Yıllardan beri tartışılan Türkiye'nin Cumhuriyet sonrasındaki ilk kadın öğretmeninin kim olduğu sorusu sonunda yanıt buldu. Bundan önceki dönemlerde Türkiye'nin ilk kadın öğretmenlerinden Fatma Refet Angın'ın (1915-2010), 1936 yılında Gazi Terbiye Enstitüsü'nden mezun olarak tarih öğretmeni olduğu belirtilmişti. Ancak son bulunan kaynaklar Cumhuriyet kurulduktan sonra Türkiye'de görev yapan ilk kadın öğretmenin İzmirli Milli mücadele kahramanlarından Mustafa Lütfi Çalın'ın da eşi olan Mediha Çalın olduğunu gösterdi. 1909 yılında doğan Mediha hanım eski adıyla Güzelyalı İlkokulu olan şimdi ise Güzelyalı Parkı'nın bitişiğindeki Mehmet Akif Ersoy İlkokulu'nda görev yapmıştı. Mediha hanımın görev yaptığı dönemde Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de İzmirli ilk kadın öğretmenin dersine girmişti.
Mustafa Lütfü bey Mediha Hanım ile savaş döneminde tanışmıştı. Mediha hanım her Türk kadını gibi savaş sırasında cepheye yemek taşıyan cesur yürekli bir kadındı. Mustafa Lütfü ve Mediha hanım orada tanışmış ve bu dostluk aşka dönüşmüştü. Mustafa bey Kurtuluş Savaşı sonrasında arayıp tarayıp Mediha hanımı bulmuş ve İzmir’e yerleşmeye karar vermişti.
İzmir’in cumhuriyet sonrasının ilk öğretmenlerinden Saraybosna kökenli bir ailenin kızı olan Mediha hanım Cumhuriyet döneminin ilk öğretmenlerindendi.
Mustafa Lütfü, Mediha hanım Karşıyaka Kız Muallim Mektebi’ni (Şimdiki Karşıyaka Lisesi) dereceyle bitirmiş idealist bir eğitim gönüllüsüydü. Mediha hanımın ilk atandığı yer ise Hakimiyeti Milliye İlkokulu’ydu. Kısa sürede aşkları evliliğe dönüştü. Atılımcı ve sportmen bir ruha sahip olan Mustafa Lütfü bey Muammer Akar, Ahmet Serimoğlu ve Rahmi Filibeli gibi Göztepe Spor Kulübü'nün de kuruculuğunu yaptı.

Mediha öğretmen 1925 yılında kiliseden okula dönüştürülen Müdafaa-i Hukuk okulunun şubesi olarak faaliyet gösteren Güzelyalı İlkokulu’na (Şimdiki Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’na) atandı. Atatürk’ün 16 Ekim 1925’te dersine girdiği Mediha Hanım, o hatırasını torunu Zeynep Çalın Bekgöz’e şu şekilde aktardı: “O dönemler Sadıkbey’deki Uşakizade Köşkü’nde kalan Atatürk sık sık Kız Lisesi, Meslek Lisesi başta olmak üzere çevre okullara ziyarette bulunuyormuş. O dönemde Müdafaa-i Hukuk İlkokulu’nun şubesi olarak faaliyet gösteren Güzelyalı İlkokulu’nun içindeki kilise de okula dönüştürülüyormuş. İnşaatı denetlemek için okula gelen Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında sadece 3-4 kişi varmış. Ulu önder okul müdürünü de yanına alıp babaannemin ders yaptığı sınıfa girmiş. Ziyaret önceden planlanmış bir ziyaret değilmiş

. Babaannem o sırada matematik dersi yapıyormuş. Aniden kapı çalındıktan sonra açılmış. Karşısında sarı saçlı mavi gözlü adam Mustafa Kemal Atatürk duruyormuş. Ne yapacağını şaşırmış. ‘Buyurun efendim, hoş geldiniz şeref verdiniz’ demek istemiş ama cümleler boğazında düğümlenmiş. Atatürk, oldukça nazikçe, ‘Öğretmenim lütfen dersinize devam edin) demiş. Babaannem onu öğretmen masasına almış. Ama ayakları tir tir titriyormuş.

Atatürk durumu fark etmiş onu rahatlatmak için o da derse katılmış çocuklarla sohbet edip onlara derslerini dikkatle dinlemelerini öğütlemiş. Öğrenciler şoktaymış ve bir o kadar da mutlu. Sonra müsaade isteyip dersten ayrılmış. Ulu önderin yanındakiler okul müdürüne Atatürk’ün Uşak’a gitmeden önce böyle bir sürpriz yaptığını söylemişler. Babaannem her anlattığında çok heyecanlanır, ‘Onun çakmak çakmak bakan mavi gözleri karşısında elim ayağım kilitlendi. Ne anlatacağımı unuttum’ derdi. Dedem Mustafa Lütfü ve babaannem cumhuriyet Türkiyesinin örnek kişileriydi.”






