Mühendis girişimci Duygu Yılmaz ve ekibinin zeytin çekirdeğinden geliştirdiği biyopolimerik hammadde, otomotivden beyaz eşyaya, gıda ambalajından tekstile hatta savunma sanayine kadar uzanan geniş bir yelpazede petrol türevli plastiğin alternatifi oldu
Her büyük buluş, sıradan görünen bir anın içinde saklıdır. Duygu Yılmaz’ın hikâyesi de öyle başlıyor. Bir sabah kahvaltısında babasının zeytin çekirdeği yutması ve “Bana iyi geliyor, bir araştır” demesi… O an, bir gıda mühendisinin hayatını değiştiriyor. Bugün Duygu Yılmaz, zeytin çekirdeğinden petrol türevli plastiğe alternatif biyoplastik üreten Biolive’in kurucu ortağı ve CEO’su. Üstelik öyle sıradan bir biyoplastik değil bu: Yüksek mekaniksel dayanımı, beş kez geri dönüştürülebilir olması ve yüzde 100 bitkisel içeriğiyle dünyada bir ilk.

Türkiye’de her yıl 500 bin ton zeytin çekirdeği çıkıyor. Bunun büyük bölümü yakılıyor ve atmosfere yüksek oranda karbonmonoksit salınıyor. Oysa Duygu Yılmaz ve ekibi, bu çekirdeklerin yalnızca 12 bin tonunu işleyerek dev bir dönüşümün kapısını aralıyor. İzmir Bayındır’dan temin ettikleri zeytin çekirdeklerini, patentli dört katmanlı bir süreçten geçirerek biyopolimerik hammaddeye dönüştürüyorlar. Üstelik bu süreçte elektriğin yüzde 60’ını güneş panellerinden sağlıyorlar ve her üretim partisinde suyun yüzde 96’sını geri kazanıyorlar. İçinde hiçbir zararlı kimyasal yok. Duygu Yılmaz’ın ifadesiyle: “Yiyebileceğiniz kadar doğal bir malzeme.”
PETROL FİYATLARI ARTINCA İLGİ DE YÜKSELDİ
Bu teknoloji sadece çevreci değil, aynı zamanda ticari olarak da büyük bir karşılık buluyor. Son bir aydır petrol fiyatlarının artmasıyla birlikte hammadde sıkıntısı baş göstermiş. Daha önce biyopolimerle hiç ilgilenmeyen firmalar bile şimdi Biolive’in kapısını çalıyor. Otomotivden beyaz eşyaya, gıda ambalajından tekstile hatta savunma sanayine kadar uzanan geniş bir yelpazede kullanılan bu hammadde, aynı zamanda yüzde 100’e kadar bitkisel deri üretimine de olanak tanıyor. Duygu Yılmaz, “Rakiplerimize göre en büyük farkımız, ürünümüzün geri dönüştürülebilir olması. Şu an dünyada bizim ürettiğimiz kadar yüksek mekaniksel dayanım gösteren bir biyopolimer yok” diyor.

Biolive’in başarısı sadece teknolojiyle sınırlı değil; aynı zamanda bir kadın girişimcinin azminin hikâyesi. Duygu Yılmaz, üniversiteden mezun olduktan sonra bir bal firmasında mühendis olarak çalışırken bir yandan İTÜ’de yüksek lisans yapıyor, bir yandan da kimya ikinci lisansını okuyordu. Fikri olgunlaştığında ise iki arkadaşıyla birlikte öğrenci evinde laboratuvar kurdu, 2014’ten 2016’ya kadar bu laboratuvarda çalıştılar. İlk prototip tamamlandığında İTÜ Çekirdek kuluçka merkezine kabul aldılar, ardından Vestel Ventures’tan (şimdiki Zorlu Ventures) yatırım alarak 2016’da şirketleştiler.

Bugün Biolive, Yıldız Teknik Üniversitesi Teknopark’ta faaliyet gösteriyor ve Tuzla Deri Sanayi içinde aylık 800 tonluk üretim kapasitesine sahip. Aldıkları sertifikalar ise göz kamaştırıcı: Amerikan Tarım Bakanlığı’ndan (USDA) organik içerik sertifikası, Avrupa standartlarında DIN CERTCO, gıda migrasyonu için FDA testleri. Duygu Yılmaz, 2019’da Birleşmiş Milletler (UNDP) tarafından küresel temsilci seçildi, G20 Bakanlar Kurulu Zirvesi’nde Türkiye’yi temsil etti ve dünyanın en başarılı 10 genci arasında yer aldı.

Sıradaki hedefleri ise fındık, ceviz, kayısı çekirdeği ve un fabrikası atıkları gibi farklı biyokütle kaynaklarını da değerlendirmek. Kavak mantarından strafora alternatif bir malzeme geliştirmek için de çalışmalar devam ediyor.

Bu köşede hep söylüyoruz: Yeşil dönüşüm, atıkları hazineye dönüştürmekten geçiyor. Duygu Yılmaz’ın hikâyesi bunun en somut örneği. Zeytin çekirdeği gibi sıradan bir atıktan yola çıkarak dünyaya açılan bir kadın girişimcinin başarısı, aynı zamanda Türkiye’nin yeşil dönüşüm potansiyelinin de en güçlü kanıtı. Onun yolunda yürüyecek nice genç girişimciye ihtiyacımız var. Dönüşüm, cesaret edenlerin hikâyesidir.
