Fenerbahçe’de son zamanlarda yaşanan gelişmeler sadece bir teknik direktörün ötesinde, çok daha derin…
Domenico Tedesco geldiği gün bile yalnızdı. Ama giderken arkasında sessiz ve güçlü bir iz bıraktı. “Sezon sonunda şampiyon yapamazsam aday olmayacağım” diyen bir yönetimin, acısını çıkarttığı insan oldu. Ligin bitmesine 3 hafta kala bu hamleye gerçekten gerek var mıydı? Bence yoktu. Bu kadar tahammül edilemeyecek ne yaptı ki bu hoca? Doğru oyun planlaması yapmayıp, sakatlanan oyuncuların yerini dolduramadığın için suçlu Tedesco oldu. Alması gereken oyunculara değil de başka oyunculara para harcayan yönetim zaten şampiyon olamazdı. Bazı oyuncuların ruhsuzluğunun, bu şanlı armaya ait olmayışının problemini takımın hocasında bulmamalıydı. Samandıra’daki vedası, insanlarla kurduğu bağ hatta çalışanları tek tek hatırlaması gerçek bir temas. Bu örnekler Türk futbolunda sık rastlanan gerçekler değil.
Taraftar sürekli değişen bir hoca istemiyor. Bitmeyen seçim tartışmalarını hiç istemiyor. Suçu kendisinde arayacak, kabullenecek gerçek Fenerbahçe ruhunu geri istiyor. Belki de gerçek mesela sahada değil arka planda.
Şimdi gözler geleceğe çevrildi, Tekrar bir seçim süreci. Barış Göktürk değişim vaadiyle geliyor, ama tecrübesi soru işareti? Mehmet Ali Aydınlar güçlü bir finans desteğiyle ben buradayım diyor. Geçmişin izi hala peşinde olsada… Hakan Safi sessiz ama dengeli ilerliyor. Bütün bu isimlerin yanında tüm denklemi değiştirecek isim var ki: Aziz Yıldırım. Onun adaylık kararı tüm seçimin kaderini etkileyebilir.
Sonuç belli, hikâye henüz bitmedi. Ne saha da ne de yönetim kısmında…