ÖZGE UYANIK/Eğitim-Sen İzmir Şubeleri, 2025-2026 eğitim öğretim yılını değerlendirdi. Eğitim-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Hamdi Çalık, İzmir’de yaklaşık 720 binden fazla öğrencinin eğitim yılını çok sayıda sorunla tamamladığını belirterek, kamusal eğitimin giderek zayıflatıldığını ve eğitim sisteminin derin bir kriz içinde olduğunu söyledi.

“Okulların çoğunda klima yok, öğrenciler ter içinde ders takip etmeye çalışıyor. Klimayı geçtim, perde bile yok. Sınıflarda perde taktırmak için bile ödenek bulunmuyor. Kantinlerdeki yiyecekler dışarıdan daha pahalı. Sınıflara asılan akıllı tahtaların yüzde 80’i çalışmıyor. Okulların yüzde 90’ında tuvaletlerde sabun ve kâğıt havlu yok. Böyle bir eğitim ortamındayız” diyen Çalık, eğitimdeki sorunların artık yapısal hale geldiğini ifade etti.

Öğrenciler eşitsizlik, yoksulluk ve fiziki yetersizliklerle karşı karşıya kaldı

Eğitim-Sen, eğitim sisteminin giderek daha fazla eşitsizlik üreten bir yapıya dönüştüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Öğrencilerin, velilerin bütün taleplerine rağmen bir öğün yemek ve temiz su ihtiyacının giderilmesi doğrultusunda bu eğitim öğretim yılında da herhangi bir somut adım atılmamıştır.

Okul kantinleri yetersiz, denetimsiz, sağlıklı beslenme koşulları taşımayan ürünler piyasadan daha pahalıya satılmaktadır. Çay, su, tost gibi öğrencilerin çok tükettiği ürünler dışarıdan daha ucuza alınabilmektedir.

Okullarımızın yarısından fazlasının dersliklerinde klima bulunmamakta, Nisan ayından başlayarak iki aydan daha fazla süre öğrencilerimiz kalabalık sınıflarda terleyerek derslerini takip etmekte güçlük çekmektedir.

2010 yılında uygulamaya konulan FATİH Projesi kapsamında dersliklere konulan akıllı tahtalar geçen 16 yıl içinde herhangi bir yenileme yapılmadığı için adeta duvarda asılı birer hurda yığınına dönüşmüştür.

Dersliklerin çoğunluğu masa ve sıraları kırık dökük, pencerelerinde perde bulunmayan yetersizlikler içindedir.

Öğrenci tuvaletlerinin hemen hemen tamamına yakınında temizlik için gerekli sabun ve kâğıt gibi malzemeler bulunmamaktadır.

Depremde hasar görmüş olması veya depreme dayanıksız olduğunun tespit edilmesi nedeniyle yıkılan okulların yapımının yavaş seyretmesi nedeniyle çoğu okulun yapımı tamamlanmamış, birden çok okul aynı binada yetersizlikler içerisinde eğitim öğretim yılını tamamlamıştır. Birinci yarıyıl raporumuzda belirttiğimiz ve örneklerini de verdiğimiz gibi koridorların derslik olarak kullanıldığı okullarımız bulunmaktadır.

Yeterli personel olmaması nedeniyle okul bahçelerinin, koridorlarının, dersliklerinin ve tuvaletlerinin temizliği yapılamamaktadır ve öğrenciler hijyenik koşulları elverişsiz ortamlarda eğitim öğretim yılını tamamlamışlardır.”

MESEM’lerde çocuk emeği sömürüsü var

Eğitim politikalarının öğrenciler arasında ayrımcılığı artırdığını ve ekonomik zorlukların çocukları erken yaşta iş gücü piyasasına ittiğini belirten Çalık şöyle konuştu:

“Maarif modeli müfredat değişikliği kapsamında gerçekleştirilen bazı uygulamalar öğrenciler, öğretmenler ve veliler arasında ayrımcılığa yol açmıştır. Örneğin Ramazan ayı etkinlikleri genelgesi ile okul öncesi eğitim kademelerinden başlayarak ilk, orta ve lise eğitimi kademelerinde yapılan uygulamalar, oruç tutanlar ve tutmayanlar, dindar olanlar ve olmayanlar şeklinde okullarda ayrımcılığı derinleştirecek şekilde gerçekleşmiştir.

Sağlıklı ve dengeli beslenmeleri doğrultusunda adım atılmayan, temiz içme suyuna ulaşımı sağlanmayan, hijyenik olmayan ve fiziki altyapısı yetersiz ortamlarda eğitimlerini sürdürmek zorunda kalan öğrencilerimiz üstüne bir de ayrımcılıkla karşı karşıya bırakılmıştır.

Okullarda yıl sonu zili çalıyor: 18 milyon öğrenci için yaz tatili başlıyor
Okullarda yıl sonu zili çalıyor: 18 milyon öğrenci için yaz tatili başlıyor
İçeriği Görüntüle

İl genelinde pansiyonlu okullardan özellikle merkez ilçelerde bulunanların kapasiteleri yetersizdir. Örneğin İzmir Atatürk Lisesi pansiyonunda kapasitenin yeterli olmaması nedeniyle Torbalı’dan, Aliağa’dan ve Manisa’dan öğrencilerimiz sabah saatlerindeki derslerine yetişmeye çalışmaktadır.

Fırsat eşitliği olmaması nedeniyle özellikle alt gelir gruplarından ailelerin çocukları sayıları sürekli artan MESEM’lerde çocuk emeği sömürüsüne maruz kalmaktadır. İzmir’de 9’uncu sınıf seviyesinden başlayarak giderek artan sayıda öğrenci MESEM’lere yönelmektedir. Ekonomik zorluklar içindeki ailelerin çocukları kuralsız ve denetimsiz bir şekilde erken yaşta piyasanın ucuz iş gücü talebini karşılamak üzere ucuz emek piyasasına sürüklenmektedir. Mesleki eğitim adı altında fiilen eğitim hakkı ortadan kaldırılmaktadır.”

Öğretmenler sürgün, güvencesizlik ve mobbingle yılı tamamladı

Açıklamanın son bölümünde ise öğretmenlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekildi.
“2025-2026 eğitim öğretim yılında öğretmenlerin yaşadığı sorunlar daha da ağırlaşmıştır. Norm kadro uygulamaları kapsamında oluşturulan ilçe grupları içinde yapılan yer değişiklikleri adeta sürgüne dönüşmüş, Gaziemir’den Kemalpaşa’ya veya Menderes’ten Bornova’ya yer değiştirmek zorunda bırakılan öğretmenler bu eğitim öğretim yılında adeta sürgün koşulları yaşamıştır.

Keyfi soruşturmalar sonucunda görev yerleri değiştirilen pek çok öğretmenimizin kendisi yanında eşleri ve çocukları için yaşamın sürdürülmesi bir eziyete dönüşmüştür. Artan fiyatlar karşısında eriyen ücretler, öğretmen maaşının yarısına varan kiralar, öğretmenlerin temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesine neden olmuştur.

Milli Eğitime bağlı kurumlarda ve okullarda liyakatten uzak idareci görevlendirmeleri eğitim kurumlarında ciddi bir yönetim krizine yol açmıştır.

Kadrolu çalışan öğretmenlerin yaşadığı bu sorunlar ücretli öğretmenler ve özel sektörde çalışan öğretmenler için daha da katlanılamaz boyutlarda yaşanmaktadır. Özel sektör öğretmenlerinin ve ücretli öğretmenlerin çoğu asgari ücretin altında, ağır koşullarda, izin ve sağlık hizmetinden yararlanma gibi pek çok sosyal haktan mahrum olarak çalışmaktadır.

Mevcut durumda Konak ilçesinde 446, Karabağlar’da 472, Torbalı’da 288, Ödemiş’te 122, Kiraz ilçesinde 110, Tire’de 62, Beydağ ilçesinde ise 21 ücretli öğretmen çalışmaktadır. Yüz binlerce öğretmen atama beklerken İzmir ilinin sadece birkaç ilçesinde yüzlerce öğretmenin güvencesiz olarak çalıştırılması da göstermektedir ki, güvencesizlik bir zorunluluk değil, siyasal bir tercihtir.”

Muhabir: ÖZGE UYANIK