İngiliz gizli belgeleri arasında İngiliz Yüksek Komiser Horace Rumbold’un İstanbul’dan Curzon’a gönderdiği 12 Eylül 1922 tarihli bir telgraf metni bulunmaktadır (FO 424, 254, s.224-225, Belge: 414). Bu belge, İzmir’in 9 Eylül’de Yunan ordusunun elinden alınmasının İslam dünyasında yarattığı etki ile İngilizlerin Kemalist orduya ve hilafete bakışını göstermesi açısından önem taşır. Rumbold, söz konusu metinde şunları yazmaktadır: ‘9. Eylül’de Nairobi'deki Müslüman Derneği'nden Sultan'a iletilmesini istedikleri bir telgraf aldım; bu telgrafta, ‘Nairobi Müslümanları Türkiye’deki Türk zaferlerinden dolayı Türklere yürekten tebriklerini iletmemi istiyorlar ve halifeliğin tam olarak yeniden restore edilmesini ve Mustafa Kemal Paşa'nın cesur ordusunun daha fazla zafer kazanması için en içten dualarını sunmak istediklerini yazıyorlar. Ben bu telgrafa herhangi bir işlem yapmadım, ancak bu telgrafın Mustafa Kemal'in Hindistan, Mısır ve diğer yerlerdeki Müslümanlardan aldığı benzer birçok telgraftan sadece biri olduğunu tahmin ediyorum. Sanırım, Kemalist ordusunun Yunanlılar üzerindeki beklenmedik ve ezici başarısının, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanları harekete geçirdiğini ve hatta İslam ile Hristiyanlık arasındaki çatışma sorusunu gündeme getirdiğini kesin olarak söyleyebilirim. Bu nedenle, önümüzdeki iki ila üç hafta içindeki gelişmelerin büyük ölçüde belirleyici olacağı anlaşılmaktadır. Yunan Ordusunun kalan kısmının Anadolu'dan daha fazla kayıp vermeden çekilebilecek durumda olduğu göz önüne alındığında, Mustafa Kemal ile ateşkes gereksiz görünüyor ve bu durum beni rahatlatıyor. Kemalistlerin mevcut ilişkilerdeki havası göz önüne alındığında, ateşkes görüşmeleri, Müttefik temsilcileri Anadolu'nun tahliyesi dışında bir konuyu görüşmeyi reddetseler bile, Müttefik Güçler için kaçınılmaz olarak bir utanç kaynağı olacaktı. Müttefiklerin denizdeki hâkimiyetinin Kemalist ordusunun Trakya'ya geçmesini etkili bir şekilde engelleyebileceğinin Kemalistler tarafından fark edilmesi, hem Kemalistler hem de genel olarak Müslüman kamuoyu üzerinde kaçınılmaz olarak düşündürücü bir etki yaratacaktır. Fransızların, Kemalistlerin elde ettiği başarıların boyutundan biraz şaşırdıklarına ve endişelendiklerine dair ufak işaretler fark ettim. Her ne kadar şu an için belirsiz de olsa, güçlü ve şovenist bir Türkiye'nin potansiyel tehlikesinin farkına varmaya başlıyorlar. Bu düşünce yapısı, Fransızları, Yakın Doğu meselesine ilişkin daha sadakatli bir tutum sergilemeye yöneltebilir’.
Nairobi Müslümanlarının Mustafa Kemal ile doğrudan irtibatları yoktu, İngiliz Komiserliği vasıtasıyla Mustafa Kemal ile irtibat kurmak istemişlerdi. Ancak İngilizler halâ Yunan taraftarı oldukları için bu irtibatı sağlamadılar. Ayrıca, Mustafa Kemal’in bu başarısının tüm dünyada bir İslam-Hristiyan çatışmasını tetikleyeceğinden endişe duydular. Bu durum, İzmir zaferinin, sadece Hindistan ve Mısır Müslümanları arasında değil, aynı zamanda Afrika Müslümanları arasında büyük bir sevinç yarattığını göstermektedir.