Mazhar Alanson sosyal medyada gündem olunca eski bir anımı hatırladım. Yeni Asır Gazetesi'nde spor muhabiriydim. Tam toy zamanlarım. O dönemde bizim için futbol dışındaki bütün spor branşları da potansiyel haber alanlarıydı. Şimdiki gibi oturduğun yerden hikaye yazamazdın. Haber getireceksin, haber de haber olacak...

Bir pazar günü görev dağılımı yapılırken, müdürümüz Gürkan Ertaç, Erhan Hartaç ile bana hentbol maçlarına gitme görevi verdi... Maçlar eski fuar alanında... Aynı gün Alsancak Kapalı Spor Salonu’nda Sezen Aksu ve MFÖ konseri var... Ayrıca hentbol maçlarının başlamasına da daha epey zaman var.

Gazeteden jet hızıyla çıktık. Niyetimiz konseri kaçırmamak. Yürüme mesafesindeki maçlara yetişmek sorun değil...

Biz önce Mazhar Fuat Özkan Üçlüsü’nü, ardından da Sezen Aksu'yu en yakın yerden keyif içinde izledik.

Müzik ruhun gıdasıysa gıdamızı tam aldık. Maç saati gelince de oraya geçtik.

Her şey güzel.

Ama her şeyin bir sonu var...

Bizi konserde gören bir arkadaşımız, yememiş içmemiş Gürkan Ertaç Abimize şikayet etmiş.

Döndüğümüzde Gürkan Ertaç Abimizin suratı beş karıştı. En iyi fotoğrafları, ayrıntılı yıldız tablosunu versek de ikna olmadı. Bizi bir güzel fırçaladı...

Sonra da olayı abartarak şöyle anlattı...

Bunları hentbol maçına gönderdim. Gece yarılarına kadar haber ve fotoğraf bekledim. Biz burada kıvranırken meğerse onlar, çaka çiki anladık diye ritim tutuyorlarmış.”

Yani fırça yemeyi göze alarak gittiğimiz konserin solistlerinden biri Mazhar Alanson'du... O derece seviyorduk...

Sonra zaman geçti. Kendisi siyasi düşüncelerini sergiledi. Rahatsız olanlar oldu, alkışlayanlar oldu.

Yapacak bir şey yoktu tercih onundu.

Ama yıllarca severek dinlediğimiz “yandım yandım” şarkısı için söyledikleri hiç olmadı...

Kabe için yazdım” dedi...

İnandık...

İnanmayan birileri de gitti 24 yıl önce “Bodrum için yazdım” dediği görüntüleri ortaya çıkarıverdi...

Tabii biz sanatçıları başka bir yere koyuyoruz ve düzgün bir duruş bekliyoruz.

Berna Laçin ise şarkı sözlerine takılmış soruyor; “Bana yeniden şarkılar söyleten kadın kim? Meryem Ana mı?”