Sadece Türk değil, dünya edebiyatının da büyük mizah yazarıdır Aziz Nesin. UNESCO’nun yayınladığı dünya çeviri bibliyografyasına göre o; Türkçe eser veren yazarlar arasında Orhan Pamuk, Yaşar Kemal ve Nâzım Hikmet’in ardından eserleri yabancı dillere en çok çevrilen dördüncü yazardır.

Halkın gözü kulağı, vicdanlı, bedel ödemiş çağdaş bir aydındı. 2000’den fazla öykü yazmıştır. Bir dünya rekorudur bu! Yaşamını yitirinceye kadar geçimini kalemiyle sağlamıştır. Bu topraklara bir Aziz Nesin uğradı, rüzgâr gibi de geçti gitti.

187272

Kıvrak zekasını "sade ve yaşayan Türkçe" ile harmanlamış,‘’toplumcu özle’’ de yoğurmuştur Aziz Nesin.

Ömrü boyunca direnmiştir! Kendi ifadesidir: “Dünya görüşümden ödün vermedim.

50 yıl önce,30 yıl önce yazdıklarıma bugün imzamı atabilirim.”

Samimiyetidir şu tümcesi de: “Gülmeceye yönelmeseydim, sanırım ortalama bir gazeteci olacaktım.”

Usta da hep açık konuşmuş, doğruları anlatmış ama dokuz köyden değil

bol dokuzlu köylerden kovulmuştur (!)

-DÜNYA REKORU KIRMIŞTIR-

187271

Masallarını, yazarlık yaşamının ikinci aşaması saymıştır.

2000’den fazla öykü yazmıştır. Bir dünya rekorudur bu!

Yaşamını yitirinceye kadar geçimini kalemiyle sağlamıştır.

“Okuyan insan güzel oluyor. Çirkin bir insan kitap okuyunca

güzelleşiyor, yüzünün şekli değişiyor” aforizma değil, bizzat ifadesidir.

Yatılı okullarda büyüdüğünü unutmamış, Nesin Vakfı’nı kurmuştur.

Demokratikleşme, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü savaşçısıdır.

Darbelere, cuntalara kafa tutmuştur!

(Bknz: Aydınlar Dilekçesi Davası!)

-VASİYETİ-

187269

“En güzel şiir, matematiktir. Yeryüzünde şimdiye kadar ‘iki kere iki dört eder’den daha güzel bir dize yazılmamıştır sanırım.’’ ,

“Ne zekası? Bu milletin yüzde doksan biri 82 Anayasası’na evet demiştir.

Geriye kalıyor yüzde dokuz. Hadi biraz iyimser olalım,

ama yüzde altmışı aptal bir milletiz.’’,

“Bırak olmasın mezar taşımız, bir okul bahçesine gömsünler

bizi çocuklar koşsun üzerimizde” en popüler ifadeleri arasında ilk sıralardadır.

Vasiyeti yerine gelmiş, Çatalca’daki vakfın bahçesine gömülmüştür; mezar taşsız!..

-ŞAİR YANI DA VARDIR-

187277

Aziz Nesin, mizah yazarlığı dışında, politik hicivci ve şairdir de.

‘’Kalem yapın beni kalem/ Şiirler yazın sevgi üstüne

/ Ölüm kararı değil/ Ölünce yaşamalıyım

defne yapraklarında/ Sakın ola ki/ Silahlarda değil’’e uygun

-bilgece- boyu kadar kitaplar, şiirler de yazıp, "bizi bize" anlatmıştır.

Sevmeyenleri buna da mazeret bulup ‘’onun zaten boyu kısaydı’’ demişlerdir(!)

Derin gözlemciliği, olayları gülmece sanatının en naif içtenliği ile abartması ve zengin üslubu ile ün kazanmıştır. Güldürmüştür, düşündürmüştür, eleştirmiştir!..

‘’İnsan yalnızca söylediklerinden değil, sustuklarından da sorumludur’’ demiş, susmamıştır!

Onurlu duruşuyla demokrasiyi, laikliği, özgürlüğü,

aklı, bilimi savunmuştur.

-MÜJDAT GEZEN ANLATIYOR-

187273

Tiyatro Sanatçısı ve Mizahçı Müjdat Gezen de ‘’Aziz Abi’’siyle

dostluğunu; ‘’iki mizahçı olmaktan öte iki insan ve üç aşağı beş yukarı dünyaya ve

yaşama aynı gözlükle bakmaya çalışan iki sanatçının bütünleşmesi’’ diye tanımlar.

Müjdat Gezen, telefondaki görüşmemizde Aziz Nesin’li bir anekdotu aktardı,

ben de burada paylaşayım; ‘’Yıl 1986. Sahneye ilk çıkışımdan bugüne sanat yaşamımda başımdan geçenleri kitap yaptım, Aziz Abi’den bir önsöz istedim. Bir römork şirketinin faturalarının arkasına yazdı önsöz’ü!

Cimri değildi Atillâcım. Kağıda duyduğu saygısı büyüktü(!)

Şunları yazdıydı o önsözde; ‘İkimiz de gülmece yazarıyız. Aynı alanda at değil de

kalem ve kalemi tutan parmaklarımızı oynatıyoruz. Müjdat, nasıl zorla ve zorlanarak sahneye itildiğini, sonraları tutkunu tiyatrodan bir daha ayrılamadığını, başına gelen

belâları, hapse atılışını, çektiği çileleri ağıt yakmadan, acındırmadan, güler

yüz ve tatlı dille güzel güzel anlatıyor. Bu kitaba sizce nasıl bir ad olabilir.

Öneride bulunalım: -Yaşamım romana benzer biçimde bir ad: ‘’Hayatım Tiyatro’’

-Ağlayıp sızlanmadan anlattığına göre başka bir ad; ‘’Komikler ağlamaz-Ağlama palyaço, makyajın bozulur’’

-İşte bir ad daha: ‘’Yaşamak Oynamaktır’’

Sevgili Müjdatçığım, beğen beğen beğendiğini al.’’

Bir anekdot daha ona "Çağdaş Nasreddin Hoca" diyen Müjdat Gezen'den;

"İmza günümde bir çocuk Aziz Abi'nin kitabını imzalamamı istedi. 'Bu Aziz Nesin'in kitabı' dedim. 'Olsun, ikiniz de komiksiniz' dedi!.."

-SOYADININ ÖYKÜSÜ-

187276

Soyadının öyküsünü de şöyle aktarır Aziz Nesin;

"1934 yılında soyadı kanunu çıktı. Herkes kendisine soyadını kendisi seçtiği için, insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı.

Dünyanın en cimrileri 'Eli açık' , dünyanın en korkakları 'Yürekli', dünyanın en tembelleri 'Çalışkan' gibi soyadları aldılar. Her türlü yağmada sona kaldığım için, güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. Bana, ortada böbürleneceğim bir soyadı kalmadığından kendime 'Nesin' soyadını aldım.

Herkes 'Nesin' diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim."

‘’Mizah Dehası’’ Aziz Nesin; 31 yıl önce aramızdan ayrıldı.

“Bizi Bize En İyi Anlatan Usta” da, “Ömrüne Sığmayan Adam” da derler ona…

O yazarlığı boyunca “egemen sınıflar için, o sınıfın işine yarayacak tek yapıt değil, tek satır bile yazmadı!”

187275