Gazeteci İsmail Arı, 72 gündür tutuklu. Bu ülkede “bağımsız objektif gazetecilik yaptığı” için Sincan Cezaevi’nde.
Suçu neymiş BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın?
“Siyasi bağlantılarıyla ve denetimden uzak bir yağma talan düzenini” ortaya koyan haberlere imza atmış!
Soru sormuş, araştırmış, toplumun doğru bilgilenme hakkına hizmet etmiş!
“Gazeteciliği büyük bir aşkla yapıyorum. Ne yaparlarsa yapsınlar vazgeçmeyeceğim. Gerçek sınır tanımaz!” demiş, doğrunun peşine düşmüş!
Baskılar artsa da tehditler alsa da gerçekleri yazmaktan söylemekten, halkın haber alma hakkını savunmaktan vazgeçmemiş!
Yaptığı haberleriyle de bugüne kadar 18 ödül almış!
Menzil tarikatını yazmış “Menzilin Kasası”nda, Kızılay’ın nereden nereye geldiğini de “Kızılay Holding” kitabında anlatmış!
Gazetecilikte, genç kuşağın başarılı temsilcilerinden İsmail Arı’nın haberleri hep önemli bir yer tutmuş.
İşte bu uğurda da bedel ödeyen olmuş meslektaşımız.
Cezaevinde olmasının tek nedeni; gazetecilik; “
İsmail’in “Yaptığım haberler birilerini rahatsız ettiği için hayatımdan bugünler çalınıyor!” ifadesi her şeyi anlatmıyor mu?
xxxx
İsmai Arı önceki bayramda Tokat’ta gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. Bu bayramı da cezaevinde geçirdi. Bir mektup yazdı gazetesine. Özetliyorum;
“Ben 72 gündür yerde yatıyorum. Gazetecilik yapamayayım, yolsuzlukları ortaya çıkarıp hukuksuzlukları anlatamayayım diye cezaevinde tutuluyorum.
Ne kadar başarılı oluyorum bilmiyorum, görmüyorum ama günlerdir sesim duvarları aşsın diye çırpınıyorum(…)
Bir çağrım var. Bir süredir 5 Haziran’daki duruşmama, savunmama hazırlanıyorum.
Çok büyük bir hukuksuzlukla ve eziyetle karşı karşıyayım.
5 Haziran’da haber alma hakkınıza, gazeteciliğe ve demokrasiye sahip çıkmak için beni yalnız bırakmayın.
Sadece kendimi savunmayacağım, aynı zamanda gazeteciliği savunacağım.
Bu süreçte sesime ses olan herkese kucak dolusu teşekkürler, sevgiler.
Hangi dağ efkarlıysa orada olmaya devam edeceğim!”
xxxx
Hep yinelerim, Eski’sinde de Yeni’sinde de Türkiye’de gazetecilik hiçbir dönemde kolay olmadı.
Hakikati gerçekleri yazıp söylemek, gücü sorgulamak, yolsuzluğu açığa çıkarmak, toplum adına hesap sormak her zaman -bedelle- karşılık buldu.
Tehdit, hakaret, şiddet, gözaltı ve hapis, peşpeşe davalar.
Gazetecilik, gazeteler, gazeteciler; çeşitli engellemelerle karşı karşıya oldu. Sansür, otosansür hep vardı.
Gazetecilikten başka işi olmamış vicdanın sesi onurlu gazeteciler hep “tehlikeli” görüldü.
xxxx
Cezaevinde de yazmaya, haber yapmaya devam eden İsmail Arı, umutla 5 Haziran’da tahliye bekliyor.
Öyle ya, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun yatarı bile yok!
Çıkacak, doğru ve gerçek bilgilerle donatılmış haberleriyle gazeteciliğini yapacak “Arı Gibi Gazeteci”.
“Kalemin/ klavyenin/ mikrofonun/ objektifin namusu denilen şeyin uzunca bir süredir birileri tarafından ayaklar altına alındığı bu memlekette, senin gibi pırıl pırıl gençlerin döktüğü ter, dünyanın tüm altın rezervlerine eşdeğerdir benim gözümde de ondan.
Sen yıllardır eğilmeye yüz tutan başımızı yukarı kaldırdın, yüzümüzü ağarttın.
Sen ve senin gibi bir avuç yiğit gencecik meslektaşım sayesinde bu meslek; Ölmedik be!..”yazmış Kıymetli Meslektaşım Zafer Arapkirli. Duygulara tercüman olmuş, ne güzel.
Tahliyesinde; okurları, takipçileri, biz meslektaşları “İyi ki İsmail Arı gibi gazeteciler var” diyeceğiz. O yine yolsuzluk ve rant haberleri yapacak.
İSMAİL ARI, GAZETECİDİR. HEM DE İYİ GAZETECİ!
GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR.
HABER YAPMAK, SORU SORMAKİ, TOPLUMU DOĞRU BİLGİLENDİRMEK ANAYASAL HAKTIR!