Hatay depreminin ardından 3.5 yıl geçti. Hep bir daha görmek istiyordum. Basın Konseyi Geliştirme Vakfı tarafından yürütülen ‘Etik Gazetecilik Projesi’kapsamında gittiğimiz Hatay'da neler değişti yaraların üstü bir nebze olsun sarılabildi mi?

Karışık bir manzarayla karşılaştık. Bir bölüm de baştan bir kent yaratılmış.

Merkezde ve dağların eteklerinde TOKİ dağlarında yeni bir Hatay var artık. İhtiyacın iki üç katı fazla yapılan TOKİ konutlarıyla belli ki şehir yeni bir kimliğe bürünecek. Konteyner kentler boşaltılıyor.

O dev konutlar bittiğinde halkın ruhu da yeniden yaşam sevincine kavuşur mu?

Whatsapp Image 2026 06 23 At 15.45.33 (2)

Sanmıyorum. Üzerlerinde öyle bir toz bulutu yüreklerinde öyle acı bir katman var ki; zor, çok zor.

Hayata uyum sağlamaya mecbur insanlar sadece acıya uyum sağlamışlar şimdilik. O da, bir dokununca gözlerden süzülen kabusa kadar.

Deprem yarası herkes de var. Kiminde damla damla; kiminde katmerli. Bir kısım daha rahat yaşarken bir kısım da hala hayatları enkazın altında.

Ve en çok da bizim meslektaşlarımız…

Whatsapp Image 2026 06 23 At 15.45.33 (1)

ANTAKYA CEMİYETİ HALA TAŞ YIĞINI

Meslektaşlarımıza dijital habercilik eğitimi vermek ve bazı donanım destekleri sunmak için Antakya’dayız. Depremde birer hakikat savaşçısı haline gelen, dünyaya yayın yapan meslektaşlarımla buluşmak vatan kokusu gibi.

Bunca sıkıntı yaşadılar acaba yapay zeka dijitalleşme eğitimlerine uyum gösterebilirler mi diye düşünerek gittiğimiz eğitimlerdeki dikkat şok etti. Gencinden tecrübelisine, gelenekselinden serbest gazetecisine dijital dünyaya ‘muhteşem’ bir ilgi vardı.

Bölgede geleneksel medya zayıflayınca belli ki internet haber siteleri kurtarıcı güç olmuş. Haberlerini, ulusala, dünyaya onunla ulaştırıyorlar.

Eğitimin ardından sadece Antakya’nın değil Türkiye’nin efsane cemiyet başkanlarından Ahmet Abdullahoğlu ile binbir emekle; duvarlarını elleriyle onardığı ve bir zamanlar olağanüstü çabayla satın alarak ülkeye örnek olan Antakya Gazeteciler Cemiyeti’ne gittik.

Vay…

Hatay’ın Babıali’si denilen bölgedeki o göz kamaştırıcı iki katlı konak hala taş yığını.

6 değil 20 Şubat’taki ikinci deprem o alandaki binaları yıkmış. Üzerine bir de yağmacıların her şeyi bitirdiğini anlatıyor Abdullah Başkan.

Whatsapp Image 2026 06 23 At 15.45.31 (1)

BÜYÜK YALNIZLIK

Elbirliği ile onarılabilir mi diye düşünerek gittiğim Cemiyeti görünce içim kanadı… Tüm alan 3.5 yıl geçmesine rağmen depremin ertesi günü gibi.

Yıkılmış bir kentte memurlar maaşlarına kavuşurken esnaf yaralarını sarmış yeniden faaliyetlerini sürdürürken adeta sahipsiz ortada kalan kesim olmuş meslektaşlarım.

Halk adına hak ihlallerinin peşinden koştururken yaşamını yitiren gazeteciler, yıkılan ofisler, kesilen internetlerle hala yaşam savaşı veriyorlar. Cemiyetleri yıkık darmadağın ama onlar haber peşinde koşmaktan vazgeçmiyorlar.

Depremin hemen ardından gönderdiğimiz konteynırlar çürümüş ve zor durumdalar. Türkiye’de pıtrak gibi çoğalan meslek örgütleri, Federasyonu Konfederasyonu, ulusalı, uluslararası yazık, çok yazık.

Whatsapp Image 2026 06 23 At 15.45.32

BOYNUMUZUN BORCU OLMALI

Ahmet Başkan cemiyetin taş yığınına dönen merkezini gösterirken sürekli iç çekti. “Rum bir kadından 70 bin Euro’ya imece usulüyle almıştık bu binayı. Ellerimizle boyadık sıvadık. Burası 6 Şubattaki depreme dayandı ama 20 Şubat’ta ikinci deprem çok sertti. Sonra da deprem kadar yağmacılar zarar verdi.”

Yıkıntılar arasında bir fotoğraf. Fotoğrafı yerden “Allahüekber” diyerek alıyor Ahmet Başkan. Üç yıldır yağmurda çamurda bir şey olmadığını görünce gözler buğulanıyor.

Ahmet Başkanın şahsi küçük ofisinde faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyorlar.

Bizler internet sitesini kuracak ve bazı donanım destekleri sağlayacağız ama elbette yetmez.

Whatsapp Image 2026 06 23 At 15.45.32 (2)

Devlet, Çevre Şehircilik Bakanlığı depremde binaları yıkılan kimi kurumlara yer tahsis ederken, halkın hakkı için koşturan meslektaşlarım hala toz bulutu içinde olan kentte yalnızlıklarının romanını yazıyorlar.

Umarım romanın sonu başına benzemez ve arkadaşlarımız afet koşullarında hizmet verecek bir çalışma merkezine kavuşurlar.

Gerisi elbette başta İletişim Başkanlığı olmak üzere; ulusal, küresel adları kocaman ama icraatları pek sınırlı ulusal basın örgütlerinin omuzlarındaki sorumluluktur.

Whatsapp Image 2026 06 23 At 15.45.33