Bu yıl da Şehit Gazeteci Hasan Tahsin’i kentin yüzü aşkın saygın ismiyle Konak Atatürk Meydanı’nda andık.
Dedik ki İzmir için 2 önemli tarih varsa biri 15 Mayıs diğeri 9 Eylül’dür.
Hatta 15 Mayıs olmasa ihtimal 9 Eylül olmazdı.
Sadece İzmir için değil bağımsız bir bir ülke için de vazgeçilmez bir tarihtir 15 Mayıs.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 14.04.08

Konuşmama şöyle başladım:

‘107 yıl önce burada bir film çekilmiyordu, kurgu değildi!
Gerçeğin ta kendisiydi…
Kuzeye bakın Karaburun’a doğru… İtalyan askerleri vardı.
Güneyde Foça; Fransız bataryaları oradaydı
Uzunada burnumuzun dibi, İngiliz topları askeri müfredatı orada konuşlanmıştı.
Ya bu alanlar bu meydan,
Sevgili İzmir, işgal askerlerinin postalları ile inliyordu.
Pasaport gümrüğüne Yunan, Fransız, İngiliz, Amerikan, İtalyan gemileri gelip gidiyordu.
İsteyen dilediği detayda boğulsun; özü kaçırsın ama bu kabus iliklerine kadar burada yaşanıyordu.

Film değildi, senaryo değildi. Dört yandan İzmir’i bu parçalamaya gelmişlerdi.
Ve yine belki bir film olsa yok artık diyeceğiniz bir sahne de sonuna kadar gerçekti….
İşgalden bir gün önce Harbiye Nazırına ne yapacağız diye sordu İzmirliler….
Yanıt “İşgal mütareke gereğidir, karşı gelmeyiniz’ oldu.
Karşı Gelmeyiniz!!!!!!!
ama KARŞI GELDİLER

NEDEN BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİN SEMBOLÜ?

Ey Bedbaht Türk….
Bedbaht Türk sarsıl ve kendine gel…
Bir değil on değil binlerce vatansever vardı. Erkeği vardı kadını vardı ve elbette karşı geleceklerdi.
İşgalden bir gece önce Maşatlıkta toplanan kalabalıkta bildiri elden ele dolaştı mahallelere yayıldı.
Bu satırların yazarlarından biri de işgalden önce gelerek İzmir’e yerleşen, Hukuk u Beşer gazetesini kurarak aylarca yazılarıyla halkı uyandırmaya çalışan, halk arasında genç gazeteci olarak bilinen Hasan Tahsin’di.
Mustafa Kemal Atatürk’ün yetiştiği topraklarda Selanik’te fakir bir aileden, Recep Ağa ile Rabia Hanımın oğlu Hasan Tahsin…
Teşkilatı Mahsusadan itibaren hayatı direnişle geçen Osman Nevres - Hasan Tahsin in işgalden önce İzmir’e yerleşerek “Hukuk-Beşer” gazetesini yayınlaması ve buradaki yazıları gazeteciliğin önemini ortaya koymuştur.
Bu mesleğin seçilmesi tesadüf değildir.
Bağımsızlık mücadelesinde halkın yol göstericileridir gazeteciler.
İlk kurşunu kim atmıştır tartışmalarının bizim için özeti ise şudur:

Whatsapp Image 2026 05 17 At 14.04.55

TÜM “İLKKURŞUNLAR” HEPİMİZİNDİR

İlk kurşuna giden süreçte; Maşatlık ayaklanmasında ve o bildirilerin basılması dağıtılması; bıkıp korkmadan halkı yazılarıyla uyandırması ‘Sembol olarak kabulun’ başlıca gerekçelerdir.
Kaldı ki Hasan Tahsin Hukuk-i Beşer gazetesindeki yazılarında sadece bağımsızlık üzerine yazmıyordu. Halkın tüm sorunlarını dile getiriyor, haksızlıklara kalemiyle isyan ediyordu.

Bakın son yazısında ne diyordu…

“Bizde en ziyade düşünülecek bir sınıf varsa o da şüphesiz alt tabakadır. Çiftçi, makineci, dükkâncı, hâsılı, erbâb-ı say ve amelin teşkil ettiği bu sınıf-ı ahâli alnının teriyle ekmeğini kazanır, devletin hazinesini hisse-i mesâisiyle doldurur, asker olur, kan vergisini de öder. Buna mukabil ekseriyetle düşünülmez, ihmal edilir, hatta bir rey-i siyasiye, hakk-ı intihaba da malik olmaz. ... Fakir olmak mahkûm-ı sefâlet olmakla birdir.
Umûmî olmaması lazım gelen mektepler bile patronların çocuklarına mahsustur. Fakir, sabahtan akşama kadar kızgın güneşin altında çalışır, didinir.

Mesele işte tam da budur.
Haksızlıklar karşısında sessiz kalmamaktır!!

Haber Foto11 2026 05 16T133947755

Gazetecilerin Gazetesi Dokuz Eylül’de 3 gündür şahane bir yazı dizisi yayınlanıyor. Tarihçi gazeteci yazar; mesleğimizin en güçlü araştırmacı kalemlerinden Yaşar Aksoy HASAN TAHSİN KENDİNİ SAVUNUYOR başlıklı harika bir yazıya imza atıyor ve herşeyi çürüterek kendilerine paye edinmeye çalışanların iddialarına tek tek yanıt veriyor. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Evet sevgili Yaşar Ağabeyim için rahat olsun bizler Hasan Tahsin’in hem bağımsızlık ruhunu ve de gazetecilikte neden nefer olarak kabul ettiğimizi unutmayacağız.
107 yıl sonra haksızlıklar, adaletsizlikler, baskılar bitmediğine; haberleri nedeniyle cezaevinde meslektaşlarımız olduğuna göre
bağımsızlık idolümüz Hasan Tahsin’den aldığımız güçle gerçekleri yazmaya devam edeceğiz.
Ve bizler gücümüzü iki yürekli adamdan almaya devam edeceğiz!

Dört yanı işgallerle kuşatılmış bir ülkeden onurlu bir ulus yaratan Mustafa Kemal Atatürk ile Hasan Tahsin’in mirası üzerimizde oldukça susmayacağız, yanlışlıklara karşı sessiz kalmayacağız.

Alanda dediğimiz gibi;
Milliyetçilik, ulusalcılık, yurtseverlik veya vatanseverlik; ulus devletle, ırkla veya dinle alakalı değildir.
Vatanını ve halkını, Emperyalizm’e karşı savunmakla, ya da tam tersine halkına ihanet etmekle alakalıdır..
O gün bizlerle olan; yanımızda durarak güzel değerli bir anma töreni gerçekleştirmemizi sağlayan; yüreği bağımsızlıktan yana atan milletvekillerimize, siyasi parti temsilcilerine, dostlarımıza teşekkürlerimizle…

Whatsapp Image 2026 05 17 At 14.04.22

NOT:

* İBB Belediyesi Başkanvekili Levent Yıldır o gün işi çıkmasına rağmen bizleri yalnız bırakmadı.
* İzmir’in direniş mücadelesinden daha önemli (!)açılışlara katılanlar umarım bir gün 15 Mayıs’ın sadece bir tören olmadığını kavrar.