Gerçekten mi?
Nedense toplumumuzda bireyler her söylenenin ardından bu test niteliğindeki soruyu sormaktan kendini alamıyor:
Gerçekten mi?
Hoş! Diyeceksiniz ki, an itibariyle “yalanlarla, doğruların” amansız savaştığı günlerden geçiyoruz!
Peki neden bu duruma düştük? Neden dost bildiklerimizin doğrularına bile şüpheyle yaklaşır olduk?
Bir zamanlar, “İdeallerle gerçekler” üzerinde durup, edebi cümleler kurup, ideallerimizin peşinde koşardık…
Evet, neden bu durumlara düştük, neden şüpheci olduk? Neden!
Ve de neden şimdinin gücünü, ülkemizin mutlu geleceği için güçsüzleri ayıklayıp, güçlüleri arar olduk? Neden!..
Yalanlardan kaçmak, “şimdinin gücünü” arkamıza almak, “daha güçlü bir Türkiye olmak için” değil mi?
* * *
Eskiden yalan üzerine çeşitli makamlarda bestelenmiş şarkılar dinlerdik... Yalan Dünya… Seni sevmediğim yalan vb…
Günümüzde şarkıların yerini “siyasi yalanlar” aldı alalı bu şarkıları bile arar olduk!
Öyle ki, 2022’nin nefret ettiğimiz siyasi yalanlarını bile arar olduğumuzu (!) söyleyen o kadar çok seçmen var!
Biz buna “tatlı yalanlar” der, gülüp geçerdik! Verilen sözlerin doğrularına bile “Gerçekten mi?” deyişimiz de işte  bundandır…
Gelelim seçim dolayısı ile vizyona giren dumanı üstünde yeni yalanlara!
2023’e gözümüzü açtığımız  sabahtan bu yana tam 34 gün geçti.
İşte geldi “Cüce Şubat” …
Şimdi siyaset sahnesinde bir gün bile iktidarda fazla kalabilmek için profesyonel yalanlara sarılanlara karşı içimiz de bir ürkeklik, korkaklık, bir nefret hissine kapılarak ikide bir “Gerçek mi?” diyoruz!
İşte şimdinin seçim vizyonu yazılı ve sözlü ve görüntülü basınımızda videolu görüntülerinden izleme dönemi başladı. İzlediğimiz kadarı ile Cumhurbaşkanlığı makamını bir dönem daha işgal etmek için söylenenleri bile anlamak adına durmadan birbirlerinde dönüp “Gerçek mi!” deniliyor?
* * *
Evet. “Cüce Şubat”ın o, 28 günlük süresinden 3 günü bile kullanıp, “Gerçekten mi” diyerek geçirdik!
Ha sahi “Seçim geldi gündeme, baş ağrısı bahane “ diyenler çoğaldı!
Seçim… Seçim… diyorlar… Yani sandığı işaret ediyorlar…
İnanın, insan seçim için sandıktan önce “yalan makinelerinin kurulmasını istiyor. Öyle ya, siyasi yalanlar sebebiyle en tabii hakkı olan  seçme-seçilme hakkına bile şüpheyle  bakar duruma geldik!
Yalanlar… Yalanlar…
Bu “Cüce Şubat” yerini 25 gün sonra Mart ayına devreder, Mart’tan sonra gelsin Nisan. İşte o sabah, kim bilir o gün, uçkuru açılmadık ne “Nisan bir şakalarına” bırakacak? Yani  “Güleriz ağlanacak halimize” dönemi başlayacak!
Örneğin o gün, seçim kütüklerini incelerken bakalım evinize kayıtlı tanımadığınız seçmenlerin olduğunu görebilirsiniz diyorlar! Gerçekten mi?
Mart kapıdan baktırırken Mayıs ayında da sandığa giderken “Gerçekten mi?” diyenlerle karşılarsınız, hiç şaşmayın!
İşte yazımın başlığına iyi bakıp bir kenara not edin!
Edin ki, “Hepsi yalan, bu sahi’’ diyerek sandığa sahip çıkın!
* * *
Dün Ankara’daki dostlarımı arayıp bir yandan iktidar cephesinin, diğer yandan da muhalefet cephesinin, yani 6’lı Masa’nın nabzını tutmaya çalıştım.
Adım adım seçime gidiyoruz ya, “Ortak politikalar mutabakat metnindeki” maddelere ve de tüm konulara tek tek baktım…
Evet, 6’lı Masa’nın yol haritasında Erdoğan’ın iddia ettiği kendinden menkul! “Bir dönem daha” deyişinin bakalım sonu ne olacak?
Gerçek mi, değil mi? Bekleyip göreceğiz…
Bu arada, bugün CHP İzmir Milletvekili değerli meslektaşım Atila Sertel ile İzmir’de bir masaya oturup, Altılı Masa’da, ne var, ne yok öğrenip sizlerle paylaşacağım…
* * *
1980’li yıllarda arşivime aldığım bir fıkra ile yazımı bağlamak istiyorum

SUSARKEN BİLE
Politikacı olan Ahmet uzun nutuklar çekmek adetindeydi. Son parti toplantısında ağzını açmadığını gören bir tanıdığı, yanındakilere şöyle fısıldadı:
“Ahmet’in öyle durduğuna bakmayın, susarken bile yalan söylüyor o.’’