Şehrimizin, ülkenin futbol liginin en üst ligindeki tek takımı Göztepe’miz haftayı Üçlü Oligarşi’nin (Beşiktaş-Fenerbahçe-Galatasaray) FB ayağını, rakibini deplasmanda mağlup ederek üç puanla kapattı.

Bu lig tarihinde Fenerbahçe deplasmanındaki üçüncü galibiyet 1967-2000-2021. Ne mutlu bana ki ikisini gördüm, 21 sene önce doğmamış olan Göztepeli çocuklarımızın da bunu görmesi kritik idi ki onlar için daha çok sevindim. Bu arada arşivlere bakıldığında deplase FB galibiyetini Efsane Takımın bile bir kez başarabildiğini de vurgulamak istiyorum.

Göztepe nasıl kazandı? Aslında olması gereken her şeyi yaparak… Geçen hafta uzunca betimlediğim gibi… 1-2 gol atabileceğimizi ve hemen her zaman olduğu gibi sonucu yenecek gol sayısının belirleyeceğini düşünüyordum. Takım girdiği 5-6 pozisyondan en azından birini atıp yememeyi ve hakem tarafından biçilmemeyi, penaltı vermemeyi, kırmızı kart görmemeyi, kendi kalesine atmamayı, maç içinde rakibe çok duran top verse de rakibe, özellikle duran toplarda sıfır olmasa da az konsantrasyon kaybı yaşamayı başararak kazandı.

Bu Fenerbahçe deplasmanının en önemli farkının hem yönetimin hem de taraftarın müdahaleleriyle bu sefer nispeten daha adil bir Üçlü Oligarşi maçı yaşanması olduğunu düşünüyorum. Onların kendilerince itiraz ettikleri bir gri penaltı pozisyonu var ama Göztepe aleyhine yapılan fauller, verilmeyen kartlar ve anlamsız trajik kartlar da var (Obinna’ya Ozan Tufan’ın hareketinde mağdurun kart görmesi gibi)…

Zeminin çok kötü olması iki takımın da oyununu bozdu. Göztepe topu rakibe bıraksa da, topla oynama yalnızca 1/3 Göztepe’de olsa da net pozisyon olarak Göztepe daha aşağıda değildi. Soner-Obinna-Diabate göbeği Malatya maçındaki gibi karşılandı taraftarca. Riskliydi ama hızlı oyun olarak ve kevgir olmamayı başararak galip gelmeyi başardılar. Bunda tüm takımın ortalamanın üstünde oynaması kritikti. Ortaya çıkan hızla gelen golde, Soner-Diabate-Göztepe’nin Çocuğu Halil Akbunar birlikteliği-top akışı kritik üç puanı getirdi. Halil maç boyu Göztepe’nin yarattığı her pozisyonda vardı. Şenol Güneş onu uzaklardan ne zaman görebilecek merak ederken, ikinci devre iki kişinin arasından çıkarak büyük oranda kendi yarattığı pozisyon da keşke gol olaydı demeden geçemeyeceğim. İrfan Can sonuca etki etti ve takımla birlikte gol yememeyi başardı. Obinna başta olmak üzere Soner ve Diabate maç boyu oldukça iyiydiler. Burekovic-Paluli-Halil-Ndiaye arkalarına çok adam kaçırmamayı ikiye üçe bir kalmamayı başardılar. Atınç-Alparslan oldukça etkiliydi. Takım Adis’i santrafor olarak net pozisyona sokamasa da, Adis arkadaşlarını net pozisyonlara soktu. Bu pozisyonlardan en önemlisinde Diabate centilmence davranmayı seçmeseydi- bunda eleştiri yok kutlama var-penaltı alabilirdi.

Göztepe taraftarının, Göztepe’yi anlatan en temel vecizelerinden biri “Göztepe bu her şeyi yaşayacaksın…”. Fenerbahçe de yaşamış oldu. Bu yaşamışlıkla Ünal Karaman Hoca da altıncı maçında yedinci puanını almış, düşme hattıyla aradaki puan farkını 8’e çıkarmış, Göztepe’ye ve İzmir’e bu büyük mutluluğu yaşatmış oldu.

Geçelim geçen haftaki yazının cesaretiyle totem yaparak attığım bugünkü başlığa… Göztepe bu haftaki rakibi Kasımpaşa’yı en son 15 Kasım 1998’de bir alt ligdeyken, 2-1 mağlup etmişti. O sezon Göztepe 18 sezon sonra Süper Lig’e çıkarken en çok konuşulanlardan biri, o maçta Kral Hasan Çelik’in attığı ama aslında atmamasına rağmen attı sayılan ikinci goldü. Alsancak Stadı’nda çok yağmurlu bir havada oynanan maçta, Hasan Çelik kanattan gelen topa sert vurmuş top kalenin sağ direğinin dibinden ve dışından içine girmiş ama hakem Reha Biçici golü vermişti. O golün laneti midir, Kasımpaşa’nın Göztepe’ye karşı sürekli hakem korunmasında olmaları mıdır, Göztepeli oyuncuların bu maçları hafife alması mıdır neden ya da nedenleri; bilinmez lakin o maçtan beri Göztepe’miz Kasımpaşa’yı mağlup edemedi. Göztepe Kasımpaşa’yı nasıl yenebilir… İlk ve en önemli şart hakemlere çok dikkat ederek. Mesela ben bu maç Arda Kardeşler bekliyordum olmamış… Daha iyisini mi seçtiler kendileri açısından göreceğiz; Suat Arslanboğa… Son Beşiktaş maçında video yardımcı hakem olarak Obinna’nın ayağının paspas tadında ezilmesini, Halil’in kafasına atılan yumrukları, rakibin kafaya net kafa darbesini, Göztepe lehine net penaltıları, maç esnasında Beinsports defalarca göstermesine rağmen göremeyen ya da görmek istemeyen veya isteyemeyen Suat Arslanboğa… Hakem dışında FB maçı rehavetinden Ünal Hocanın Fb maçı sonrası terler soğumamışken vurguladığı gibi, acilen uzaklaşmak gerek. Maç boyu ceza sahasında rakibe faullere dikkat edilmesi, gereksiz kartlık hareket yapılamaması maç içinde 10 kişi kalmamak ya da sarı kart korkusuyla oynamamak çok kritik. Minimum duran top verip, verilenlerde en az Fb maçındaki kadar dikkatli olmak elzem. Onların hızlı geçiş oyunlarına da son iki maçtaki Ünal Karaman Hoca kurgusu gibi önlem alınmaya devam edilip, rakip hücum ederken çift hatta üçlü kanat savunması, son iki maçtaki düzeyde yapılabilirse Göztepe’nin tarihi bir kez daha değiştirmesinin mutluluğunu yaşamanın imkânsız olduğunu düşünmüyorum.

Objektif bakarsak, Ünal Karaman Hoca son iki maçtır pozitif futbolu puanlarla süslemeyi de başarıyor. Umarım İzmir’in gururu, hakem konuşmayacağımız bir Kasımpaşa maçının ardından sahadan puanlarla ayrılmaya devam eder ve tarihini bir kez daha değiştirmeyi başarır.