Ülke genelinde yine yeniden seçim havası hakim... Belediyeleri yönetmeye talip olan başkan adaylarını her an her yerde görerek geçen zamanlar içerisindeyiz... Mart ayı bu şekilde geçerken bir yandan seçim ortamında baskılanmış “Ekonomik krizin sonu ne olur?” endişesini taşıyoruz.

Tüm yaşanan zorluklara rağmen insanı bu derin umutsuzluk halinden kurtaracak olan şeylerden biri de hiç şüphesiz ki kültür sanattır. Kent insanı olarak en önemli taleplerimiz arasında olması gereken kültür sanat etkinliklerine sosyal belediyecilik anlayışıyla ücretsiz ya da en az bütçeyle erişimimizin önemsenmesi olamaz mı, olabilir?

Bazı cümleleri duyar gibiyim.. Bu işleri düşünecek ve bu meselere ayıracak bütçemiz yok diyor biri, diğeri vakit yok, enerji yok diyor, bir başkası motivasyon yok diyor...

***

Ünlü Ressam Pablo Picasso şöyle der: "Sanatın amacı; ruhumuzu, gündelik hayatın tozlarından temizlemektir."

Ne kadar önemli bir cümle değil mi? Bu cümle bize sanatın bir lüks değil bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Ve işte tam da bu sebepten; Yaşam boyu iş ve ev kıskacında geçen hayatlarımız, neden sanatla daha iç içe ve kucak kucağa olmasın... Kentlilik bunu gerektirmez mi? Bir kentte yaşamak o kentin size sunduğu sanatsal faaliyetlerden beslenmenizi ve bu yüzden de daha fazlasını istemenizi gerektirir. Sosyal ve çağdaş belediyeciliğin etkin olduğu bir kentte iseniz -İzmir gibi- bunun değerini bilip size sosyal, kültürel anlamda daha fazlasını vaat edenden yana olmanın işte tam da sırası...

***

Kentlerde yaşamak, geçinmek zor. Trafik, keşmekeş ve stres var.... Şimdilerde de her yerde sizden şehrin anahtarını isteyen belediye başkan adayları var. Peki sizin 'şehrin emini' olmaya talip adaylardan beklentileriniz neler? Kent insanı olarak bir belediye başkan adayından öncelikli beklentiniz ne olmalıdır?

"Kentin dinamiklerini; evrensel, çağdaş dünya düzeninde bir düzlemde tutması, sosyal belediyecilik gereği halkın ekonomik refahını gözetmesi, kültür ve sanata önem vermesi, özgürlükçü, hak adaletten yana, demokratik bir anlayışla yurttaşlara kültürel ve sosyal bir anlayışla hizmet etmesi" beklentisi olamaz mı, olabilir?

Tüm bu ekonomik yükün altından yurttaşa; kültür ve sanata verdiği özenle bir aralık açması, nefes aldırması, yurttaşın kendisini değerli hissetmesini önemsemesi... Özelden genele, kentin en ücra köşesinden, en merkezi semtlerine kadar bütünlüklü, çağdaş ve sosyal bir belediyecilik hizmeti sunma güvenini vermesi mesela.

***

Bir rüzgar esiyor, rüzgara kapılmak mı o rüzgara yön vermek mi olurdu tercihiniz? Sözün özü, sandık zamanı geliyor, kentlilik bilinci ile sandık başına giderken önceliklerinizden ilki tabi ki ekonomik çözümler olabilir. İkincisi ise sizden oyunuzu isteyenin bir yurttaş olarak size kendinizi değerli hissettirmesi, size sunacağı hizmetlerde kentin her alanında size yer açabilen olması, ayrıştırmadan uzak duran, kutuplaştırmayan, kent insanını 'hayatın tozlarından kurtaracak' evrensel, çağdaş kültür ve sanat projeleriyle kucaklaştıran olması olamaz mı olabilir...

***

İzmir’de ve ülkenin her bir yerinde kentin karmaşasında sizi bölüp parçalamadan, eşitlikçi, insan haklarına, fikrine, tercihine saygı duyan bir anlayışla kendinizi değerli hissetmenizi sağlayan kişilerin galip geleceği günlere ulaşarak bu yerel seçimlerin atlatılması dileğiyle....