Usta Haberci Uğur Dündar Sözcü’deki köşesinde “Öğrencisi için köstekli saatini satan öğretmen...” başlıklı yazısında, iş insanı Davut Ökütçü’nün ne zorluklarla mücadele ederek başarılı bir kariyere sahip olduğunu anlattır.
Yazısında da ona yolunu açan destekleyen Başöğretmen Nuri Araz’dan söz etti.
Köstekli saatini satan bir Başöğretmen Nuri Araz. Yoksul, gariban aile çocuklarına kıyafet diken bir öğretmen.

Çok soğuk havalarda çocukların ellerini göğsünde ısıtacak kadar şefkatli bir kollayıcı...
***
Peki kim Nuri Öğretmen? Siverek’te doğmuş, Urfa Sanat Okulu’nda yatılı olarak 2 yıl terzilik eğitimi alıp dükkân açmış. Terzi dükkânına mal almak için gittiği İstanbul’da Memnune Hanım ile evlenmiş, Cumhuriyet’in ilanı ile verilen ‘öğretmenlik okuma’ hakkından faydalanarak, Diyarbakır Sanat Okulu’nda öğretmenlik eğitimi alıp mezun olmuş, 1925’te Mardin-Midyat’a atanmış. Düşünün; henüz Köy Enstitülerinin kurulmasına daha 15 yıl var. Sonra Diyarbakır-Kulp’a tayin olmuş. Sonra da Silvan’a Ali Paşa İlkokulu’na müdür olarak atanmış.
Okul, yoksul çocukların olduğu bir semtte. O yıllarda, çocuklar Amerika’nın Marshall Planı çerçevesinde gönderdiği süt tozları ile süt ihtiyacını gidermekteydiler. Çocuklar, zaman zaman Araz’ın getirdiği ekmek ve süt tozu ile karınlarını doyurdular.
1974’te Diyarbakır’da vefat eder Nuri Başöğretmen.
Cenazesi büyük bir kalabalığın katılımıyla kaldırılır.
***
Nuri Araz’ın torunlarından Emel büyür. Gönlünü Sivas-Suşehri’nden Bayram Yıldız’a kaptırır. O Bayram tıbbı bitirir, doktor olur. Eşi Emel de radyoloji teknikeri. Ankara’da evlenirler. Sonra hizmet etmek için Suşehri’ne geri dönerler.
İki yıl sonra ilk çocukları dünyaya gelir, 6 yaşına kadar Suşehri’nde büyüyen bu çocuk ve ailesi, daha sonra İzmir’e taşınır.
İşte o Nuri Araz’ın torunu Emel Yıldız ve eşi Bayram Yıldız’ın oğlu da; Taylan Yıldız’dır!
Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitiren, Massachusetts Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan, tüm dünyada yılda en fazla iki kişinin kabul edildiği Stanford Üniversitesi’ndeki İşletme Doktorası Pazarlanma programına tam burslu kabul edilen, bu sırada Google tarafından keşfedilip 10 yıl boyunca danışmanlık görevi verilen Taylan Hoca!
“Dünyada yetişen beyinlerimizin dönecek ülkesi olsun diye yurda dönen, yurtdışına gitmek istemeyenler gitmek zorunda kalmasın diye dönen”, devlet okullarında okumuş, ülkesine borcunu ödemek için dönmüş Taylan Yıldız!
Biz onu gençlerin taktığı “İnternetçi Abi” lakabıyla da tanırız.
***
Cumhuriyet’in sunduğu fırsat eşitliğinin önünü açan ve 4 kuşaktır bunun kıymetini bilen bir ailenin öyküsüdür bu yazı.
Taylan Yıldız’ın dediği gibi, “her fırsatta sahip olduğu imkanları topluma geri vermek için çabalayan insanların” hikayesidir.
Nuri Araz’ın köstekli saatini okuyabilmeleri için sattığı gençler, bugün on binlerce insana iş veriyor, sivil toplumda çalışarak bu ülkeye fayda üretmeye çalışıyor.
Bir insan, binlerce insana ilham olabiliyor.
“Ölümsüzlüğü yakalamanın bir yolu da bu olsa gerek...”