Ege Bölgesi'nin endüstriyel kalbi konumundaki İzmir, son günlerde sanayi sitelerinden yükselen çevre kirliliği çığlıklarıyla çalkalanıyor. Kentin üretim hafızasını sırtlayan ancak son yıllarda altyapı ve temizlik zafiyetleriyle sıkça gündeme gelen bir bölge, bu kez kelimenin tam anlamıyla bir çevre felaketine ev sahipliği yapıyor. İzmir'in Karabağlar ile Buca ilçeleri sınırlarında yer alan Karabağlar Sanayi Sitesi'nde boş alanlara bırakılan atıklar çevredeki vatandaşların tepkisine neden oldu. Yıllardır binlerce irili ufaklı işletmenin üretim yaptığı, her gün binlerce tır, kamyon ve binek aracın giriş çıkış sağladığı sanayi kompleksinin ara sokakları, moloz döküm sahalarını aratmayan bir görüntüye bürünmüş durumda. İki ilçenin tam kesişim noktasında bulunması nedeniyle kurumsal yetki karmaşasının da yaşandığı sahalarda, her geçen gün yeni bir çöp dağı yükseliyor.
Kirliliğin boyutu, sanayi sitesinin sadece iç sokaklarıyla sınırlı kalmayıp, ana arterleri ve yoğun yaya trafiğinin bulunduğu caddeleri de teslim almış durumda. Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, özellikle Buca'nın Seyhan Mahallesi 611 Sokak'ta yer alan boş alanın yanı sıra Aydın Hatboyu Caddesi ile 716 Sokak'taki boş sahanın çevresi ve sanayi sitesinin çeşitli noktalarında atık yığınları oluştu. Gelişigüzel fırlatılan eski araç lastikleri, yanıcı kimyasal variller, inşaat yıkıntı atıkları ve evsel çöpler, bölgede tam bir vizyon kirliliği yaratıyor. Akşam saatlerinde ıssızlaşan sokakları fırsat bilen kimliği belirsiz kişi ya da işletmeler, tonlarca ağırlıktaki atığı buraya bırakarak gözden kayboluyor.
Kötü koku ve yangın tehlikesi esnafı canından bezdirdi
Yaz aylarının gelmesi ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, sanayi sitesindeki çevre kirliliğinin boyutunu daha da tehlikeli bir aşamaya taşıdı. Gün boyu güneşin altında kalan plastik ve organik atıklar çevre kirliliği ve kötü kokuya neden oldu. Rüzgarın etkisiyle tüm sanayi sitesine ve komşu yerleşim alanlarına yayılan ağır koku nedeniyle esnaf ve zanaatkarlar dükkanlarının pencerelerini dahi açamaz hale geldi. Çevre sağlığını tehdit eden bu durumun yanı sıra, alanda üreyen haşereler ve kemirgenler de mikrobik hastalıkların yayılması konusunda ciddi bir biyolojik risk barındırıyor. Bölgedeki mermer atölyeleri, lojistik depoları ve oto tamircileri, müşterilerini ağırlarken bu utanç tablosuyla karşı karşıya kalmaktan büyük rahatsızlık duyuyor.
Ancak madalyonun en ürkütücü ve can güvenliğini tehdit eden boyutunu ise yangın riski oluşturuyor. Başıboş bırakılan atık dağlarının arasında bulunan tiner, boya ve madeni yağ kutuları, en ufak bir kıvılcımla patlamaya hazır birer bombaya dönüşüyor. Nitekim mahalle sakinlerinin aktardığına göre, zaman zaman atıkların yakıldığı, alevlerin bölgedeki işyerleri ve araçları tehdit ettiği görüldü. Gece geç saatlerde kimliği belirsiz kişilerce ısınma ya da alanı temizleme bahantisiyle çıkarılan bu yangınlar, sanayi sitesindeki milyonlarca liralık sermayeyi ve yüzlerce insanların ekmek teknesini küle çevirme riski taşıyor. İtfaiye ekiplerinin dar sokaklar ve hatalı parklar nedeniyle müdahale etmekte zorlandığı yangın anlarında, esnaf kendi imkanlarıyla alevlerin dükkanlarına sıçramasını engellemeye çalışıyor.
Kameralı denetim ve caydırıcı cezalar acilen devreye girmeli
Yaşanan bu kronik çevre skandalına karşı sanayi esnafının sabrı artık tükenme noktasına geldi. Yıllardır aynı sokakta mermercilik faaliyeti yürüten ve bölgenin tüm dönüşümüne tanıklık eden Fehim Güneş, yaklaşık 16 yıldır bölgede çalıştığını belirterek, sorunun son 2 yılda belirgin şekilde arttığını söyledi. Temizlik işlerinin koordinasyonundaki eksikliklere dikkat çeken Güneş, Seyhan Mahallesi'nin Buca Belediyesi sınırlarında kaldığını, belediyenin temizlik çalışmasının yeterli olmadığını savunan Güneş, "Şimdi kalkıp da tamamen belediyeyi suçlamak yanlış. Bizim de suçumuz çok. Bu moloz sadece bu sanayinin molozu değil. Ya Bornova'dan, Buca'dan, ya Konak'tan geldi. Adam getiriyor kamyonla boşaltıyor gidiyor. Belediyenin buralara kamera koyması lazım. Caydırıcı bir şey yapması lazım." dedi. Kentin diğer ucundan gelen kaçak kamyonların sanayiyi çöplük olarak kullandığını belirten mermer üreticisi, teknolojik takip mekanizmalarının şart olduğunu vurguladı.
Benzer şekilde bölgede nakliye dükkanı işleten ve lojistik koordinasyon sağlayan Eşref Hellaç ise atıkların biriktiği alanın İzmir Büyükşehir ile Buca belediyelerinin desteğiyle daha önce park yeri olarak belirlendiğini ve tabelasının asıldığını ancak çöp yığınları nedeniyle araçlarını park etmekte güçlük yaşadıklarını anlattı. Resmi nakliyeci durağının adeta bir katı atık tesisine döndüğünü belirten Hellaç, ilçe belediyesine birçok kez başvuru yaptıklarını fakat kurumsal bir geri dönüş alamadıklarını aktardı. "Akşamdan temizleniyorsa sonraki gün yine doluyor. Dolduğu sürede en az 7-8 gün alınmıyor. Biz arabalarımızı sağa sola çekmek zorunda kalıyoruz. Nedense olmuyor. Her yere başvurduk, söyledik olmadı. Bu çöplerin alınması ve bizim durağımızın yerine gelmesini istiyoruz." ifadelerini kullandı.




