CHP Genel Merkezi de içler acısı fiili bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Çevik Kuvvet, Tomalar, biber gazları, plastik mermiler, demir makaslarla kırılan kapılar.

Milyonlarca insan tv canlı yayınında öfkeyle, lanetle izledi. Gözyaşları sel oldu desek abartmamış oluruz.

Özgür Özel ve CHP’liler de direndi, büyük bir karşı duruşla gösterdi. “Buyur, gelin” diyecek durumları yoktu elbette. Tebligatı yırttı, “Yürüyelim Arkadaşlar” dedi, yağmur altında “Gazi” unvanlı meclise yürüdü, Toma’ya çıkıp yıllarca unutulmayacak o ikonik pozu verdi “CHP Lideri”.

103 yıllık partiydi CHP. Ne savaşlar gördü, ne darbeler yaşadı. Sıkıyönetimlerle muhatap oldu. Kapatıldı. Genel Başkanları, yöneticileri hapsedildi, sürgüne yollandı.

Ama hiçbirinde tomayla, panzerle, gazla copla karşılaşmadı Genel Merkezi! Koridorları, katları gaza boğulmadı.

Bir meslek büyüğümüzün ifadesiyle, “Buna da şükür, askeri helikopterle ve savaşçılarla binayı tepeden uçurarak da içeri girebilirlerdi. Neyse ki böyle bir film sahnesi bize seyrettirmediler.”

Özetle; Cumhuriyet tarihinde ülkenin birinci partisine bu kadar büyük bir saldırı yaşanmamıştır. Bu kadar büyük bir mağduriyet de!

xxx

Meslektaşım Remziye Demirkol yazmış; önce “Kılıçdaroğlu’na neden teşekkür etmeliyiz?” diye sormuş, ardından yanıtlamış; “ Çünkü uzun süredir CHP’li belediyeler üzerinden yapılan itibarsızlaştırma operasyonlarında, gönlü kırılan özel hayatların ortaya dökülmesiyle sinirlenen CHP’lilerin öfkesini aldı, kendi üstünde birleştirdi. Uşak havlusunu içine sindiremeyen CHP’liler, ‘seni ıslak havluyla döveriz’ duygusuna geçtiler.

Özgür Özel yağmur altında yaptığı yürüyüşle, tomanın üstüne çıkarak verdiği fotoğrafla daha da büyüdü.

Bu mağduriyet CHP’nin önünde çok zor bir yol olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Her yeni güne ‘acaba bugün muhalefete zarar vermek için ne yapsam?’ diye başlayan bir iktidarla bu şartlarda nasıl mücadele edeceklerini ölçmüş biçmiş olduklarını umuyorum.

Yaşananların asıl sorumlusunun iktidar olduğunun adını koyun, onu hedef alın, sizin muhatabınız o çünkü. Kim ki diğerleri? Maşaya da maşa muamelesi yapın ama, çok da önemsemeden hatta küçümseyerek, bırakın otursun İstanbul il başkanı gibi.

Madem ki ülkenin en büyük problemi hala ekonomi, sokaklarda işçi, emekli, madenci, kim varsa geçinemeyen, büyük mitinglerle büyük iş birliklerine dönüştürün. Mağdurlar yoldaşınız olsun. Unutturulmak istenen ne varsa hatırlatın vatandaşa, gündemi belirleyin…

Kılıçdaroğlu’nun yarattığı hayal kırıklığı öyle kolay geçiştirilebilecek bir kırılma değil, bunu bilin, koşulsuz, sorgulamasız desteklerin sonu belki de.

Bu yüzden sizi kucaklamış bu halk için kalkın, çay mı demlersiniz bilemem ama yeniden başlayın.”

xxxx

İktidarın amacı net; kuruluşun ve kurtuluşun köklü partisi CHP’nin yönetilememesi. Birinin yönetmesi değil! Butlan kararı da bunun göstergesi. “Bay Kemal”in pardon “Kemal Bey”in Genel Merkez’de oturması da.

O “Bay Kemal” ki geçen hafta 7 yıl önce kendini Çubuk’ta lince teşebbüs edenlerle kucaklaşarak helalleşmişti, sonra da yıllarca kendisine destek veren partililerine biber gazı sıkılmasına seyirci olmuştu.

Yandaşlar, “gazeteci” görünümlü tetikçiler; koro halinde “Bay Kemal” değil “Kemal Bey” diyorlardı artık.

Pazar günü Dünya’da bir ilk yaşanıyordu; Protokolde Ana Muhalefet Partisi’nin, Kurucu Partinin Genel Merkezi’ne gazla plastik mermilerle copla polisler giriyordu!

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan -bana göre- en doğru tespiti yapıyordu şu ifadeleriyle;

“Parti binasına polis marifetiyle girmeyi göze alacak kadar kendini kaybetmiş biri, CHP’yi yönetemeyeceğine göre iktidar bir süre ana muhalefetsiz bir siyasi yapıyla yola devam etmeye karar vermiş demektir.

Bu da toplumsal açıdan kendi altındaki halıyı çekmekten başka bir anlam ifade etmez. Bunun sonuçları zaman içinde ve sürprizlerle kendini gösterecektir.”

103 yaşındaki ülkemde bugüne kadar “Bu kadar olmaz” denilen ne varsa oldu oluyor.

Neticede; CHP mağduriyeti.