Tiyatromuzun “dahi” ismi Haldun Dormen; asırlık öyküsüyle bir “devirdi, tarihti, kültürdü”. Beyefendiliği, donanımı, eğitimi, oyunculuk kalitesi ve tiyatroya verdikleriyle efsaneydi. Sahnede adeta yaşardı. Devri daim olsun…

Ülkemizde müzikallerin öncülerindendi. Dile kolay; 72 yıllık yaşamını tiyatro sanatına ve tiyatro sanatçılarının yetişmesine adadı. Milyonlarca izleyiciye dokundu. "Sokak Kızı İrma'' ile başlayan "Bit Yeniği", "Şahane Züğürtler", "Yaygara 70", “Geceye Selam”, "Şen Sazın Bülbülleri", "Lüküs Hayat"la süren eşsiz bir serüvendi onun 97 yıllık ömrü..

F B I M G 1769032473190

Adını taşıyan tiyatrosu çok uzun yıllar perde açtı. Mizahı çok seven, tiyatroda da komedi ve Vodvil ustasıydı. Beş de kitabı vardı; “Sürç-ü Lisan Ettikse Anılar”, “Antrakt”, “İkinci Perde” ve “Nerde Kalmıştık” ve “Ben Buyum İşte”.

“Perde yavaş yavaş açıldı. Aktörler selam vermek için sahneye dizildiler. En son ben çıktım. Öne doğru yürüdüm. Yürürken balkonlardan üstüme bahar çiçekleri yağmaya başladığını hissettim. Gökten çiçek yağıyordu sanki.. Sahnenin ortasına gelince durdum. Yıllardır kim bilir kaç kez aynı hareketi yapmış, seyirciyi şu durduğum yerden aynı şekilde selamlamıştım. Oysa şimdi ilk kez sırtımı döndüm onlara ve eğilerek yıllarca beraber çalıştığım oyuncularımı selamladım. Doğrulduğum zaman, oyunda işi olsun olmasın tüm Dormen Tiyatrosu’nun sahneyi doldurup beni alkışladıklarını gördüm.”(HALDUN DORMEN, Anılar – Sürç-ü Lisan Ettikse – Antrakt – İkinci Perde,2023/ 3.Baskı.YKY Yayınları)”

Haldun Dormen 97 yaşında aramızdan ayrıldı. Tiyatromuzun Şövalyesi’ydi o!

Çok büyük müzikalleri de yönetmiş, kurduğu “Dormenler Tiyatrosu” ile artık tiyatromuzda bir ekol olmuştu. New York, New-Haven ve Hollywood’ta aktörlük ve yönetmenlik yapmıştı. 130’un üzerinde oyunda emeği vardı. Bir o kadar oyunda da oynamıştır. Oyunları incelikler içerirdi. Eğlendirici bir tarza sahipti Dormen. Bu tür oyunların ustasıydı. 1978’de Yıldız Kenter, Göksel Kortay, Nevra Serezli, Kerem Yılmazer, Nüvit Özdoğru ile, Necati Cumalı’nın “Nalınlar”ını Londra’da İngilizce sergilemişti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen 70.Yıl Etkinliği’nde sanat serüveninde birlikte çalıştığı, sahneyi paylaştığı ve yetiştirdiği birçok ünlü isim yer aldı. Gecenin sonunda sahneye çıkıp teşekkür eden Dormen, şöyle konuşmuştu; “"Harikasınız. 70 yıl geçtiyse sizlerin sayesinde geçti. Sizler olmasaydınız, ailem, seyircim olmasaydı imkan var mıydı? O yüzden herkese teşekkür ederim." demişti.

1769075950909

-MÜKEMMELİYETÇİLİĞİ TARTIŞILMAZDI-

"Nâzım Hikmet bir şiirinde, ‘yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin’ der. Haldun Dormen, Nâzım’a 20 yıl fark atmıştır! Çünkü o, doksanından sonra bile zeytin dikmeye devam ediyor. Öğrenci yetiştiriyor, ders veriyor, oyun ve kitap yazıyor. Tüm bunlarla birlikte yönetmenlik yapmayı sürdürüyor. Hatta son olarak bir filmde birlikte oynadık, yani hala film de çekiyor!
Haldun'la geçirdiğim yıllar boyunca bir tek ‘keşke’m var: Ne yazık ki onun öğrencisi olamadım. Ancak ‘Geceye Selam Müzikali'nde birlikte oynama şansını yakaladım. Bu nedenle Haldun'un sahnedeki disiplinini, işine olan derin bağlılığını ve her detayda mükemmeliyet arayışını çok iyi bilirim. O, sahnede yalnızca kendisi için değil, birlikte çalıştığı herkesin en iyisini ortaya koymasını sağlayan bir ustadır. 50 yıla yaklaşan dostluğumuzda, onun kadar nazik, kibar ve zarif bir insan tanımadım. Bu kibarlık o kadar ileri seviyededir ki; Koronavirüs tedavisi sonrası hastaneden taburcu olacağı gün, hastane personeline ayıp olmasın diye yemek tepsisini kendisi kaldırmaya çalışırken düşüp kalçasını kırdı ve taburcu olamadı!
Uzun lafın kısası, Haldun Dormen deyince aklıma umut, disiplin, yaratıcılık, nezaket, hiç tükenmeyen yaşam sevinci, inanılmaz bir yurtseverlik ve tam 50 yıllık, hiçbir çıkar güdülmeden yaşanmış gerçek dostluk gelir. Haldun'un öğrenme ve üretme aşkını, tükenmek bilmeyen enerjisini, bitmeyen çalışkanlığını ve azmini her zaman hayranlıkla izlerim.
Haldun Dormen, her yaşan insana ilham veren ve örnek alınacak bir yaşam ustasıdır…”
En yakın dostlarından, tiyatro sanatçısı ve seslendirme ustası Mustafa Alabora, Haldun Dormen’in son kitabı “Ben Buyum İşte“ye böyle bir sunu yazmıştı.

-ONURLU BİR ÖZGEÇMİŞ-

5 Nisan 1928 Mersin doğumlu Haldun Dormen sahneye ilk defa Galatasaray Lisesi’nde ortaokul öğrencisi iken çıktı. Robert Kolej’i bitirdi. Tiyatro eğitimini ABD’de Yale Üniversitesi’nde aldı.İstanbul’a döndüğünde önce Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne’ye girdi ve ‘Cinayet Var’ adlı oyundaki ‘dedektif ‘ rolüyle ilk kez seyirci karşısına çıktı. Bir buçuk yıl sonra Beyoğlu’nda 60 kişilik bir Cep Tiyatrosu kurdu.

1957’de ‘Papaz Kaçtı’ komedisi ile İstanbul’un Feriköy semtinde Dormen Tiyatrosu’nu kurdu. Cep Tiyatrosu’ndaki Erol Günaydın, Nisa Serezli, Metin Serezli, Erol Keskin gibi isimler Dormen Tiyatrosu’nun kadrosunu oluşturdu. Topluluk en parlak dönemini 1957-1972 arası yaşadı. 1961’de Türkiye’de sahnelenen ilk müzikal olarak bilinen”yı sahneledi.

Sinemacılık da yapan Dormen, bu dönemde iki film yönetti: Bozuk Düzen (1966) ve “Güzel Bir Gün İçin (1967). Filmler ödül aldı.

Dormen Tiyatrosu, “Ayı Masalı”, “Bit Yeniği”, “Şahane Züğürtler” gibi oyunlar sahneledi..

Dormen, 11 oyun yazdı. İTÜ Devlet Konservatuarı’nda ders verdi. TV için de çok sayıda program hazırlayan Dormen, çeşitli dizilerde de rol aldı.

Haldun Dormen, anılarını “Sürç-ü Lisan Ettikse”, “Antrakt”, “İkinci Perde” gibi kitaplarında topladı. Bulvar komedisi ve vodvil türünde uzmanlaşmış bir tiyatro yönetmeniydi.

Çeşitli kuruluşlarda ve projelerde oyuncu, yönetmen, dramaturg, metin yazarı, koreograf, editör, şarkıcı ve dansçı olarak yer aldı. Çocuk, gençlik ve yetişkin oyunları yurt içi ve yurt dışında çeşitli tiyatroların repertuarlarına alındı.

-BABASININ VASİYETİNİ YERİNE GETİRDİ-

Haldun Dormen uzun yıllar yönettiği ve bazılarında da rol aldığı oyunlarla Türk Tiyatrosu repertuarına klasik eserlerden başka, çağdaş yapıtlar da kazandırdı.

Bugün hepsi şöhret, popüler olmıuş pek çok sanatçıya da hocalık yapıp onları tiyatromuza kazandırmıştır.

Son kitabında kendini bakın nasıl anlatmış Haldun Bey?;

“Dolu dolu ama inişli çıkışlı altmış yıl geçirmişim meslek yaşamımda. Geriye bakıp
kazandıklarımı kaybettiklerimi düşünüyorum da, kaybettiklerim (maddi bakımdan) kazandıklarımdan hep daha fazla olmuş. Buna rağmen gene de Türkiye’nin en sevilen ve de en sayılan sanatçılarından biri haline gelebilmişim. Bundan daha büyük mutluluk olabilir mi? Yani babamın ‘Olacaksan en iyisi ol’ isteğini aşağı yukarı yerine getirebilmişim. Hâlâ daha gece gündüz türlü türlü teklifler alıyorum. Bunların birçoğunu, tabii ki kabul etmeme olanak yok. Benim gibi bir zırdeli bile böyle bir şeyin altından kalkamaz. Yalnızca severek yapacağıma inandıklarımı kabul etmeye çalışıyorum. Bunlar da kalan ömrüme yeter de artar bile.”…Uzun sözün kısası, benden kolay kurtulamayacaksınız…
O, Türk tiyatrosuna damgasını vurandı. Hepimize ders olacak bir yaşam bilgeliğinin, umudu her daim korumanın, çalışkan ve üretken olmanın sihirli formüllerini esprili, tatlı diliyle anlatırdı.

xxxx

Haldun Dormen İzmir’i çok severdi. Konak’taki Sahne Tozu Tiyatrosu’nun açtığı kurslarda yeni oyuncuların yetişmesine -bıkmadan usanmadan- olanak sağladı. Tiyatro da adını sahnesinde yaşattı; “Haldun Dormen Sahnesi”

Bunda üç yıl önce o tiyatroda Müjdat Gezen Usta tanıştırmıştı. “Oyunlarımı hiç izlediniz mi?” diye sorunca “Şahane Züğürtler” ve “Şen Sazın Bülbülleri’ni seyrettim” demiştim. Çok mutlu olmuştu. Sonra üçümüz bir anı fotoğrafı çekilmiştik.

Haldun Dormen de “alnında ışığı ilk hisseden” Çok Büyük Usta’ydı.

Vedasıyla bir büyük perde daha kapandı. Güle güle “Türkiye’nin Kültür Sanat Hazinesi”.

Yaşamımıza kattığın her replik, her tebessüm ve kahkaha için teşekkürler. Alkışlar kadar, silinmez izlerinle, eserlerinle hatır ve hatıralarımızdasın Haldun Bey.