Sunay Akın; Şair Yazar Anlatıcıdır. Kendi deyimiyle, “modern zaman meddahı”dır. ”Koyu Mavi Memleket Kumaşı” isimli son kitabında Cumhuriyet’in gizli kahramanlarının öykülerini kaleme aldı. “Memleketin kumaşı hâlâ asil, hâlâ güzel, tüm renkleriyle. Fakat emperyalist senaryolar bu kumaşı kirletiyor. Onu kirlerden arındıracak olan da yine halktır.” diyor Sunay Akın.

Şair duyarlılığıyla Cumhuriyet’in görülmeyen hikâyelerini, bilginin kıyısında kalmış kahramanlarını -tarihsel ayrıntılarla- yeniden gün yüzüne çıkarır Sunay Akın. Türkiye Cumhuriyetinin temelinin “kültür” olduğunu savunur her platformda. Ona göre, “Kurtuluşunun temeli kültür olan bir ülke, ekonomisini üretime dayandırmazsa, direklerinde dalgalanan bayrağı asla özgür olamaz!”

Unnamed (1)-13

Sunay Akın; Orhan Veli gibi, tıpkı Tevfik Fikret gibi, diğerleri gibi yaşamak ister. Yazdıklarıyla, ürettikleriyle, çok sevilendir. Bir röportajındandır şu satırlar; “Ben sırları çok iyi kendimde toplayan bir insanım ve o sırlardan kendimi aynaya dönüştürüyorum. İnsanlar kendilerini bende görüyorlar. Sorarım size, yazdığı, ürettiği sanat eserleriyle hibe edilmiş toplumdaki insanların sevgisini kazanmak kolay mı? Çok zor. Bunu başardıysam, bir sanatçının ulaşması gereken en dip noktaya ulaştım demektir. Ben her yerde ürettiklerimle konuşuluyorum, şiirlerimle, yazılarımla, çalışmalarımla, araştırmalarımla.” “Kitap her ne amaçla kullanılırsa kullanılsın, insana düzgün yürümeyi ve dik durmayı öğretir.” Kıymetli Dostum Sunay’ın en beğendiğim sözlerindendir!

-SOYLU ŞAİR YAZAR-

180957

Anısı Güzel Okan Yüksel Ustam, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Gazetecilik Yarışması’nda Birincilik Ödülü kazanan “Gazeteci Şairler ” kitabında Sunay Akın’ı bakın nasıl anlatmış?;

“Ülkesindeki Kız Kulesi’nden Kanguruya neden kanguru dendiğine, Navojo kızılderilisinin, astronotlar aracılığıyla aya göndermek istediği mesaja kadar çok değişik türdeki konuları işleyen Sunay Akın’ın anlattıkları muziplik gibi görünse de kırgınlıklar içerir. Sömürgeciliğin evrensel boyutu sürekli gündemdedir Sunay Akın şiirlerinde. Toplum için soran, sorgulayan bir şairdir. Kağıt gemilerden emekli kaptandır Sunay Akın. Onun şairlik ormanında tek sözcük okunur; Onur. Dizeleri ateş gibi yakıcıdır. ‘Kız Kulesi’ndeki Kızılderili ateşi gibi’ namuslu bir şiir işçisi Sunay Akın. ‘Veşaire… Veşaire’ başlıklı köşe yazılarıyla da soylu bir şair yazar basın emekçisidir.”

-KÜLTÜREL MİRAS-

Sunay Akın son kitabı “Koyu Mavi Memleket Kumaşı’’nda, Mustafa Kemal Atatürk‘ün Cumhuriyet’i neden ”kültür” üzerine kurduğunu gizli kahramanlarımızın öyküleri üzerinden anlatıyor. Sanatın, kültürün bağımsızlıkla eşdeğer tutulduğu bir mirası devraldığımızı da hatırlatıyor bizlere.

Çanakkale Savaşı’nı cephede resimleyen ressamlarımız, Latmos Dağı’ndaki mağara resimleri, Gülcemal gemisinin burnuna çizilen köpükler, Yaşar Kemal ve Arif Dino’nun Paris Garı’ndaki bekleyişleri, Pendik’te bir evde ortaya çıkan Exupéry fotoğrafı, Mustafa Pilevneli’nin Kaşinozaki Feneri’nin yanındaki müzede sergilenen tablosu, Vedat Günyol’un elinden geçen Ferhan Şensoy’dan ilk, Sait Faik‘ten son bir öykü…

Sunay Akın bir kurşun asker misali balığın karnında başladığı serüvenlerini, her zaman evine geri dönerek bitiriyor…

-KİTABIN ADININ ÖYKÜSÜ-

Unnamed-85

Kendi ifadesiyle “modern zaman meddahı” Sunay Akın son kitabının adının öyküsünü bakın nasıl anlatıyor?;Hatı Çırpan’ın öyküsü, Cumhuriyet’in kadına verdiği değerin bir anlatımıdır. Tabii Anadolu kültürünü unutmuyorum; bir Anadolu kadını var karşımızda. Anadolu’yu burada çok önemsiyorum. Çünkü biz hep ilerlemişlik ve çağdaşlık denilince aklımıza İstanbul gelir. Evet, İstanbul gerçekten tarihimizde en önemli, çağdaşlaşmanın ve ilerlemenin kenti olan, düşünsel hareketlerin üretildiği bir yer. Ama İstanbul’a bu değerleri kazandıran hep Anadolu olmuştur. İstanbul’un tarihteki kültürel mirası, zenginliği Anadolu’nun birikimidir(…) Hatı Çırpan da bir Anadolu kadınıdır ve Mustafa Kemal Atatürk ile yolları kesişiyor; milletvekili oluyor. Onun meclisteki katılımını anlatan çok eski bir gazete kupüründe ‘Üstünde koyu mavi bir memleket kumaşı vardı’ diye bir tanımlama okudum. Bu da beni çok etkiledi; çok şiirsel, çok lirik bir anlatımdı.”

-BİLGİ, GÜÇTÜR-

“Bilginin ışığını karanlığa taşıyan elleri anlatır” Sunay Akın. Önce sorar ve bilginin güç olduğunu vurgulayarak da yanıtlar; “ Bu insanların avuçlarında, geleceğimizi daha güzel, daha aydınlık kılan bir ışık var mı? O ışığı taşıyan elleri anlatıyorum. Çünkü aslında o ışık, kendisidir. Anlattığım insanlar üzerinden hep daha ileriye taşınan değerler var. Nedir bunlar? Eşitlik, adalet, insan hakları, demokrasi, barış… Bu değerlerin yücelmesi ve yükselmesine katkıda bulunan insanları hep anlatıyorum. Bunlar kimi zaman sanatçılardır, kimi zaman bilim insanları, kimi zaman devrimciler. Ama aslında anlattığım tek bir ışık: Yüzyıllar geçse de hep elden ele taşınan, insanlığın geleceğini aydınlatan ışıktır. Benim anlattığım odur. “

Dalai Lama ne güzel demiş: ”Bu dünyanın daha başarılı insanlara değil, iyi hikayeler anlatan insanlara ihtiyacı var. ” Sunay Akın; hayatı var edenin hep insan olduğuna inanandır. O; “dünyanın kendisi büyük bir kitap onu okumamız gerekiyor” diyendir! O; Türkiye’nin önde gelen şair, yazar, gazeteci ve araştırmacılarından birisi! O;Ülkemizin ilk oyuncak müzesinin kurucusu! O tek kişilik gösterileriyle de iyi bir tiyatro oyuncusu! Son Söz Yerine; O; “Kalem ve Kelâm Ustası” Sunay Akın!..