"Veda…
Ben ölürsem ardımdan üzülenlere de ki;
Okan Yüksel; şiirleri, sporu ve mesleğini çok sevdi.
Okan Yüksel; sevdalarını ve kavgalarını çok sevdi.
Okan Yüksel; İzmir'i, gökyüzünü, Deniz'i (kızı), Ateş'i ve Suyu(torunlarıdır) çok sevdi.
Okan Yüksel; Mustafa Kemâl'i ve O'nun yolunda yürümeyi çok sevdi.
Okan Yüksel, direnmeyi, teslim olmamayı, yaşamı sevdi ve severek yaşadı.
Bin yıllık dostlarım! Ailem! Hepinizi çok sevdim. Yüreğinizin sıcağında saklayın size son Merhaba'mı. Merhaba..."
****
Bir yıl önce bu “Veda”sıyla aramızdan ayrıldı Meslek Büyüğüm Okan Yüksel. NKL’li Abim. Kilisli Yiğit 68’li. Okan Babamız…
Yüreğe iyi gelen kıymetlimizdi. Dünyayı güzel kılanlardandı.
Cenazesinde bana da söz verilince, dört cümle de ben konuşmuştum;
"Bugün burada yaşamı boyunca palto değil, kafa tutmuş bir gazeteciyi, yazarı ve şairi uğurluyoruz.
Okan Baba, arkasında onurlu haysiyetli bir isim bıraktı.
Ölümün de şereflisi var.
İyi yaşadı, hepimizin hayatına dokundu..."

xxxx
Bugün saat 11.00’de Doğançay Mezarlığı’ndaki kabri başında Okan Baba’yı anacağız; “1000Yıllık Dostları” olarak.
Çok yakışan Merhaba’sıyla anacağız, ortak anıları paylaşacağız..
Onu, “Yüreğimizin En Sıcak Yerinde” sakladığımızı bir kez daha yineleyeceğiz.
Ve ben -onun da çok sevdiği- Yusuf Hayaloğlu’nun dizelerini okuyacağım;
“Vaktinden önce gider mi insan? Gidiyorlar işte!
Duvarda hırkaları, cebinde fotoğrafları, sevdiği türküleri evdeki yerini.
Herşeyi dağıtıp gidiyorlar hem de.
‘Gidiyorum’ bile diyemeden…”

xxxx
Her zaman derdin ya; “Unutulmamaktır ölümsüzlük.”
Unutursak kalbimiz kurusun Anısıs Güzel Okan Baba.
Hatır ve hatıralarımızdaki yerin öylece duracaktır.
Bu yazıyı, Okan Baba’nın en sevdiğim yazılarından biri “Kavgada Safından Kopma” ile bitiriyorum;
“Bugün sana ya bir ev satın alacağım, ya da yasımı tutacaksın…’’
Kızkardeşi Angelita’ya böyle der El Cordebes ‘’Yasımı Tutacaksın’’da…
Arenaya ilk çıkışında kız kardeşine verdiği sözü yerine getirememenin karşıtı ancak ölümdür El Cordebes’e göre…
Ezilmişliğe karşı başkaldırışın arenalarda bir simgesidir El Cordebes…
“Başlangıçla sonuç arasında kazanmak veya ölmekten başka bir sonuç yoktur” arenaların tanrısı olacak genç boğa güreşçisi için…
Ve kazanmıştır El Cordebes…
Direnci ile, onuru ile, dövüşçülüğü ile kazanmıştır!
Ezilmişliğe başkaldırışın güzelliği ile kazanmıştır!
Kazanmak ile yitirmek arasında bir umutsuzluğa, karamsarlığa, hem de ölümü göze alarak, hiç bir zaman düşmemiştir arenaların bu yiğit, bu korkusuz insanı…
Ve eğer ki, yüreğinin bir yerinde bir şeyler çarpıyorsa doğruluk, iyilik, güzellik adına…
Ve eğer ki, omuzlarının üzerindeki kafatası adı altında verilen kemik kutusunun içinde beyin taşıyor, umutsuzluğa düşmüyor, bayrağı yere düşürmüyor, kavgada safından kopmuyorsa insan; ben onu bilir, onu söylerim; “o insan, o insanlar; birer El Cordebes’tir.”
Üstelik Ahmed Arif’in dizelerindeki gibi ‘’dört yanım puşt zulası’’ iken ve de Nazım’ın dediği gibi ’’bir ağaç gibi tek ve hür’’yaşama bilincindeysek, her bir sorunda olduğu gibi, sporda da ister sporcu, ister spor yöneticisi, ister spor izleyicisi, ister spor yazarı olarak yaşamak; insan gibi yaşamak boynumuza borçtur!
(Sporda Erdemlilik ve Kassandra Çaresizliği,1994, İleri Kitabevi Yayını, s.139)
NOT: Anmaya katılmak isteyen Okan Yüksel Dostları için Tarihi Havagazı Fabrikası’ndan saat 10.00’da araç kaldırılacaktır.