İzmir açıklarında korku dolu aakikalar: Su alan teknedeki 6 kişi son anda kurtarıldı
İzmir açıklarında korku dolu aakikalar: Su alan teknedeki 6 kişi son anda kurtarıldı
İçeriği Görüntüle

İzmir'in köklü bakım merkezlerinden Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde 3 Aralık 2024 tarihinde meydana gelen ve kamuoyunda büyük infial yaratan trajik kazaya ilişkin hukuki süreçte önemli bir viraj dönüldü. Odasında tek başına kalan 76 yaşındaki Hüsniye Aktaş, kalorifer tesisatında yaşanan ani arıza nedeniyle adeta bir yaşam mücadelesinin ortasında kaldı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından titizlikle yürütülen tahkikatın ardından, olayda ihmali bulunduğu iddia edilen üst düzey yöneticiler hakkında cezai işlem talep edilen iddianame, İzmir 47. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Kabul edilen iddianamede yer alan olay anı detayları, huzurevindeki güvenlik ve denetim zafiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Olay gecesi maktulün kaldığı odada, kalorifer tesisatına ait sıcak su borusu ile radyatör bağlantı noktasında henüz belirlenemeyen bir nedenle şiddetli bir sızıntı meydana geldi. Borudan fışkıran yüksek dereceli sıcak su, kısa sürede odanın tabanını kaplarken, yükselen buhar ve sıcaklık nedeniyle bunalan Aktaş odadan çıkmak istedi. Ancak odanın karanlık olması ve görüş mesafesinin bulunmaması sebebiyle zeminde biriken kaynar suyu fark edemeyen yaşlı kadın, suya basması sonucu ayaklarında ciddi yanıklar oluşmasıyla büyük bir acı yaşadı. Can havliyle ve yaşadığı panikle kapıya yönelmeye çalışan talihsiz kadın, dengesini kaybederek kayganlaşan zeminde yere düştü. Yaşlı kadının çığlıkları ve yardım çağrıları üzerine odaya koşan diğer huzurevi sakinleri ile nöbetçi sağlık görevlileri, Aktaş'ı düştüğü yerden çıkararak ilk müdahalede bulundu.

On gün süren yaşam mücadelesi hastanede noktalandı

Huzurevinde görevli sağlık ekiplerinin acil çağrısı üzerine olay yerine gelen ambulansla hızla sevk edilen Hüsniye Aktaş, kentin en büyük sağlık üslerinden biri olan İzmir Şehir Hastanesi acil servisine kaldırıldı. Vücudunun alt kısmında derin yanıklar oluşan ve düşmeye bağlı travma geçiren Aktaş, yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Yaşlı kadının bünyesi, yaşanan kazanın yarattığı ağır tahribata daha fazla dayanamadı ve Aktaş, yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kazadan tam 10 gün sonra, 13 Aralık 2024'te hayata gözlerini yumdu.

Yaşanan bu acı kaybın ardından adli süreç derinleştirilirken, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla dosya adli tıp uzmanlarına devredildi. Soruşturma dosyasına giren İzmir Adli Tıp Kurumu raporunda ölüm nedeninin yanık ve gelişen komplikasyonlar olduğu net bir şekilde belgelendi. Raporda, sıcak suyun deri üzerinde yarattığı harabiyetin yaşlılığa bağlı kronik süreçlerle birleşerek vücut fonksiyonlarını kilitlediği ve ölümcül komplikasyonlara zemin hazırladığı aktarıldı. Bu rapor, olayın basit bir düşme vakası olmadığını, doğrudan tesisat zafiyetinden kaynaklanan bir zincirleme ihmaller bütünü olduğunu hukuken tescillemiş oldu.

Bilirkişi heyeti raporu idari kusuru tescilledi

Yargılamanın seyrini değiştiren ve sanıkların sorumluluk alanlarını netleştiren en önemli delillerden biri de mahkemeye sunulan teknik raporlar oldu. Soruşturma aşamasında ilk olarak hazırlanan tek kişilik ön bilirkişi raporunda, kurum yöneticilerinin yanı sıra teknik personel Ö.D. de kusurlu bulunmuştu. Ancak savcılığın derinlemesine incelemesi ve itirazlar neticesinde oluşturulan daha geniş kapsamlı, üç kişilik bilirkişi heyeti raporunda kusur dengesi tamamen değişti. İkinci raporda, idari denetim ve periyodik bakım gözetim yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle dönemin huzurevi müdürü R.Y. ile müdür yardımcısı S.T'nin olayın meydana gelmesinde kusurlu ve etkili oldukları kararına varıldı.

Aynı heyet raporunda, kurumun alt kademe çalışanı olan Ö.D.'nin yasal mevzuat ve iş tanımı çerçevesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı değerlendirilerek sorumluluk dışı bırakılması uygun görüldü. En dikkat çekici ayrıntı ise, hayatını kaybeden Hüsniye Aktaş’a yönelik yapılan incelemede saklıydı. Uzmanlar, tek başına kalan ve fiziki hareket kabiliyeti kısıtlı olan maktulün, ani gelişen bu tesisat patlamasında alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığını, bu nedenle olayın meydana gelmesinde hiçbir etkisinin ve kusurunun olmadığını kesin olarak rapora işledi.

Savcılık taksirle ölüme neden olma suçundan ceza istedi

Tüm delillerin, adli tıp raporlarının ve bilirkişi görüşlerinin toplanmasının ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu, iki yönetici hakkındaki sevk maddelerini netleştirerek iddianameye son şeklini verdi. Kamu görevlisi veya idareci sıfatıyla altlarındaki personeli ve korumakla yükümlü oldukları yaşlı bireylerin yaşam alanlarını güvenli tutmadıkları ileri sürülen tutuksuz sanıklar 49 yaşındaki R.Y. ve 66 yaşındaki S.T. hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca taksirle ölüme neden olma suçlaması yöneltildi.

Cumhuriyet savcısı, huzurevi yönetiminin en üst kademesinde yer alan bu iki ismin, yaşlı bakım merkezindeki ısınma sistemlerinin teknik ömrünü tamamlayıp tamamlamadığını denetlemedikleri, gerekli yenileme çalışmalarını zamanında yaptırmayarak öngörülebilir bir kazaya sebebiyet verdiklerini iddia etti. İddianamede, sanıkların her biri için 2'şer yıldan 6'şar yıla kadar hapis cezası istemiyle cezalandırılmaları talep ediliyor. Önümüzdeki günlerde İzmir 47. Asliye Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkacak olan eski yöneticilerin savunmaları ve tanık ifadeleriyle birlikte, kamusal bakım evlerindeki denetim standartları yargı eliyle yeniden sorgulanacak.

Kaynak: AA