Harikalar Diyarı... Neverland... İthaka ya da Kaf Dağı!.. İnsanlar korku, acı ve kederlerle geçen kısa ömürlerinin her anında sonsuzluğu aradı.

Böylesine ısrarlı ama bir o kadar da beyhude uğraş, hafızalara ancak mitlerle kodlanabilirdi. Antik çağların mitleri olmasaydı belki de insanlar, geçmişle güçlü bağlar kuramazlar ve geçmişin kültürünü bu denli güçlü geleceğe aktaramazlardı. 

Bir takım kabullerimiz olsa da nereden, nasıl geldiğimiz ve nereye gideceğimiz hâlâ büyük bir muamma. İnsanların inançları, doğayla ilişkisi, kahramanlara olan ihtiyacı, dinleri, söylence ve masalların da varoluş sebebi oldu.

Ancak mitler, ölümün kesinliğine karşı bir teselli, ölümü kabullenme çabamızla da ilgiliydi. Bellek dirençlidir ve tuhaf bir biçimde düşlerle beslenir çünkü. Sanki geçmişi yeterince arzular, söz ve yazılarla örülmüş sonsuz çeşitliliğini kavrayabilirsek onun bir parçası olabileceğimize, İçten içe, tam da o an, sonsuzlukla aramızdaki kalın duvarlar yıkılacağına inanırız. Böylece geçmişin enginliği üzerinden umutlarımızı diri tutar, yaşamda trajik bir gayretkeşlikle -yoksa dramatik mi demeliydim- arar dururuz imkansız ve anlamsız sonsuzluğu.

SONSUZ ESİN KAYNAĞI

Mitolojiye ilgi, bu çabanın güncellenmiş versiyonudur. Aynı soruları biz de soruyor, geçmiş üzerinden bilinmez geleceği anlamaya çalışıyoruz. İlgimiz Yunan mitleri olunca biraz daha yoğunlaşıyor. Yunan mitlerini diğer halklarınkinden ayıran özelliği, onların Batı edebiyatı ve felsefesi için bitimsiz bir esin kaynağı olmasıdır. Dönem dönem kısmen ya da tamamen bizim edebiyatımız ve düşüncemiz için de geçerlidir bu durum. Kahramanları, tanrıları çağrıştıran insanları, insana benzer tanrıları, savaşçıları, denizcileri, fantastik olaylarıyla, Homeros'tan beri, sayısız edebi ve felsefi eserde dönüşerek, değişerek varlığını sürdürüyorlar. İnsanlık mirasının tüm diğer kıymetlimiz mitolojileri gibi, bizim eserlerimizde de birilerine inat anlamlarını ve değerlerini koruyorlar. 

DOĞRU KAYNAK SEÇİMİ

Özellikle eski Yunan mitolojisi, dağınık okumalarla ya da başka kitapların dipnotlarından görüldüğü kadarıyla öğrenilebilecek bir şey değil. Mitos okyanusunda kulaç atmak, doğru kaynaklardan sistematik okumalarla mümkündür. Yunan mitolojisine dair bir hayli telif ve çeviri kaynak var Türkçe literatürde. Tehlike tam da burada. Çünkü bu kaynakların bazıları bıkkınlık verecek kadar ayrıntılara boğulmuş, kimi ağdalı üslubuyla anlaşılmaz, kimi fantastik tarihin sonsuz labirentlerinde oradan oraya savrulmakta. Bazıları ise sadece konunun uzmanlarına hitap ediyor. 

Eğer Yunan mitolojisine meraklıysanız, önce merakın kapsamını belirlemeli, sonra da seçtiğiniz kaynakları belli bir sırayla okumalı ama daha da öncesinde mitolojiye dair okumalar yapmalısınız. Başta bir mitoloji sözlükleri olmak üzere belli başlı farklı mitolojilerin klasik kaynaklarını edinerek işe başlamalısınız. Ardından çapraz okumalarla bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz. 
Mitoloji okumak beceri, irade ve azim gerektirse de ödülü çok tatlıdır. 

Benzerlerinden çok farklı

Ben, Claudius -yaşı yetenler hatırlayacaktır, BBC bu romanı 70'li yıllarda televizyona uyarlamış ve bu muhteşem dizi 80'lerde TRT'de yayımlanmıştı- Tanrı Claudius, Homeros’un Kızı, Ak Tanrıça ve İbrani Mitleri gibi önemli yapıtları Türkçeye çevrilmiş İngiliz şair ve yazar Robert Graves'in Yunan Mitleri benim mitoloji okumalarımın en doğru seçimlerinden biri oldu. Robert Graves'in engin kültüründen kitabının dipnotlarına yansıyan bin bir ayrıntı, sayısız ilişkilendirme ve çapraz okumalara müsait içeriğiyle Yunan Mitleri, benim için çok özel bir kaynak oldu.

Whatsapp Image 2024 06 04 At 13.36.19 (1)

Yunan Mitleri / Robert Graves / Kolektif Kitap

Bir Tunç Çağı imparatorluğu

Bazı kitaplar ya bir kerecik olsun okunmalı, ya hep elinizin altında olmalı ve dönüp dolaşıp sayfalarını karıştırmalı. Antik çağlara dair kolay okunur ve son derece zihin açıcı kitaplarıyla ülkemizde de iye tanınan Birgit Brandau ve Hartmut Schickert'in birlikte hazırladıkları Hititler de böyle bir çalışma.
Yaklaşık üç bin beş yüz yıl önce, Ankara'nın 150 kilometre doğusundaki bir bozkır çanağında, dünyanın en madenci halkının bir başkent ve onun ötesinde büyük bir uygarlık kurduğuna ve sonra bir iz bırakmadan yitip gittiğine inanmakta güçlük çekiyor insan. Hele geriye kalanı gördükten sonra. En az sekiz asır ömür sürmüş, ilginç bir biçimde kadın haklarının öncülüğünü yapmış bir başkent. Binlerce yıl bir benzerinin görülmediği aşırı devrimci bir durum bu. Hititler, Tunç Çağının en büyük imparatorluklarından birini kurmuşlar. Hem de güneylerindeki büyük Asur ve daha güneybatıdaki Antik Mısır'ın zenginliğine ve emperyal gücüne rağmen. Anadolu'nun en asil uluslarından olan Hititler'i tanımak, aslında biraz da bu toprakların kadim kültürüne sahip çıkmak demektir. 

Whatsapp Image 2024 06 04 At 13.36.18 (5)

Hititler / Birgit Brandau / Akıl Çelen Kitaplar

Sizin Shakespeare'iniz hangisi? 

Shakespeare oyunları yüzyıllarca zirvede kalmayı nasıl başardı? Oyunları gerçekten Shakespeare mi yazdı? Oyunların ilk kez okuyucuyla buluştuğu Birinci Folyo nasıl derlendi? Oyunlardan birini ilk kez sahnelendiğinde seyredebilseydik nasıl bir performansla karşılaşacaktık? Sonelerdeki “Karanlık Leydi” kim olabilir? Beth Coates ile Elizabeth Foley'in birlikte hazırladıkları kitap, kapsamı, üslubu ve kurgusuyla pratik bir Shakespeare kılavuzu.

Whatsapp Image 2024 06 04 At 13.36.19 (3)

Yetişkinlere Shakespeare / Beth Coates, Elizabeth Foley / Alfa Yayınları

Antik Mısır'a farklı bir bakış

Antik Mısır, gizemli mirasıyla hâlâ büyük bir merak konusu. Bu kitap ise Firavunlardan, rahip ya da kahinlerden değil kadim Mısır'ın sıradan insanlardan söz ediyor. Zengin görselliğiyle de dikkat çeken kitapta Antik Mısır halklarının inanış biçimlerine, çalışma hayatına, eğlence alışkanlıklarına, içki ve yemek kültürüne dair ayrıntılı bilgiler var.

Whatsapp Image 2024 06 04 At 13.36.18

Antik Mısır'da Günlük Hayat / Bob Brier, Hoyt Hobbs / Alfa Yayınları

Kendi romanının kahramanı 

1994 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Kenzaburo Oe, sert eleştirel tavrıyla modern Japon edebiyatına damgasını vurmuş bir isim. Eserlerinde yarattığı hava ve döneminin bireyine bakışıyla Dostoyevski'ye benzetilen yazarın Suda Ölüm adlı romanının konusu şöyle... 
Kogito Choko (Oe'nin alter egosu), Shikoku Adası’ndaki köyüne dönmüş ve babasının esrarengiz ölümünü yeni romanında anlatmak ister. Ancak anılar, gerçekler ve düşler birbirine geçince yazmayı bırakır. Günün birinde bir heves kalemini yeniden eline alsa da belleği, kalemi ve yeteneği, ağır varoluşsal sorunlarının altında ezilmeye başlar.

Whatsapp Image 2024 06 04 At 13.36.19 (2)

Suda Ölüm / Kenzaburo Oe / Can Yayınları

Kendi aynasında bir Erden Kıral

Ulusal sinemamıza Hakkâri’de Bir Mevsim, Ayna, Bereketli Topraklar Üzerinde, Yolda gibi eserler kazandıran Erden Kıral, kendi hayatını bir film akıcılığında aktarıyor. Yılmaz Güney ile çalkantılı ilişkisini, darbe dönemlerinde film çekmenin zorluklarını, yaşadığı dönemin içinden yıldızlar geçmiş anlarını sanatçının kendi notlarından öğrenmek çok keyifli.

Whatsapp Image 2024 06 04 At 13.36.18 (1)

Aynadan Yansıyan Hatıralar / Erden Kıral / Yapı Kredi Yayınları

Geleceğin bilimi insan biyolojisi 

İnsan biyolojisinin son yıllarda kat ettiği yol, teknoloji ve artan bilgi birikimi sayesinde öne çıkan ve büyük tartışmalar yaratan gelişmeler, daha geniş okur kesimlerinin ilgi odağı oldu. Yazarın iddiası ise çok çarpıcı: “Ya­kın gelecekte hayatlarımızı en çok kendi kendine giden arabalar veya robotlar değil, yeni insan biyolojisi etkileyecek!..”
Bedenin Sırları / Daniel M. Davis / YKY 21. Yüzyıl Kitapları