Önce durumu kısaca özetleyelim. Sosyal medya hesabımdan 26 Nisan’da “Söylemeden duramam”lardan biri olarak, “İzka İnşaat Sahnesi mi?” başlıklı bir yazı paylaşmıştım. Konusu, Karşıyaka Belediyesinin Bostanlı’daki “Suat Taşer Sanat Merkezi” adına, gerekçesi tamirat-tadilat çalışmalarındaki katkıları nedeniyle “İzka İnşaat Sahnesi” adının, aynı punto ve düzenlemeyle eklenmesiydi.
Elbette öncelikle Karşıyaka Belediyesine ve sayın başkanına sesleniyor, bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini açıklıyor, acilen harekete geçilmesi yolunda çağrıda bulunuyordu. Üstünden neredeyse bir ay geçmesine rağmen, ne belediyeden, ne ilgili akademik cenahtan, ne kentimizin kültür sanat cephesinden, hele ki özel-ödenekli-amatör topluluklarından tek ses çıkmadı. (Meraklısı için, an itibarı ile bu yazıya tepki, okuduğunu belirten 34, yorum yapan 3, paylaşma inceliği gösteren 1 kişidir!) Somut, altında imzası, içeriğinde “duruşu” olan tek yazıyı, yine bu gazetede okudunuz. Sevgili dostum, değerli gazeteci Atilla Köprülüoğlu 27 Nisan’da “Suat Taşer’e görülen reva, Müjdat Gezen’e gösterilen vefa” başlıklı yazısında, yazıma atıfta bulunarak, ortak duyarlığın ve tepki vermenin güzelliğini yansıtıyordu. Peki, bu yazıyı sayfamda paylaştığımda, okuduğunu belirten kaç kişi oldu dersiniz? Düşünmeyin: 4! Atilla’nın sayfasına baktım, benimkileri düşünerek sevinir misiniz bilemem: 88 okuduğunu belirten, 19 yorum, 16 paylaşım. Atilla’nın yazıları başka platformlarda da görünüyor ve umalım ki oralarda bu sayı daha artsın.
***
Bu meseleye “yazılarımız ne kadar tıklanıyor, paylaşılıyor kompleksi” bağlamında değil, bireysel, toplumsal ve kurumsal dikkat, fikr-i takip, duyarlık ve sorumluluk kalibresi açısından bir pencere açmaya çalıştım. Gördüğünüz gibi, feci durumdayız.
Fakat asıl yankı, mesafe anlamında çok uzaklardan, duyarlık ve içerik bakımından çok yakından, meselenin tam yüreğinden, Suat Taşer hocamızın hayat yoldaşından, hatır ve hatırası çok büyük olan Huriye Taşer ablamızdan geldi. Üstümüzdeki emeği tartışılmaz olan bu değerli insan, “adlandırma” garabetine dair kırgınlığından dem vuruyor, konuyu gündeme getirdiğimiz için Atilla’ya ve bana teşekkür ediyor, “sütre gerisi ses vermez abisi” tayfasına sitem ediyor ama en önemlisi İZMİR İÇİN BU YANLIŞTAN DÖNÜN çağrısı yapıyor.
Bu çağrıyı başta Karşıyaka Belediye Başkası Yıldız Ünsal İşçimenler olmak üzere, meclis üyelerine, yazılarımıza tepki vermediğini yukarıda belirttiğim adres ve kişilere yaptığını ısrarla vurgularken, müdürlüğünü yaptığı tiyatronun, öğretmenliğini yaptığı akademik bölümün de elbette kulaklarını çınlatıyor. Kurucusu olduğu “Öykü Tiyatro” mensuplarından çalışmalarında Suat Hocayı konu alanlara, onunla kürsü, söz ve kadeh arkadaşlığı yapanlardan el vermesiyle bir yerlere gelenlere. Onları da “celp” niyetine listeye ben ekleyeyim. Bağlantı kurmak, Huriye Taşer’e (elbette hocamızın oğlu Barış’a, torunu Derin’e) güzel haberler vermek istiyorsanız, buraya kadar saydığım ve andığım her kurum ve kişi bana kolaylıkla ulaşabilir.
****
Gerek köşe yazılarımızda, gerek –bu işler için kullandığımız- sosyal medyada, gerek radyo-televizyon konukluklarımızda sürekli bu işlerden güçlerden söz ediyor, “naylon” ya da “gazozuna” dönüşmemesi için akla, bilime ve estetiğe başvurulmasını öneriyoruz.
Geçtiğimiz son iki yazıda “gündem”i birlikte oluşturacağımızı, dayatılan gündemin bizi ilgilendirmeyeceğini söylemiştim. Bu köşe, yazdığım sürece yalnızca buna hizmet edecektir.
Evet, umarım derdimi anlatmayı başarmıştım. Dahasını sosyal medya hesaplarımızdan, benim ve Atilla’nın bu gazetenin arşivindeki ve üretecekleri yeni yazılardan izleyebilirsiniz. Söylemeye gerek yok; bu köşe her türlü düşüncenize açıktır. Öyle ya, hep aynı biçimde düşünmeyebiliriz ama “düşünmeliyiz!”
Bu kentin her yerini ve her şeyini konuşacağız.
Suat Taşer hocamızın büyük hatır ver hatırası önünde, saygıyla ve hasretle eğiliyorum.