Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver’in (elçiliği: 1931-1944), 1934 yalında Besarabya’daki Hristiyan Türk (Gagavuz) köylerine yaptığı geziye ait notların bir sureti bulunmaktadır (Belge No. 247-668-14). 22.1. 1935 tarihli bu vesika ‘Besarabya’da Gagavuz Türklerinin oturdukları yerlere yaptığı inceleme gezisi’ başlığını taşır. Tanrıöver’in bu notları, Hristiyan Türklerin 1930’lu yıllardaki durumunu ve Türkiye’nin Hristiyan Türklere bakış açısını göstermesi açısından önem taşır. Tanrıöver, Dobruca civarını ziyaret ettikten sonra, Besarabya’daki Hristiyan Türkleri ziyaret etmek istemiştir. Bunu zamanın Romanya’nın İçişleri Bakanı (Nazır) Inculetz’e bildirmiştir. Inkuletz, Huşi, Lapuşna, Çetatea-Alba ve Tighina valilere emir vererek, onlardan Tanrıöver’e destek olmalarını istemiştir. Bu sıralarda Bükreş’te bulunan Kişinev valisi Miralay Mihai M. Voya, bu seyahati planlamak için Bükreş’teki Türk Elçiliğine gelmiştir. Tanrıöver’in anlatımından seyahat güzergâhını, Kişinev valisi ile Tanrıöver, Bükreş’te Türk Elçiliğinde planladıkları anlaşılmaktadır. İlk olarak Falçin vilayetinin merkezi olan Huşi ziyaret edilmiştir. Bu gezi Tanrıöver’de yeni ufuklar açmıştır. Ben, bu seyahat raporunun Komrat ile ilgili kısmını burada aynen yayınlıyorum.
‘Kişinev’de diğer bir çok zevatla beraber Hristiyan Türklerin en yaşlı ve en muktedir papazı olan Protoerev (Protoierey: başpapaz) yani vilayet reisi ruhanisi unvanını haiz olan profesör Çakır Mihail ile de tekrar görüştüm. Bu zat 50 seneden beri Gagavuzların Türk soyundan geldiklerini kendi halkına anlatmak için mücahede etmiştir. Şimdi yaşı pek ilerlemiş olan bir ihtiyardır ki incili Türkçeye tercüme ederek ve nüsha nüsha basup dağıtarak, ‘Revista Basarabiei’ mecmuasında mütemadi makaleler neşrederek, Gagavuzların tarihi hakkında risaleler çıkararak, bütün bir ömür bunların Rumlaşmasına, Bulgarlaşmasına, Romenleşmesine mani olmaya çalışmaktadır. Bendenize Romence ve Gagavuz lehçesi ile yani Türkçe en son çıkardığı ufak kitapları getirdi. Bu mübarek ihtiyar mükemmel Rusça bildiği için en ziyade Rus menbalarından, aynı zamanda Rumen, Bulgar, Rum ve diğer menbalardan da istifade ederek, etraflı bir surette Gagavuzların Türk soyundan geldiklerini, Bulgar, Rum veya Ulah olduklarına dair yapılan telkinata asla ehemmiyet vermemelerini kendi cemaatine mensup kimselere mütemadi söylemekte ve neşriyat ile öğretmektedir.
Komrat
Cumartesi günü Besarabya’daki Türk köylerinin en ehemmiyetlisi olan Komra’ta geldim. Bu köyde on üç bin kişi Gagavuzlardan müteşekkildir. Ahali bendenizi belediyenin önünde toplanmış olarak bekliyordu. Belediye reisi, saat beşten şimdiye kadar civar köylerden gelip yollara dökülmüş adamların akşamın gelmesi üzerine teessürle dağılmağa mecbur olduklarını, bendenize söyledi. Hâlbuki orada bekleyen halk en eyi bir hayalle tahmin edebileceğimden çok daha kalabalıktı. Belediye reisi Yorgi Kaygı isminde bir zattır. Halkın çok muhabbetini kazanmış olan bu genç hiç zorluk çekmeksizin anladığım bir Türkçe ile benim bozuk yollardan hiçbir zevki olmayan fakir köylerine kadar kalkıp gelmemin manasını pek iyi anladıklarını ve buna bütün ahalinin ziyadesiyle sevindiklerini kendilerini unutan babalarını tekrar bulduklarını, kısa bir nutukla söyledi. Bükreş gazetelerinin resimlerle bahsettiği bu toplanmalar ve bu nutuklar, bendeniz için yeni bir ufuk açmıştır. Çok yakından takip etmiş olmakla beraber Hristiyan Türkler arasında milli düşüncenin bu kadar çabuk uyunacağını beklemiyordum. Bendenizi lisenin içtima salonuna götürdüler. İçeri girmek isteyenlere ayakta duracak yer bile kalmamıştı. Orada tekrar belediye reisi bendenizle beraber gelen Kişinev valisi ve bir genç avukat birere nutuk irad ettiler. Vali, nutkunda sarahaten Romanya hükümetinin pek yakın zamana gelinceye kadar Bulgar zannettiği, ordusunda ve mekteplerinde Bulgar muamelesine tabi tuttuğu, bu halkın Türklük hissiyatını uyandırmaya yardım edecek sözler söyledi. Bendeniz de kısa bir nutuk irad ettim. Gece belediye reisinin evinde yattım. Bir köylü evinin bu kadar temiz ve bu kadar mükemmel olabilmesi bendenizi şaşırtmıştı. Yatacağım saate kadar evin sokağından kalabalık dağılmadı. Kişinev’de Jandarma kumandanlığının bendenize vermiş olduğu bir istatistiğe göre Besarabya’da 79 bin Gagavuz olmak lazım geliyor. Her uğradığım yerde istatistikteki adetlerle belediyenin kayıtları arasında benzerlik olup olmadığını aradım. Vaktiyle Rusların tertip etmiş olduğu bu istatistik o gece misafir olduğum Komrat’ta dört bin küsür Türk gösteriyordu. Hâlbuki belediye kayıtlarında on bin küsür Türk kaydedilmiştir. Bu Türk mıntıkası dâhilinde köyden köye geçtikçe iki bin gösterilen yerde beş bin, bin gösterilen yerde 3500-3000 bulduk. Bazı köyler ise Kubey gibi 3500 Türkü olduğu halde istatistikte asla zikredilmemiştir. Bolgrad gibi istatistikte ismi geçmeyen büyük kasabalarda Hristiyan Türklerin yaşadıkları ikişer üçer mahalle var. Vali ve bendeniz eldeki istatistiğin hakikatten çok uzak olduğunu Besarabya’da yaşayan Türklerin adedi 180 bin ile 200 bin arasında tahmin edilmek iktiza ettiğini anladık.
Çadır
Ertesi sabah Pazar olması dolayısıyla civar köylerden gelmiş halkın kalabalığı içinde dolaştım. Bizim için tamamen meçhul olan bu mıntıkada Edirne, Bursa ve Sivas pazarlarında olduğu gibi her tarafta Türkçe konuşanların sesi geldiğini duymak insan üzerinde derin bir teessür hasıl ediyor. O gün öğleden evvel ‘Çadır’ istikametinde yola çıktık. Kasabaya 60 kilometre mesafede köyün belediye reisi Kususuz ismindeki müteaddit un fabrikaları sahibi olan eşraftan bir zat, avukatlar, mektep hocaları, Çetatea-Alba yani Akkerman, Tighinaya yani Bender vilayetlerinden gelen heyetlerle beraber otomobillere binmiş ve bendenizi istikbale gelmişlerdi. Onlarla tanıştıktan sonra yolumuza devam ettik. Vali ve bendeniz uzaktan koşarak gelen bir süvari kalabalığı gördük. Bunlar bize yaklaşınca durdular. Elam verdiler ve şöförüm Tahir Efendiye biraz yavaş gitmesini çünkü arabanın iki tarafında geleceklerini söylediler. Atların hepsi siyahtı, yüksek ve dinç ve gayet güzeldi. Üzerindekiler ise bu atlara eğersiz ve üzengisiz binecek kadar tecrübeli, Çadır köyünün delikanlıları idi. 5-10 dakika sonra ikinci bir atlı kalabalığı daha yetişti. Bunlar da selam verdikten sonra ikiye ayrıldılar(s. 7-9)’. Tanrıöver’in Gagavuzlar ile ilgili gezi notları bundan sonra da devam etmektedir.