"Gazeteci-yazar Yaşar Aksoy, Şakirpaşazade Halikarnas Balıkçısı Ailesi adlı bu kapsamlı biyografisinde Cevat Şakir Kabaağaçlı ile birlikte, bir kuşağın ve düşünce geleneğinin portresini çiziyor. Bodrum’un tuzlu rüzgârlarında, Büyükada’nın salonlarında, Oxford’un taş duvarlarında yankılanan bir hayatın ardındaki ideolojik damarı gün yüzüne çıkarıyor. Halikarnas Balıkçısı’nın ‘Mavi Anadolu’ ülküsünü, Anadolu uygarlıklarının Batı düşüncesine armağan ettiği ışığı, insanı ve doğayı aynı potada birleştiren felsefesini belgeler, mektuplar, hatıratlar ve ilk kez yayımlanan özel arşivlerle aktarıyor.”

101988


“Aksoy’un titiz kalemiyle Cevat Şakir, yalnızca bir yazar değil; Anadolu’nun sesi, Akdeniz’in vicdanı, çağdaş Türk hümanizmasının kurucusu olarak yeniden doğuyor. Kitap, Şakir Paşa Ailesi’nin iç dünyasından Türkiye’nin kültürel devrim tarihine uzanan bir yolculuk; sanatla, inançla, fikirle örülmüş bir hayatın, maviye çalan sonsuzluğunun hikâyesi...
“Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin...” Ve bu kez, yalnızca bir kenti değil, bir ideali göreceksiniz."(Arka Kapak Tanıtım)

100793

Usta Gazeteci Yazar Yaşar Aksoy’un “Hayatımın İdeolojisini Örgütlemiştir” dediği Cevat Şakir Kabaağaçlı için yazdığı son kitabı;

“ŞAKİRPAŞAZADE HALİKARNAS BALIKÇISI AİLESİ”

Halikarnas Balıkçısı bir bilgin düşünür olarak ortaya çıkmadı. Bir edebiyatçı olarak yaşadı. O, özgün düşüncelerini kolayca anlaşılacak biçimde okura iletmekte ustalık gösterdi. Ölümü salt 85 yıllık yorgun bir bedenin canlılığını yitirişini değil, o zengin deneyimli beyinde birikmiş ve artık bizlere bir giz olarak kalmış nice kültür değerinin de onun ölümüyle yok oluşudur. (AZİZ NESİN, Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim,2006 Nesin Yayınevi)

101993

Neredeyse bütün kitapları kitaplığımdadır, imzalatabildiklerim de var aralarında.

En eskisi (bendeki) 1981 basımı “Anıtkabir Destanı”. “İzmir’i Sevme Sanatı” ise başucu kitaplarımdandır. Yaşar Aksoy; “Ulusal Direniş ve Namus Kenti” diye tanımladığı Güzel İzmir’in, Ege’nin ve ülkemizin en üretken yazarlarındandır. Kent kültürüne katkıları asla unutulmazdır. Asla tükenmemiş kalemiyle simgeleşmiş basın emekçisidir, sorumluluğunu unutmaz aydınımızdır.

“İzmir’i Sevme Sanatı”nın arka kapağındandır şu satırlar; “İzmir’i kim yazıyor diye sorarsak, akla hemen ekmeğini gazetecilikten çıkaran Yaşar Aksoy gelir. Binlerce yıllık kentin adım adım atılmamış kaldırımlarını, hiç el değmemiş evrak-ı metrukeleri’ni yıllar boyunca arşınlayan Aksoy halkın içinde, halkla beraber araştırma yapan, yazan, kendine özgü bir Çelebi’dir. Semtler, sokaklar, evler, tapınaklar, anıtlar, insanlar, evliyalar, kahramanlar, Mesih’ler, Aziz’ler, eşyalar, pullar, kartpostallar, gravürler, kitaplar ve kabristanlar, hatta mezar taşları onun dünyasını oluşturur.

Resmi suratlı ‘yazılı tarih’ten yana değildir. Güler yüzlü ‘sözlü tarih’e, süslü püslü ‘folkorik tarih’e, şen şakrak ‘melodisel tarih’e bayılır. Karşıyaka’yı, Namazgah’ı, Kemeraltı’nı, Frenk Mahallesini, Karantina’dan Güzelyalı’ya kadar tüm sahili, Asansör’ü, Karataş’ı, Buca’yı, Bornova’yı, çok sevgili Alsancak’ı, Çeşme’yi ve tüm ilçeleri, hep bu inançla yazmıştır.O, önünde hiç ayak izi bulunmayan ve arkasından hiç ayak sesi gelmeyen bir ‘keşşaf’ olarak, İzmir’in dehlizlerinde ömrünün sonuna kadar kandil taşıyacaktır.”(İzmir’ Sevme Sanatı, İLERİ Kitabevi,1994)

100699

xxxx

Yaşar Aksoy “Cumhuriyetin Açık Hava Müzesi” İzmir’i yazar, Büyük Önder Atatürk’ü, İlk Kurşun’u, Hasan Tahsin’i, Kuvay-ı Milliye’yi yazar anlatır. “Hasan Tahsin beni yaratanların başında gelir”der. Cumhuriyet Dönemi İzmir Altılıları; Samim Kocagöz, Salah Birsel, Şükran Kurdakul, Attila İlhan, Necati Cumalı ve Tarık Dursun K’yı yazar. Onlara “İzmir Altılıları” şiirini ithaf etmiştir. Dario Moreno’yu, Benal Nevzat’ı, Halil Çavuş’u, H.Ziya Uşaklıgil’i, Turgay Gönenç’, Muzaffer İzgü’yü, Refik Durbaş’ı, Aydoğan Yavaşlı’yı, Dr.Onur Şenli’yi, Dinçer Sümer’i, Milli Kütüphane’yi, Şiir Matineleri’ni, Gökovalı Hoca’yı, Özdemir Hazar’ı, Oktay Gökdemir’i, Demokrat İzmir Gazetesini, Yeni Asır’ı, kitap fuarlarını yazar, anlatır.

xxxx

Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın yazarlık yaşamında öncü bir yeri olduğunu olduğunu söyler hep Yaşar Aksoy.

1984’te yayımlanan 249 sayfalık ve Cevat Şakir’in 10.Ölüm Yıldönümü’ne ithaf edilen kitabının ismi de “Halikarnas Kadırgası”dır. Kitap; Balıkçı’nın dümenindeki, tayfaları arasında Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu ve Mavi yolcuların bulunduğu sık sık antik kentlere uğrayan bir hayalet gemiden söz etmektedir.

Aksoy’un 27 yıl İzmir’de Hatay 232 sokaktaki “Merhaba “apartmanında yaşamış Balıkçı’ya ait ifadeleridir; “Onu, bir kültür ideolojisi, bir yurtseverlik göstergesi, bir insanlık davası, bir evrensel uygarlık çağrısı olarak hissettim. Yurdumdaki kavgacı ideolojilere onun sayesinde uzaktan ürpertiyle baktım, barışçı yolda insan ve dünya kardeşliğinde yürümeye çalıştım.”

100794

xxxx

“Şakirpaşazade Halikarnas Balıkçısı Ailesi” de Yaşar Aksoy’un “Kırmızı Kedi” etiketiyle raflarda buluşan biyografi türü son kitabı. Alıp, iki günde okudum.

Yazar, kitabın; “Şakir Paşa Ailesi’nin Halikarnas Balıkçısı’nın ayrıntılı ve doğru anlatımı değil, Cevat Şakir’in anlatılmamış ideolojisini, yani devrimci dünya görüşünü dosdoğru anlatan ve ülkemizdeki tek çalışma olduğunu” belirtiyor.

Türkiye’nin ilk iletişim uzmanlarından Gazeteci Yazar Şair -benim de Çok Kıymetli Dostum- Haluk Şahin ‘in kitap hakkında yazdığı şu cümleler oldukça değerlidir; “ Balıkçı,60’a yakın kitap yazan Yaşar Aksoy’un ‘piri’dir. Aksoy, hayatının büyük bir kısmını hiç yüz yüze gelmediği Balıkçı’nın ayak izlerini inceleyerek geçirmiş, neredeyse onun bastığı taşların altına bile altına bakmaya üşenmemiştir. Kitaptaki değerli bilgilerden bazıları işte o taşların altında bulunanlardan oluşmaktadır.”

xxxx

Kitap beş bölüm. Birinci Bölüm: İdeal ve İdeoloji, İkinci Bölüm: Ailesi ve Dostları Balıkçı’yı Anlatıyor, Üçüncü Bölüm: Bodrum ve Mavi Yolculuk, Dördüncü Bölüm: Yazılar ve Anmalar ve Beşinci Bölüm: Son Sözler.

Aksoy kitabın bugüne kadar en yoğun çalışması olduğunu, bir yıl boyunca gece gündüz çok az uyuyarak hazırladığını, tv’de yayınlanan “Şakir Paşa Ailesi: Skandallar ve Mucizeler” isimli dizinin de kendisi için kışkırtıcı ve ona sanki görev yükleyen bir süreci doğurduğunu kaydediyor ve ekliyor; “Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı ideolojik yönden kimmiş, nasıl yazılırmış, dünya alem görsün…”

Ben de -naçizane- yazıya 1958 Dünya Şairler Konferansı’ndaki konuşmasından bir kısa bir bölümü alıntılayayım; “Tarih, üç büyük şair yazmıştır; Homeros bir, Dante iki! Sustum. Sordular; Üçüncüsü?; Bilmiyorum, herkesin üçüncü şairi başka, belki de kendisidir!”