İspanya’ya bağlı Katalonya özerk bölgesinin Barcelona’dan sonra en popüler kenti olan Girona, tarihsel zenginliği ile öne çıkan ve ziyaretçilerine Ortaçağ’da yaşama hissi uyandıran gerçek bir sakin şehir. (Ama Cittaslow listesinde değil.) 100 bini bile bulmayan nüfusuna rağmen yılda ortalama 5 milyon turist ağırlıyor. (İzmir’e 2025 yılında gelen turist sayısı 1 milyon 628 bin.)

Adsız Tasarım (5)-17

Pek çok önemli film ve diziye (En önemlisi Game of Thrones) ev sahipliği yapan tarihi yapıları, Onyar nehri kıyısındaki (Amsterdam’ı andıran) ikonik renkli evleri, Arnavut kaldırımı 700 yıllık dar sokakları, Michelin yıldızlı restoranları, Gustave Eiffel’in Paris’teki ünlü kulesinden önce (aynı yöntemle) inşa ettiği kırmızı demir köprüsü ile tam bir turizm yıldızı. Otantik, estetik, tertemiz, sakin, ferah ve büyüleyici…
Aynı zamanda müzeleri ve galerileri ile de öne çıkan bir kültür-sanat kenti Girona. Bunlar arasında en ilginç ve en özgünü, hiç kuşkusuz Museu del Cinema. Sinemanın doğuşunu ve gelişimini kapsamlı bir şekilde anlatan bu interaktif müze, açıldığı 1998 yılından bu yana ciddi bir çekim merkezi olmuş. İnsanların tarih boyunca görüntüyü nasıl hareket ettirmeye çalıştığını adım adım görüyor ve deneyimliyorsunuz burada. Sinema öncesi araçlar, sihirli fenerler, optik illüzyon cihazları, ilk film makineleri, afişler, fotoğraflar…

Whatsapp Image 2026 04 27 At 09.41.53

“YAR BANA BİR EĞLENCE”

Girona şehir merkezindeki tarihi bir binaya konuşlandırılan Sinema Müzesi’nin bizim açımızdan en ilgi çekici, şaşırtıcı (ve hayal kırıklığı yaratan) bölümü Gölge Oyunları alanıydı. Salona girer girmez Karagöz, Hacivat ve Zenne tiplemelerini görünce önce çok mutlu olduk. Avrupa’nın bir ucunda, İzmir’den 3190 km. uzakta bizden esintiler görmek insanı heyecanlandırıyor tabii. Ama yakından bakınca, altında “Figura per a teatre d’ombres Grec: KARAGOZ” yazdığını gördük.
Yani “Yunan gölge tiyatrosu figürü”…

Whatsapp Image 2026 04 27 At 09.41.53 (2)

Yunanistan’ın uzun yıllardır (kendilerine ait olduğu iddiasıyla) Karagöz’ü sahiplendiğini biliyoruz. Bunu, Osmanlı döneminde Balkanlardaki Türk kültürü etkileşiminin bir sonucu olarak görmek mümkün. Karagöz’e karşılık Karagiozis, Hacivat’a karşılık da Hadjiavatis… Ama bütün bunlar, Karagöz gölge oyununun 2009 yılında Unesco tarafından “Türk Kültürel Mirası” olarak tescillendiği gerçeğini silemez.
İspanya’daki en büyük sinema müzesi olarak kayıtlara geçen Museu del Cinema’daki bu yanlışı düzeltmek, elbette Karagöz’e Unesco tescilini yaptıran Kültür ve Turizm Bakanlığı’na düşüyor. Tarihi Orhan Gazi dönemine kadar uzanan bu önemli değerimizin kökenini (bilinçli ya da bilinçsiz) çarpıtan müze yönetimi ile bir an önce temasa geçilerek gerekli düzeltmenin yapılacağına inanıyor ve bekliyoruz.
Aman dikkat! Sanatçılar, sinema tarihi meraklıları, öğrenci grupları ve turistler tarafından yoğun ilgi gören bu uluslararası müzedeki vahim hata “adam sen de” denilecek türden bir şey değil!