kadar. Yani alt sınırı 1 yıl olan, yatarı olmayan bir suçtan dolayı tutuklama verildi. Bugün bu arkadaşlara ceza verilse ve kesinleşse bile cezaevinden çıkacaklar" dedi.

“İZMİR KİLİTLENİR, BU ALGIYLA BAŞA ÇIKAMAZSINIZ”

Dilek Gappi ise bu noktadaki bakış açısının bir süre sonra İzmir'e çok daha fazla kamu zararıyla baş başa bırakacağını belirterek, “Kamu için bir şeyler yaparsanız, sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Ancak insanların iddianameleri ortaya çıkmadan tutuklu yargılanmalarını gerektirecek noktada olamaz, olmamalı. Eğer böyle bir ortam varsa da bunun süzgeçleri mutlaka olmalı. Gelecekte İzmir öyle bir kilitlenir ki bu algıyla başa çıkamazsınız” diye konuştu.

Kaynak: YAĞMUR KARADAĞ