Son yıllarda yazılı ve görsel basında ‘İmralı’ sözcüğünü sıklıkla kullanılıyor. Başlangıçta Türkçe olmayan bir sözcük gibi algılanıyor ama bu sözcük incelendiği zaman ‘Emir Ali’ sözcüğünün halk ağzındaki bozuk telaffuzu olduğu anlaşılıyor. Bu durumu tarihi vesikalar onaylamaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mehmed’in (öl. 1543, Manisa) vakıflarını gösteren 1547 (953) tarihli bir el yazmasında (bu hudutname Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde No. 2156’da korunuyor. Sanırım Şehzade’nin ölümünden sonra hazırlanmıştır), açıkça ‘ cezire-i Emir Ali’ olarak yazılıyor ve bu adanın Şehzade Mehmed’in İstanbul’daki camiinin vakıflarından biri olduğu belirtiliyor. Bu adada Midillü, Arnaud ve Hızır İlyas adında üç köyün bulunduğu belirtiliyor. Marmara adalarından sayılan Emir Ali Adası, nüfusu açısından, Marmara’daki diğer adalara göre orta halli nüfusa sahipti. Bazı adalarda sadece bir veya iki köy bulunurken bu adada en azından üç köy vardı. Bu adaların çoğu Şehzade Mehmed’in vakıfları arasındaydı. Örneğin Marmara adasında Bergos, Galimi, Gımyanda, Malatıyye, Tatraguna, Aftun, Ravanic, Kalazak ve Parasiıyu adlı köyler varken; Kapudağı adasında, Herk, Dragonda, Vati, Rudaya, Perme, Kastel, Şahin Bırgoz, Kuruca Bırgoz, Akkilise, Kum Limanı, Meşhedlü, Meyhaniye ve Gonya adlı köyler vardı. Diğer adalar arasında, Arneb adasının Gori, Midillü, Bulgar, Ustuma ve Havliya adlı köyleri varken, Kınalu Ada’nın Rumiyan, Sırfiyan ve Karya adlı köyleri mevcuttu. Bunlardan başka, Birgos, Hegbelü, Arab, Sürh (KızılAda) ve Kotalı adaları da Marmara adalarından sayılırdı. Arab Adasındaki iki köyün adı Arab ve Akuşa idi. Bu köy isimlerinin çoğu İttihat ve Terakki döneminde Türkçe’ye değiştirilmiştir. Bir kısmı ise Rumların adaları terk etmesiyle atıl halde kalmıştır. Bu yer adları incelendiği zaman, Bizans döneminden beri bu ada köylerinin sakinlerinin Rumlar olmalarının yanı sıra, Balkanların Slav halkları da olduğu ortaya çıkar. Bulgarlar, Sırplar, Rumlar ve sanıyorum Araplar ada halklarındandır. Yer adlandırmasında Türkçenin etkisi vardır. Bu adalardaki Türkçe yer adlarının (Şahin, Kuruca Bırgoz, Akkilise, Meşhedlü, Kum Limanı gibi) kökeninin ne zamana dayandığı konusunda yazılı bir delil olmamakla beraber bu tür adlandırmaların Osmanlı döneminde arttığını ileri sürmek sanırım yanlış olmaz. Çünkü adaya adını veren Emir Ali’nin Orhan Gazi’nin beylerinden biri olduğu anlaşılmaktadır.
Emir Ali Adası’na geri dönersek, 1681 (1091) tarihli bir Osmanlı vergi belgesine göre, bu ada idari bakımdan Kapudağı Adasına bağlıdır ve 192 Rum erkek yaşamaktadır. Bunların Şehzade Mehmed vakfına ödeyecekleri cizye vergisinin miktarı 37.440 akçadır (BOA, İbnülemin evkaf 3/258). Başka bir belgeye göre ise bu adanın gayrimüslimleri cizyeyi nakit olarak ödemekte zorluk çektiklerinden dolayı kendilerine bir kolaylık sağlanmış ve vergiye tabi her bir Rum erkeği İstanbul’daki Saray Mutfağına 12’şer çeki odun getirmekle yükümlü tutulmuşlardır. Tarımsal araziler yeterli olmadığından dolayı, Emir Ali Adasının gayrimüslim sakinleri, ticaret ve gemicilikle geçinmeye çalışmışlardır. 1909 (1326) tarihli bir belgeye göre, bu adanın sakinleri, adada, bir Nüfus Müdürlüğünün kurulmasını talep etmişlerdir. Bunun nedeni, sanırım, adalıların Bursa ve İstanbul ile olan ulaşım zorluklarıdır. 1915 yılında Mudanya muhacirleri Osmanlı idaresi tarafından bu adaya nakledilmişlerdir. Ancak kısa süre sonra ayrılmışlardır. 1915 tarihli bir belgeye göre ise İttihat ve Terakki Partisinden Lazistan milletvekili olan Sudi Bey (Rize doğumlu Süleyman Sudi Sofuoğlu, öl. 1956), Meclis-i Mebusan’a verdiği bir dilekçe ile Emir Ali Adasındaki arazilerin kendisine icara verilmesini talep etmiştir. Çünkü harplerden dolayı adadaki araziler ekilemeden uzun süre boş kalmıştır.