banner135

Sağlıklı yaşam için karbon ayak izinizi azaltın

Kayıtlı 1 milyon 450 bin aracın bulunduğu İzmir’de her gün beşte biri trafiğe çıksa 290 bin yapar. Yapılan istatistiklerde bir otomobil 4 kilometrede bir kilo karbon gazı yayıyorsa yaşadığınız kentte soluduğunuz havanın kalitesini hesaplayabilirsiniz.

Dünya otomobilsiz yaşam günü mü var?” diyenleri duyar gibiyim. Evet ‘14 Şubat Dünya Sevgililer Günü’ gibi coşkulu ve heyecan verici olmasa da sağlıklı bir yaşam ve temiz bir kent için dünya otomobilsiz yaşam günü çok, çok önemlidir. Yapılan istatistiklere göre bir otomobil 4 kilometre mesafede bir kilo karbon gazı yayıyor havaya. Aracın hacmi büyüdükçe, yaktığı benzin ve mazotta o kadar artıyor. Motorlu araçların egzozundan çıkan karbondioksit gazının son derece tehlikeli, hatta öldürücü bir madde olduğunu bilmeyen var mıdır? Sağlık bilimciler, egzoz gazının yani kömür, petrol gibi maddelerde çok yoğun bulunan karbondioksit gazının, zatürree, kalp, felç gibi rahatsızlıkları önemli ölçüde arttırdığı, astım, bronşit ve şeker hastalığını da tetiklediğini belirtiliyorlar. Yani sizin sağlığınız için otomobilsiz yaşam günü önemli değil mi? Şimdi gelin ülkemizde, hatta şehrimizde kaç tane motorlu taşıt olduğuna bir göz atalım.

SAĞLIĞINIZIN KIYMETİNİ BİLİN
Enflasyon hesaplaması konusunda sınıfta kalsa bile TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’deki kayıtlı motorlu araçların sayısı Nisan 2022 itibari ile 25 milyon 594 bin 663 adet. Nisan'dan bu yana 5 ayda 81 ilde 400 bin eklendiyse 26 milyon araç eder. Yanlış okumadınız! Türkiye’de 26 milyon motorlu araç var. Bunun 14 milyonu otomobil. İzmir’de ise bir milyon 450 bin. Şimdi biz İzmir’de yaşadığımız için hesaplamamızı kendi şehrimize göre, yani 1 milyon 450 bin araca göre yapalım. Her gün beşte biri trafiğe çıksa 290 bin araç yapar. Yapılan istatistiklerde bir otomobil 4 kilometrede bir kilo karbon gazı yayıyorsa ve adım, adım gidilen yoğun trafiğin olduğu yerleri de hesaba katarsanız (Bu havayı hepimiz solumak zorunda kalıyoruz) yaydığı karbon gazını hesaplayabilir misiniz? Bakın size çarpıcı bir örnek vereyim. 18 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Temiz Hava Hakkı Platformu içinde yer alan Türkiye Göğüs ve Solunum Hastalıkları Uzman Doktorları Derneği'nin (TORAKS) yaptığı araştırmada, Türkiye’de her yıl hava kirliliğinden yaklaşık 34 bin insan yaşamını kaybediyor. Hadi ölüp gidenin kurtulduğunu düşünelim. Peki kalp, felç, astım, zatürree, bronşit, şeker hastalığına yakalananların çektikleri ıstırabı düşünün bir kere.

BİR GÜN DE OLSA KONTAK KAPAT
İzmir’de binlerce, Türkiye’de yüz binlerce, dünyada milyonlarca kişi bir gün de olsa otomobillerini çalıştırmayıp, sağlığına, çevreye, doğaya, kentine, dünyaya duyarlı davransa muhteşem olmaz mı? Çok zorunlu olmadıkça kısa mesafelerde otomobili değil, toplu ulaşım, bisiklet veya yürümeyi tercih ederek, soluduğunuz havanın kalitesini arttırın. Bisiklet, karbon gazı yaymaz. Bisiklet çevre ve doğaya zarar vermediği gibi insan sağlığı için de çok önemli bir ulaşım aracıdır. Ortopedist Doç. Dr. Levent Köstem, yürümenin insan vücuduna 24 faydasının olduğunu söylüyor. Bu nedenle yürümenin ve bisiklet kullanmanın birkaç faydasını yazmak istiyorum. Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır, kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar, her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahatta kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.

BİSİKLET VE YÜRÜYÜŞÜN FAYDALARI
Şişmanlık riskini azaltır, sindirimi kolaylaştırır, beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir. Bisiklet kullanımı ise strese, obezite, tansiyon, sırt, bel ağrıları ile şeker, guatr gibi metabolik rahatsızlıklara iyi geliyor, vücudun dayanıklığının artması, yağ yakımının kolaylaşması ve kilo kontrolü bakımından faydalı. Sırt, bacak, basen, karın ve kol kaslarının çalışması zindelik yaratır, bütün sporlardan farklı olarak bisiklet kullanırken, ritmik ve aynı hareketi tekrar edersiniz. Böylece yaklaşık 35-40 dakika kadar sonra vücudunuz endorfin salgılamaya başlar. Endorfin aslında ağrı kesici ve mutluluk sağlayan bir hormondur. Yani otomobilsiz yaşam ile hem sağlığınıza hem de çevrenize yatırım yapın.

***

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

  • Karbondioksit gazı yüzde 80'e varan oranda havada asılı kalıyor ve başta insanlar olmak üzere tüm canlı ve binalara zarar veriyor.

  • Kentlerde oluşan hava kirliliği, yüzde 50 ile yüzde 70 oranında egzoz gazından oluşuyor.

  • Her yıl ortalama havaya 625 bin ton kurşun motorlu araçlardan yayılmakta.

  • Bir aracın 10 dakikalık çalışması bir insanın günlük ihtiyacı olan 15 metreküplük temiz havayı kirletmesine yetiyor.

  • Eski araçların trafikten kaldırılmalı. Otobüs, minibüs ve otomobillerin motor bakımları düzenli yapılmalı, kurşunsuz yakıt tüketiminin özendirilmeli.

  • Fosil yakıt kullanan araçların egzoz gazındaki kirleticileri azaltmak için araçların üreticileri tarafından yakıt sistemi ve motorları üzerinde yapılan iyileştirmelerle birlikte araçlarda üç yollu katalitik konvertör (dönüştürücü) kullanılmalı. Üç yollu denmesinin sebebi, katalitik dönüştürücünün hidrokarbon, azotoksit ve karbondioksit gazının zararını azaltması.

***

2000 YILLIK ZEYTİN AĞACIN ALTINDA KONSER
Daha önce gezdiğim ve içinde asırlık zeytin ağaçlarının bulunduğu Teos Antik Kenti’nde Fazıl Say’ın konser vereceğini duyunca basın organizasyonu yürüten meslektaşım Oya Pardak’ın davetini tereddütsüz kabul ettim. Seferihisar Belediyesi öncülüğünde hazırlanan İyon Kentler Birliği Projesi'nin tanıtımı kapsamında Teos Antik Kent’te 20 bin kişi bir araya geldi. Türklerin dünya çapındaki gururu besteci ve piyanist Fazıl Say, “Hem tarihi bir mekanda olmaktan hem de iki bin yıllık bir zeytin ağacının altında konser vermekten çok mutlu oldum” dedi. Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı Tarkan ve Fazıl Say’ın 15 gün arayla İzmirlileri bir araya getirmesi çok, çok iyi geldi. Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in talimatıyla sahnenin 2 bin yıllık zeytin ağacının altına kurulması çok anlamlıydı. Başkan Yetişkin, zeytin ağacının hala zeytin verdiğini dile getirerek, “Bu kutsal ağacının zeytinlerini elle tek tek topluyoruz, soğuk sıkım zeytin yağını açık arttırma ile satıyoruz. Gelirini ise ihtiyaç sahibi genç kızların eğitiminde kullanıyoruz” sözleri günün en anlamlı tarafıydı bence. Yüzyıllardır zeytin ağacı için boşuna, “Barış, adalet ve bolluğun simgesidir” dememişler.

HAFTANIN SÖZÜ

Uygarlık, insanın çevre ile uyum içinde yaşamasıdır.” Mevlana

YORUM EKLE

banner101

banner100