Öğretmen kökenli Aydoğan Yavaşlı, 15 Mayıs 1919'da İzmir'de ilk kurşunu atan gazeteci Hasan Tahsin'i (Osman Nevres) konu alan "Ben Hasan Tahsin" genç kuşaklara yönelik kitabının yazarıdır. Mustafa Kemal, Hasan Tahsin, Kubilay gibi tarihimizin önemli devrimci portrelerini yazan Aydoğan Yavaşlı, bunun sebebini de şöyle açıklar; "Yurdumu emperyalizmin pençesinden kurtaran Mustafa Kemal’i, işgalcilere ilk kurşunu atan gazeteci Hasan Tahsin’i ve gericilerin şehit ettiği Kubilay’i yazmak, benim için, yurdunu ve halkını ölesiye seven bir yurtsever için zorunluluktu. Genç ve öğrenci kuşakların bu kahramanlarımızı iyi tanımasını istiyorum.
"Ben Hasan Tahsin" tarihin yeniden ama nesnelliğine alabildiğine dayanılarak üretildiği bir roman. ‘Ben Mustafa Kemal’den sonra ulusal bağımsızlık için işgalci ve sömürücülere ilk kurşunu atan ‘Ben Hasan Tahsin’i de yazmak yurdunu ve ulusunu seven bunu kalemiyle kanıtlayan Aydoğan Yavaşlı için bir zorunluluktu” (Arka Kapak Tanıtım Yazısı)

-YAŞAR AKSOY ANLATIYOR-
İki yıl önce aramızdan ayrılan Yavaşlı’nın yakın dostu Yaşar Aksoy vefatının ardından yazmıştı bu satırları; ‘’Çok sevdiği Tarık Dursun K. gibi komple bir üretken yazardı. Eskiler, böyle muharrirlere ‘Velud kişi’ derler. Daima üreten, ürettiği kitaplarından gelen üç kuruşu ile geçinen ve ailesine bakmaya çalışan, kitapları arka arkaya basılan, daha önemlisi Anadolu’da okuyucunun ayağına giden, nice şehir kasaba ve köyümüzde, on binlerce çocuğa kitabını imzalamış olan tam emekçi, ama daima itilmiş, kakılmış, yaşadığımız şehirde tıpkı bana yaptıkları gibi yoğun bir karanlık çember içinde yok edilmeye çalışılmış bir yazardı. Biz, ikimiz bu çemberi, İstanbul’un bizleri keşfetmesi ve sonuna kadar desteklemesi ile kırdık, parçaladık. İzmir edebiyat kelepçesini öyle aştık, geçtik. Edebiyat dünyasında Aydoğan’ı kıskananlar, onu çok hırpaladı, dünyayı ona zehir ettiler. Aziz Nesin, Tarık Dursun K., Muzaffer İzgü’den sonra edebiyatımızın en üretken çocuk yazarı ve gazete makalecisiydi. Ben daha yaşıyorum, anısını yaşatacağız.”
-“YAZARKEN…”
Aydoğan Yavaşlı Gazeteci Hasan Tahsin’in ya da diğer adıyla Osman Nevres’in yaşam öyküsünü -kendi ağzından- romanlaştırırken doğal olarak bazı araştırmalar ve görüşmeler yapmış.
Kitap bir özyaşamöyküsü değil ama bir yaşamöyküsüne dayalı roman.
Yavaşlı anlatıyor;
“Ben Hasan Tahsin’i yazmaya başlamadan önce araştırmalarımı yaparken doğrusu beni derinden etkileyen bulgulara rastladım. Hasan Tahsin’in de tıpkı Mustafa Kemal gibi Selanik doğumlu olması, farklı zamanlarda aynı okullara gitmiş olmaları, ikisinin de Osmanlı’nın düştüğü gerçekten acıklı durum karşısında bilinçle hareket etmeleri çok anlamlı geldi bana.
‘Ben Hasan Tahsin’, her türlü bağımlılığa karşı bağımsızlığın ve ulusal onurun bayrağını dalgalandıran yurtsever gazetecilere, öğretmenlere, aklı ve yüreğiyle genç yaşayanlara da adanmış bir kitaptır.
Gazeteci Hasan Tahsin’in yaşamöykü-romanını, okuyunca herkes görecektir ki, yüzyıllara ışık tutan doğru derslerle doludur.
Dünyada ilk ulusal kurtuluş savaşı vermiş ve yedi düvel emperyalisti dize getirmiş bir ulusun çocukları olarak bu onura yaraşır düşünce ve davranışlar edinmemiz gerektiğine yürekten inanıyorum.”
“HASAN TAHSİN: “BEN ÖLMEDİM ARKADAŞLAR”
Aydoğan Yavaşlı’nın 18. Kitabı “Ben Hasan Tahsin” 23 bölümden oluşuyor. Yazar; Zeynel Kozanoğlu, Mevlüt Çelebi, Nurdoğan Taçalan, Nail Moralı, A.Talat Onay, Hasan İzzettin Dinamo, Samim Kocagöz ve Attila İlhan’ın kitaplarından yararlandığını not düşmüş.

-MÜTHİŞ FİNAL-
Kitabın finali müthiş etkileyici. Alıntılıyorum;
“Kafama koymuştum, ilk kurşunu atacak, gerisi gelecekti. Bu ulus, emperyalizme teslim olmayacaktı. Silahımı okşadım, yerindeydi. En öndeki bayrak taşıyan sefili yere serdim mi gerisi gelecekti. İşte aramızda on metre var veya yoktu. ’Olamaz…Olamaz…Böyle kollarını sallaya sallaya giremezler!’ diye bağırıp caddenin ortasına Yunan bayraktarının karşısına fırladım. Silahımı ateşledim. Yıkıldı bayraktar, atından düştü. Başarmıştım. Dönüp sokak aralarına koştum. Peşime düştüler. Ateş ettim, birkaçını yere serdim.
Mermim kalmadı! Yüreğim vardı! Mermim yoktu, onurum, namusum, arkamda gururla anabileceğim kocaman bir tarihim vardı. Ama mermim kalmamıştı. Mermim olsaydı, orada kahpe bir kurşunla ölmezdim, onlara İzmir’i dar ederdim.
Şimdi be öldüm. Beni öldürdüler. Beni emperyalistler ve onların uşakları öldürdü(…) Bugün kurtuluş savaşını kazanmış yüce bir ulusun uygarlığa, aydınlığa beşiklik etmiş topraklarında gururla yatıyorum. Ne mutlu onuru ve namusu için savaşanlara!
Ben ölmedim arkadaşlar, ölmedim!
Yurdunu savunan insanlar asla ölmezler çünkü!..”

-GAZİ TÜRKÜSÜ-
Yaşar Aksoy da bu romanın önsözünü de yazmıştır.
Yazısını bitirdiği şiiri,
bu yazının da sonu olsun;
“Hasan Tahsin silahımız
Kuvayi Milliye kavgamız
Mustafa Kemal bayrağımız
Bağımsız olacak halkımız”
(Gazi Türküsü)