13 Eylül 1922’de İzmir’i kim yaktı? Bu sorunun cevabı henüz tam olarak verilememiştir. Tartışmalıdır. Sahip oldukları belgelere göre Türkler, Ermeniler ve Yunanlılar, bu konuda birbirlerini suçlamaktadırlar. İngiliz Yüksek Komiseri Sir H. Rumbold’dan Markiz Curzon’a İstanbul’da 15 Eylül 1922 tarihinde gönderilen gizli bir telgraf metninde: ‘Meslektaşlarıma bunu söylememiş olsam da, Sir Harry Lamb'ın (İzmir’deki İngiliz Başkonsolosu) belirttiği İzmir'in kasıtlı olarak yakılarak tahrip edildiği görüşü Müslüman fanatizminin uyandığını göstermektedir. Mustafa Kemal bu durumdan faydalanmakta gecikmeyecektir’ denilmektedir (FO 424, 254, Belge No.391, s. 214).

Sir H. Rumbold’dan Markiz Curzon’a İstanbul’dan gönderilen 18 Eylül 1922 tarihli başka bir gizli telgraf metninde: ‘9 Eylül'de saat 11'de Türk süvarileri, normalde Müttefik temsilcileri tarafından kuşatılmış olan İzmir’e girdi. Her şey kusursuz bir şekilde kontrol altındaydı; kişi ve mal güvenliği konusunda her türlü güvenceyi verdiler. Tahliyeden önce savunmasız durumda olduklarını savunan Türk sivil halkı, İzmir'in her yerinde tepeden tırnağa silahlanmış halde boy gösterdi. Bazı yağmalama ve ölüm olayları yaşandı ancak Türk subayı, emrinde yeterli kuvvet olur olmaz şehrin sakinleştirileceğini açıkladı. 10 Eylül'de düzenli piyade birliklerinin gelmesiyle olaylar azalmak yerine arttı ve ordunun büyük bir kısmı yağmalama olaylarından sorumlu oldu. Bornova'daki evler başta olmak üzere birçok İngiliz evi zorla ele geçirildi; sokak devriyeleri sivilleri soydu ve yağmaladı. 12 Eylül'de Ermeni Mahallesinin çeşitli noktalarında yangınlar çıktı. Türkler, Ermenilerin evlerini yakarak Avrupa'nın gözünde itibarlarını zedelemeyi amaçladıklarını iddia ettiler. Ancak, bölgenin rüzgâr yönünde ilk evin alev aldığı ve akşam saatlerinde yangınların bir kısmı söndükten sonra, yarım mil ötede yeni bir yangının başladığı belirtilmiştir. Mahallenin tamamı bir önceki günden beri Türk kordonu altındaydı. Frenk Mahallesinde çıkan yeni yangınlar, yangının doğal yayılımını hızlandırdı. Bu durum özellikle ertesi sabah, rüzgârın artık Frenk Mahallesi yönünden esmesiyle, yarım mil uzaklıktaki yarım düzine evin birden alev almasıyla belirginleşti. Bay Hole, Frenk mahallesi de dâhil olmak üzere yangınların sorumlu yetkililerin emriyle Türkler tarafından kasıtlı olarak gerçekleştirildiğinden şüphe duymuyor; ilkinin amacı Yunanlılarla işbirliği yapan Ermenilerden intikam almak, ikincisinin amacı ise Hristiyanları ve genel olarak yabancı etkileri ortadan kaldırmaktır’’ denilmektedir (FO 424, 254, s. 251-252, Belge No.449). 16 Eylül’de şehrin doğu tarafında yangın halâ devam ediyordu. Başka bir gizli İngiliz belgesinde, Sir Harry Lamb’ın İngiliz Dışişlerine gönderdiği 9 Eylül tarihli telgraf metninde: ‘Yunanlılar geceleyin şehri boşalttılar. Türk süvarileri yaklaşık saat 11’de şehre girdiler. Tek tük silah sesi duyuldu. Yunanlılar ve Ermeniler bomba patlattılar. Bu kısa bir paniğe neden oldu. Türkler durumu kontrol altında tutuyordu. Yarım saat içinde her şey sakinleşti. Düzenli askerlerden oluşan bir bölük geldi. Komutan Subay Salahaddin Bey (Burada sözü edilen komutan, 5. Süvari Kolordusu komutanı Süvari üsteğmen Salahaddin Selışık’tır. Ölümü: Ankara 1968), aşırılıklara ve misillemeye müsaade edilmeyeceğine dair garanti verdi’ denilmektedir (Belge No.285).

İngilizler, İzmir İngiliz başkonsolosu Sir Harry Lamb’in görüşünü esas alarak, açıkça ’Türk’ adını yazmasalar da, ‘Muhammedci fanatizm’ sözcüğüyle yangını Türklerin çıkardığını ima etmektedirler. Ancak; talimatı kimin verdiği konusunda, ‘sorumlu yetkililerin emriyle’ denilerek açıkça bir kişinin ismini vermezler. Bu durumda İngilizlerin görüşü kanıta dayanmaz ve bir iddiadan öteye geçmez.