Polonyalı yazar Olga Tokarczuk'a 2018 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıran 'Yakup'un Kitapları' okuruyla buluştu. Sapkınlıkları ve çılgınlıklarıyla üç dinin vagonuna da atlayan Polonyalı Mesih'in destansı öyküsü, Tokarczuk'un güçlü, ayrıntıcı ama sade dili ve ironik bakışıyla çağdaş edebiyatın saygın katında kendi yerini buldu

2018 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Polonyalı yazar Olga Tokarczuk'un bu ödülü kazanmasında önemli etkisi olan (kimilerine göre başyapıtı) epik romanı Yakup'un Kitapları, nihayet yayımlandı. Nihayet diyorum, çünkü ödüllü yazarın Empusyon - Görbersdorf Tedavisine İlişkin Bir Gerilim Romanı, Kadimzamanlar ve Diğer Vakitler, Son Hikayeler ve Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, bu romandan önceki zamanlarda Türkçeye çevrilmişti.

Whatsapp Image 2024 05 29 At 10.23.21

SAPIKLIK SINIR TANIMAYINCA

Yakup'un Kitapları, epik havası, sade ama güçlü dili, ironisi, sayısız gerçek ve kurgu karakteri, bir o kadar tarihi olayı, çoğunluğu Wroclaw Ossolineum Kütüphanesi'ndeki kaynaklardan alınmış ve o dönemleri çok iyi yansıtan gravürleri, İbranice sentaksına, yani sağdan sola yazımın bir sonucu olarak sondan başa numaralandırılmış bin küsur sayfasıyla meşakkati seven, dikkatli, özenli, ayrıntılara düşkün, cins okurlarını bekliyor.

Romanın baş kahramanı Frank Yakup, Yakup'un Kitapları'nı ilginç kılan en önemli unsur. 1726-1791 yılları arasında yaşayan ve asıl adı Jacob Leibowicz olan Jacob (Yakup) Frank (1726-1791), başlattığı Frankist hareketle dönemin ülkede yaşayan Yahudilerin neredeyse aklını alıyormuş. Bir ara İslama da inanmayı ihmal etmemiş. Zaman içinde hem taraftarlarını hem de muhaliflerini elbette farklı nedenlerle zıvanadan çıkarmayı başarmış. Kendisini Mesih ilân ettikten sonra Katoliklerin ilgisini çekmiş. Doğu Ortodoksluğunu zayıflatmayı uman Katolikler, Frankistlere kucak açmış, destek vermiş. Lakin işi cinsel sapıklıkları da ibadetten sayma noktasına getirince Kutsal Engizisyon, Frank’ı, 13 yıllığına bir kaledeki zindana tıkmış. O hapisteyken müritleri de birer ikişer Katolikliğe geçmişler. İşgalci Ruslar'ın salıverdiği Frank da müritleri gibi kurtuluşu Katolik olmakta bulmuş.

Whatsapp Image 2024 05 29 At 10.23.22 (1)

LEHÇE YAZAN EN İYİ İSİM
Yakup'un Kitapları adlı şaheseriyle, ülkesinde olduğu gibi uluslararası edebiyat çevrelerinde saygın bir yer edinen 62 yaşındaki Polonyalı Olga Tokarczuk, kuşağının Lehçe eser veren en iyi yazarı olarak kabul ediliyor. Yer yer gerçeküstücü ögelerle kurduğu öyküleri ile ülkesinin çok satanlar listesinden inmeyen yazar, vaktiyle Carl Jung üzerine çalışmalar yapmış bir psikolog olarak dikkatleri üzerine çekmiş. Ülkesindeki sağcı iktidara karşı yürüttüğü sert ve kararlı muhalefetiyle bilinen Tokarczuk, günlük siyasetle yakından ilgili bir Yeşiller Partisi üyesi. Tokarczuk'un ayrıca ünlü Polonyalı yönetmen Agnieszka Holland'la birlikte Pokot adlı filme bir senaryo yazmışlığı da var.

ŞEFKAT KENDİLİĞİNDENDİR

Akademi ödülleri sırasında eserleri, "Göz ve kültürel geçişlere odaklı, zeka ve incelik dolu" ifadeleriyle övgüye boğulan yazar, Nobel konuşmasındaki şu ifadeleriyle duyarlığının kökenlerine dair ipuçları vermişti: “Şefkat kendiliğinden gelişir ve çıkar gütmez. Empatiye bağlı gelişen dostluk hissinin çok daha üzerindedir. Biraz melankolik de olsa, bilinçli bir kader ortaklığıdır. Şefkat, başka bir varlığa, onun kırılganlığına, eşsiz doğasına, acıya ve zamanın yıpratıcılığına karşı çaresizliğimize dair beslenen derin duygusal kaygıdır. Şefkat bizi bir arada tutan bağları, benzerliklerimizi ve aynılıklarımızı hisseder.”

İYİ VE SABIRLI OKURLAR İÇİN

Birçok ilginç ve önemli göndermeler içeren Sisin Kitabı, Kumun Kitabı, Yolun Kitabı, Kuyrukluyıldızın Kitabı, Metal ve Kükürtün Kitabı, Uzak Ülkenin Kitabı ve Adlar Kitabı adlı yedi ana bölümden oluşan Yakup’un Kitapları'na dönecek olursak, onun iyi ve sabırlı edebiyat peşinde olanlara, bilimsel, tarihsel ve sosyal olayların yoğunca işlendiği romanlardan hoşlananlara hitap ettiğini bir kez daha tekrarlamakta yarar var. Eğer böyle bir okursanız, Yahudilikten, İslama ve sonrasında Katolikliğe geçen, kendisi gibi olanları inanılmaz cazibesiyle etrafına toplayabilen, tam çok seviliyor derken nefret de edilebilen, büyünün, simyanın sınırlarında koşturup Mesihliğe soyunan bu çok ilginç tarihi kişiliğin destansı öyküsü tam size göre.

Yakup'un Kitapları/ Olga Tokarczuk/ Everest Yayınları

Whatsapp Image 2024 05 29 At 10.23.22 (2)

2.

Yeniden ve daima Tomris Uyar

Günümüzde de tazeliğini koruyan öyküleriyle modern Türk edebiyatında kendi özgün izini bırakabilen, sadece yazdıklarıyla değil yaşantısıyla da dönemine damgasını vuran güçlü bir kalemdi Tomris Uyar. Şairlerle evlilikleri, öyküleriyle kazandığı ödüller, altına imza attığı fenomen dergilerle daima gündemdeydi. Yazarın kitaplarının yeni baskıları, sunumu ve kapaklarıyla da özel bir ilgiyi hak ediyor.

İpek ve Bakır: Yazarın 17 öyküden oluşan ilk kitabı. Bu öyküleri için Uyar, “Bu yaşta tıpatıp öyle yazmazdım onları belki... Zaten hepsinin altına imzamı gönül rahatlığıyla bugün de atabileceğime göre fark etmez” demişti.

İpek ve Bakır/ Tomris Uyar/ Can Yayınları

Dizboyu Papatyalar: İlk baskısı 1973'te yapılan kitaptaki eserler, yazarın öykücülüğümüzdeki yüksek mertebesini ve değerini yansıtması bakımından çok önemlidir.

Dizboyu Papatyalar/ Tomris Uyar/ Can Yayınları

Otuzların Kadını: Tomris Uyar, annesini bir öykü kahramanı olarak sunduğu bu kitabında kendi çocukluğundan anılara yer veriyor. Kitap, 30'ların yaşam algısını ve insan ilişkilerini yansıtmasıyla da çok ilginç.

Otuzların Kadını/ Tomris Uyar/ Can Yayınları

Yürekte Bukağı: Uyar, ilk kez 1979 yılında yayımlanan bu öykü derlemesinde, bir sıkıyönetim döneminde yaşamın her alanında yüreklerine bukağı vurulmuş kişilere hayat veriyor.

Yürekte Bukağı/ Tomris Uyar/ Can Yayınları

Whatsapp Image 2024 05 29 At 10.23.22 (3)

3.

Kendi romanının karakteri

Yazar, bilişim teknolojilerinin korkunç bir ivme kazandığı dönemde, 20'nci yüzyılın sonlarına doğru yazdığı bu romanında bir yapay zekâ programını, İngiliz Edebiyatı alanından gireceği sınavı kazanacak kadar geliştirmeye çalışan Richard Powers’ı anlatıyor. Powers’ın kendisini okurlarına en fazla gösterdiği bu yapıtı yazarın oluşumuna ve yazma tutkusuna dair ilginç bir bakış açısıyla dikkat çekiyor.

Galatea 2.2/ Richard Powers/ İthaki Yayınları

Whatsapp Image 2024 05 29 At 10.23.22 (4)

4.

Huzur bir bozulmayagörsün

Hayat olağan hedeflere ulaşmak ve onları kanıksamak üzerine bir rutine bağlanınca yüksek geliri olan bir iş, konforlu ber evde yaşayan sevgi dolu aile ortamı, sessiz ve derinden sorgulanmaya başlar. Tıkanmışlık yasak ilişkilere, alkolün tesellisine ve farklı heyecan arayışlarına evrilir. Yates'in bu romanı yıllar içinde oluşturulmuş dengeli bir ilişkinin ne kadar kırılgan olabileceğine dair güçlü bir roman.

Huzuru Bozmak/ Richard Yates/ Yapı Kredi Yayınları

Whatsapp Image 2024 05 29 At 10.23.22 (5)

5.

Etkileşimin aynası fotoğraf

Ünlü göstergebilimci, her fotoğrafın, bir yaşanmışlığın, bir sevinç ya da üzüntünün ortamı olduğunu söylüyor. Roland Barthes, fotoğrafın bakan kişiyi neden ve nasıl etkilediğini saptamaya çalışıyor. Ancak her birimizin mobil cihazında nereden indirildiğini, ne ara çekildiğini bilemediğimiz ve kişisel olarak tek bir bağ kurmadığımız sayısız dijital kare için bambaşka şeyler söylemek gerek.

Aydınlık Oda / Roland Barthes / Yapı Kredi Yayınları

Whatsapp Image 2024 05 29 At 10.23.22 (6)

6.

Kısa, güçlü ve yoğun

Bir edebiyat yapıtında dilin ağırlığı ve önemi her neyse o ona sahip Nujen'in romanı. Sürükleyici üslubunu otobiyografik ögelerle zenginleştiren yazarın sıradışı kahramanları, anlatıya farklı bir boyut katıyor. Birbirlerinin yazgılarından ve yollarından çekilmeye çalışanlar... Kayıp bir ailenin etrafında şekillenen gizem... Kısa ama yoğun bir roman!

Bunun Adı Girdap/ Ayfer Feriha Nujen/ Everest Yayınları

Whatsapp Image 2024 05 29 At 10.23.22 (7)

7.

Özel bir dostluğa nostaljik bir bakış

68 kuşağının iki ünlü isminin onlarca yıl süren dostlukları, seçilmiş yazılarla yeni kuşakların belleğine yansıtılıyor. Sazının tellerinin ucundaki ezgileri dünyaya dinleten bir müzisyenle, Türkiye'de yayıncılık geleneğini dünya standartlarına taşıyan bir yazarın dostluğunu izlerken saygı, hayranlık ve kıskançlık duyguları arasında gidip geleceksiniz.

Sazın Teli Koptu/ Yayına hazırlayan Cem Akaş/ Can Yayınları