Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mehmed’in (ölümü: 1543) mülklerine ait bir hudutnamede (Tapu ve Kadastro Arşivi, s. 112), 1540’lı yıllarda İzmir ve Çeşme’de bulunan köyler üzerine değerli bilgiler bulunur. İzmir’e bağlı Aya Süfut, Balçıkhavlısı (şimdiki Balçova), Akçapınar, Kereki (Çineme), Sandı köyleri İzmir’e bağlıyken, Ürkmez köyü Çeşme’ye bağlıdır. Bu köylerin hudut tesbitini Tırhala kadısı Fazlullah yapmıştır. Bu hudutnamede geçen İzmir ve Çeşme’deki yer adlarının neredeyse tamamı Türkçe’dir. Buna göre İzmi’re bağlı Aya Süfut köyü, Kızılca köyü ve Araplı köyü ile birleştirilerek bir tımar alanı yapılmıştır. Bu alanda dalyan ve koru bulunur. Aya Süfut’un kıblesinde Kırındı Yaranı, Cebel-i Ahmer Suyu (Kızıl Dağ Suyu. Osmanlı katibi Türkçe adların Arapça çevirisini yazıyor), doğusunda Gögercinlik (Güvercinlik) adlı yol, kuzeyinde Koyun Eri Kırı, Söbüce Harman Yeri ve Ilıca Nehri Vadisi ve batısında da Çukur Deresi, Aktaş, Koycuk, Çatalkaya, İncebel ve Karabelen bulunur. Karabeyli cemaati de burada yaylar.
Balçıkhavlı köyünün hudutları ise Gögercinlik Vadisinden dik yukarı Gökçe Bel’e, buradan Gürcebaşı, Kazmacageriş, Kafirkıran Zeytini, Mersin Deresi Başı, Gözdepesi ve denize ulaşır. Bu alan içinde Koyunkıran ve Söbüce Harman adlı iki yer alır. Dalyan, Koyun Eri ve Satar adlı yerler vardır.
Akçapınar köyü ise Toğulca (Koğulca) Dağı, Hınzır Deresi, Osmancık Kuyusu, Aşıklar Çayı, Akça Pınar Suyu ve Pürnarcık ile çevrilidir.
Çineme Köyünün hudutları ise Kuruca Ova çeşmesi, Namazlık gediği, Bazarcık yeri, Mukaddem Köprüsü, Köse Depesi, Karaca Pınar (Çobansa Burnu), Sancak ağaç, Dur Ali Depesi, Gökçe Su, Kavacık Özü, Kuru Dere, Çam Obası ve Ala keçi köyüne ulaşır.
Sandı köyünün husutları ise şöyledir. Sandı Kemeri, Akça Kavak Kuyusu, Zeytinli Yaranı, Evren Depe, Dere Damı, Hamid Depesi, Karaca Bırgaz, Kilise Deresi Makberesi, Çotak Gediği, Namuşa Depesi, Kaba Ağaç, Gülafili depesi, Kırındı Yaranı, Sumak Depesi, Darı Alanı, Öldüğü Depesi, Göllüce Depe, Devşin Ağaç, Kızıl Depe, Mal Gediği, Kulağuz Armudluğu Depesi, Sır Depesi, Arık Yaylası ve Eski Yol.
Şehzade Mehmed’in mülkleri arasında İzmir’in Kızılağaç nahiyesinde bir tahinhane (susam tahini imal edilen yer) vardır. Kızılhisar aslında Ayasluğ (Selçuk) niyabetine bağlıdır. Tahinhanenin sınırları ise şöyledir: Hortuna köyü, Tiryanda Makberesi, Değirmen Arğı, Oğlan Anası Pınarı, Kadı Umur Bey Çeşmesi ve Seydi Köyü.
Çeşme kadılığına bağlı olan Ürkmez köyü ise Kokun, Bademli ve Manasır adlı üç köy ile bir tımar alanı yapılmıştır. Hududu şöyledir: Arslan Taşı, Deveboynu Kaya, Karkıcak Gediği, Kafir Yolu, Yukarı Köşklü Gediği, Ak Dikmen Dağı, Doluca Depe, Güney Dağı, Nar Deresi, Oğlan Kayası, Çöğür Alanı, Karakoç Gediği, Gölyeri ve Azmak.
Görüldüğü gibi Türkler bulundukları coğrafyayı Türkçe adlar vermede çok başarılıdırlar. Su, yol, kır, harman yeri, vadi, dere, taş, koy, pınar, kaya, bel, belen, geriş, derya, kuyu, çay, pürnar, çeşme, gedik, köprü, burun, ağaç, su, öz, oba, kemer, yaran, dam, bırgaz, makbere (mezarlık), alan, yayla, arık (su kanalı), alan, azmak ve göl gibi coğrafi terimleri bulundukları doğayı tanımlamak için çok iyi kullanmışlardır. Türkler öncesi dönemlere ait yer adları içinde sadece ‘kule veya burç anlamındaki pyrgos’ sözcüğünü ‘bırgaz’ olarak kullandıkları görülür. Bölgenin temel ürünlerinden zeytin, nar ve sumak ise yer adı vermede başarılı şekilde kullanılmıştır.