Aslına bakarsanız bu hafta, ara transfer dönemine bir göz atıp, başta İstanbullular olmak üzere, Süper Lig takımlarının küçük başarılar için hovardaca nasıl para saçtıklarını mercek altına almak istiyordum.

Mesela yıllardır şampiyonluk yarışına daha sonbaharda havlu atan Beşiktaş’ın ara transferde sadece bonservis ücreti olarak 57 milyon Euro’luk bir yükün altına girdiğini.

Diğer yandan müzmin ikinciliğinin yanında Avrupa’da geçtiği birkaç turu başarı zanneden Fenerbahçe’nin 4 yabancı için sözleşme bedelleri hariç 37 milyon Euro bonservis ücreti taahhüt edişini.

Yaz transfer döneminde sadece iki oyuncuya 100 milyon Euro’dan fazla ödeyince parası bittiği için bu sefer isteği yıldızları alamayan, ancak yine de ‘transfer yapamadılar’ denmesin diye 10 milyon Euro bonservisle kapalı kutu isimler alan Galatasaray’ı.

****

Gazetelerin yazdığına göre totalde 131 oyuncu alıp, 124’üne yol verirken, 124 milyon Euro yanı 6.5 milyar lira harcayan Süper Lig takımlarının ara transfer dönemine bakacaktık, ama boş verin biz yine İzmir kulüplerinin mevcut konumlarına göz atalım elbette farklı bir pencereden.

Nasıl mı?

Biliyorsunuz gelecek hafta Avrupa Kupaları’nda heyecan kaldığı yerden devam edecek. Şimdi size bazı kulüplerle ilgili rakamlar vereceğim.

Şampiyonlar Ligi: Atalanta: 120.000, Brugge: 120.000, Bodo-Glimd: 54.000, Villareal: 54.000, Union Saint Gilloise: 198.000, Pafos: 160.000

UEFA Avrupa Ligi: Celta Vigo: 295.000, Genk: 65.000, Ludogorets: 114.000, Freiburg: 230.000, Salzburg: 157.000, Midtjylland: 43.000, Young Boys: 206.000, Graz: 306.000, Go Ahed Deventer: 101.000

Konferans Ligi: AZ Alkmaar: 111.000, Rijeka: 115000, Kups: 117.000

Gelelim bizim cenaha, yani İzmir takımlarına.

Altay: 4.000.000, Altınordu: 4.000.000, Karşıyaka: 341.000, Bornova 1887: 447.000, Buca: 523.000.

****

Sanırım rakamların ne olduğunu tahmin etmişsinizdir. Bunlar takımların bulunduğu şehirlerin nüfusları.

Avrupa’nın küçük şehir takımları UEFA organizasyonlarında başarıdan başarıya koşarken, takımlarımıza baktığımızda dramatik bir tablo ile karşı karşıyayız.

Yani yine, eller aya giderken İzmir takımlarının büyük bölümü bırakın yaya kalmayı, tırmanmaya çalıştıkları yokuşta geri geri kayıyor.

Altay UEFA, FİFA ve TFF’deki astronomik borçları sebebiyle 3. Lig’de hayatta kalma savaşı veriyor.

Altınordu altyapısıyla bir dönem ülkeye ‘model’ olmasına ve bir ara da Süper Lig’in kapısına dayanmasına rağmen, bugün 2. Lig’de ve düşme hattında geleceği pek parlak durmuyor.

Karşıyaka her yıl sezona şampiyonluk parolasıyla başladığı 3. Lig çukurundan bir türlü kurtulamazken, yeşil-kırmızılılar da sürdürülebilir olmaktan çıkan borçları yüzünden bir kez daha transfer yasağı ile karşı karşıya.

****

Ülkede futbolun oynandığı ilk ilçenin takımı Bornova 1887, şu anda 3. Lig’de düşme korkusunu iliklerine kadar hissediyor.

Bucaspor ise 2000’lerin başında Süper Lig’e kadar yükselmesine rağmen, bugün 2. Lig’de son sıraya demir atmış halde ve artık tünelin ucu karanlık.

Anlaşılan durum şu; bir kulübün isminin bulunduğu koca bir şehirle özdeşleşmesi büyük hedeflere ulaşmak için yalnız başına yeterli değil.

Özetlemek gerekirse, el oğlu Türkiye’deki orta ölçekli ilçelere benzer şehirlerden çıkan takımlarıyla Avrupa’yı sarsıp dünyada marka olurken, bizde ise ülkenin üçüncü büyük metropolünün çoğu asırlık kulüpleri alt liglerin dehlizlerinde işkence çekiyor.

Çözüm mü, işte o Kaf Dağı’nın ardında.