Tarih kokan sokaklarıyla, merdivenli yokuşları ile. Maşrapalı sokak çeşmeleriyle. Bir zamanlar araçların giremediği sokaklarda çöp toplayan belediyenin eşekleriyle.

(O, Agora, Gürçeşme, Ballıkuyu, Kadifekale, Eşrefpaşa ve Altınpark'ta yıllarca küfelerinde çöp taşıyan eşekleri Gazeteci Erdal İzgi belediye başkanı seçilince emekli etmişti, Manisa Spil Milli Parkı At Alanı'na nakledip serbest bıraktırmıştı.)

Cumbalı geniş avlulu evleriyle. Sokak düğünleriyle. Camileri, mescitleri, türbeleriyle Kiliseleri, sinagogları, hanları, hamamlarıyla. Dönertaş Sebili ile.

Tek tekçi meyhaneleriyle. (Kokoreçci Necmi, Doğan Kardeşler, bugün hâla var olan Hayyam ve Emniyet Kebap. Kim unutur ki?)

****

Bahşişoğlu, Altınpark, Tilkilik eczaneleri. Her cuma ücretsiz hasta bakan Osmanzade Yokuşu başındaki Dr.Yaşar Olçaş, komşusu Dr.Mehmet Öncel. Karşısında Kent Gözlemcisi Orhan Beşikçi 'nin adı verilen sokakta Beyoğlu Gazozları'nın imalathanesi. (Beşikçi, her röportajında, yazısında göçmenlerin sayısının her gün arttığını, otel parası vermekte zorlananların terk edilmiş evlerde kalabalıklar halinde yaşadığını aktarır.)

Algül Düğün Salonu, altında kuru temizleyici.

Filmlere set olmuş ihtişamlı konaklar ve işyerlerinden evrilen "Oteller Sokağı"yla.

"İnanöz", "Hakiki Koç", "Özen", "Sağlam", "Pamukkale Seyahat 'ın yazıhaneleri. Geçmişten günümüze tarihi ve kültürel miras.

Çok dilli ve çok kültürlü bir yapıyı barındırmasıyla özgün bir mozaik. Belgesellerie konu olan "İzmir'in Misafirhanesi BASMANE" ve o BASMANE'nin.

xxxx

Her gün Altınpark yokuşunu, Osmanzade Yokuşu'nu(Bugünkü 945 sokak) adeta "güzergah" belleyip inip çıkan. Aynı ortaokulda okuyan (Şehit Fethi Bey O.O). Fuar'ın yanından, bazen içinden Namık Kemâl Lisesi’nin yolunu tutan

ve "NKL mezunu" olmakla övünen.

Her defasında geçtiğimizde Osmanzade'nin bitimindeki "Cumhuriyetin İlk Kulübü" Altınordu'nun tarihi binasına selâm çakan. "Cem", "Atlas" ,"Efedayı", "Gönül" sinemalarında Yeşilçam'ın siyah-beyaz filmlerini seyreden. Basmane Garı karşısında "Yıldız" da "Avare", "Benhur", "Navoro'nun Topları"nı soluksuz izleyen.

Kömür tozu karışımlı devre arasında itfaiye hortumuyla sulanan zeminli Alsancak Stadı'ndaki maçlara giden.

Her 9 Eylül'de görkemli ellerimde Ay-Yıldızlılar'la konvoylara katılan. Bayramlarda, Pazaryeri mahallesinde kurulan oyuncaklara, Karpuzcu Sebo'nun salıncağına binen, çatapatlar patlatan. Tek maaşlı, memur babalarımızın, "adamı adam eden" analarımızın ESAT'ıydık, KENAN'ıydık, ATİLLA'sıydık!

xxxx

Bugün üçümüz de -muhabir ruhu yitirmemiş- gazeteciyiz.

BASMANE'ye aidiyetini -asla- kaybetmemiş! Baksak o geçmişimize; acısıyla tatlısıyla ne çok anı, hatıra yüklüdür.

Bugün artık "mülteci aşklar ve yoksulluk garibanlık semti olmuş" Basmane, kişisel tarihimizde her zaman müstesna yerdedir.

Unutmanız, mümkün değildir. Sonrası. Sonrası Mirkelâm dizelerinde;

"Geçip giden zamanları, Bir yerlerde bulsam

Geçip giden zamanları, Bir yerlerde bulsam

Sonra üzülsem, Üzüldüğüme üzülsem, Sonra üzülsem

Üzüldüğüme üzülsem..."