Dünya Çevre Günü'nün bu yılki teması İklim Eylemi'ydi. Her yıl 5 Haziran'da küresel çapta farkındalık yaratmaya çalışılan bu özel günde, bu yılın odak noktası değişen iklimler ve bu değişimlerin yaşamlarımız üzerindeki sarsıcı etkileri oldu.

İklimler konusuna geçmeden önce günlük yaşamda sık sık kullandığımız “çevre” kelimesini biraz açmak istiyorum. Adına çevre dediğimiz kavramın önemini maalesef çoğu zaman tam olarak anlayamıyoruz. 
Çevre denilince ağaçlar, çimenler, çiçekler veya doğa geliyor akla. Tabii ki bunları düşünmemiz yanlış değil ancak çevre kavramı aslında çok daha geniş bir çerçeveye sahip.
Çevre, yaşadığımız gezegende insan ve diğer tüm canlıların yaşamını mümkün kılan; birbirleriyle iletişimini ve bağını sağlayan bütün sistemleri kapsıyor aslında. Bu perspektiften baktığımızda bu dünyada yaşayan her birey ve her şey için “çevre” en önemli gerçekliktir.  * İklim değişikliğinin çevre üzerindeki etkileri dediğimizde de aslında yaşayan tüm canlıları olumsuz etkileyen bir durumdan bahsediyoruz.
Dünya bize sürekli sinyaller gönderiyor. Deniz seviyesinin yükselmesi, mega orman yangınlarının sayısı ve şiddetinin artması, her yıl rekorlar kıran sıcak hava dalgaları, buzulların erimesi, sel ve kasırga gibi afetlerin etkisinin çok daha yıkıcı olmaya başlaması gibi birçok sinyal uzun yıllardır biz insanlara bir uyarı olarak gönderiliyor.
Gezegenimiz adeta bize “Neden olduğunuz iklim değişikliğine dur demezseniz sonunuz kötü olacak” diyor.
Küresel ısınmanın 1,5°C ile sınırlanması gerektiğini 50 küsur yıldır tüm bilim insanları altını çize çize söylüyor. Maalesef biz bu sınırı aşıyoruz. 
Yapılması gerekenler gayet açık ve net ama biz gerekli adımları bir türlü atamıyoruz. Atamadığımız için de gezegenin tüm dengesi, belki de bir daha düzelmeyecek şekilde, bozuluyor. 
Temiz enerjiye göstermelik olarak değil tamamen geçmeliyiz. Fosil yakıtları tarihe gömmedikçe küresel ısınmayı ve iklim değişikliğini frenleme şansımız yok. Orman alanlarını artırmamız, beton grisine değil yeşile yatırım yapmamız gerek. 
Artık Dünya'nın bize yolladığı sinyalleri doğru okumamız, bilim insanlarının uyarılarını, çözüm önerilerini dikkate almamız lazım.  * 5 Haziran 2026'da Azerbaycan'da, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki 29. Taraflar Konferansı nam-ı diğer COP29 gerçekleşti. Bakü'de Dünya Çevre Günü'nün küresel anma töreni yapıldı ve aynı zamanda gezegenin “harekete geç” çığlığı yeniden masaya yatırıldı. 

Türkiye ise COP31'e 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında ev sahipliği yapacak.

COP, iklim değişikliği denildiğinde dünyanın en büyük karar alma platformu. Her ne kadar bu zirvelerde alınan kararlar istenilen hızda ve yaygınlıkta gerçekleşemese de, COP dünyanın geleceği için en önemli etkinlik olma özelliğini sürdürüyor.

Zirvelerde yaklaşık 196 ülkenin temsilcileri, devlet başkanları, bilim insanları, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek küresel iklim politikalarını şekillendiriyor.

Türkiye'nin ilk kez COP'a ev sahipliği yapacak olması hem ülkemiz hem de dünyanın geri kalan tüm ülkeleri için önemli bir adım.

Özellikle ülkemizde halen emekleme döneminde olan yenilenebilir enerji ve yeşil dönüşüm yatırımlarının hızlanmasına katkı koyabileceğine inanıyorum. Öte yandan Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefinin yakalanması açısından da COP31 önemli bir fırsat yaratacaktır.

Temennimiz; COP31'in ülkemizin çevre dönüşümü, dünyanın iklim değişikliği gündemi, doğanın korunması, sürdürülebilir kalkınma ve ortak sorumluluk bilincinin güçlenmesi açısından bir dönüm noktası olmasıdır.

*************************************************

Candostlar A V D A V A S I Dunyadan

Av davasından üzen karar

Avcılığın yasaklanması için STK'lar tarafından açılan davada istenilen kararın çıkmaması doğaseverleri isyan ettirdi. Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) ve Türkiye Vegan Derneği (TVD) tarafından, 2022-2023 av dönemine ilişkin av talimatları ile kararlarına yönelik açılan davalardan biri karara bağlandı. Danıştay, av ihalelerinin hukuka uygun olduğu yönünde karar aldı.

HAKİM ve TVD'nin sosyal medya hesaplarından yapılan ortak paylaşımda şu bilgiler verildi: “Daha önce, özellikle yaban keçisi, kızıl geyik ve Anadolu yaban koyunu gibi nesli tükenme tehdidi altındaki hayvanlara ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yeterli veriye sahip olmadığını defalarca belirtmiştik. Dernekler ve barolar olarak açtığımız davalarda da hukuka aykırılık tespiti yapılmıştı. Ancak 2023 yılından itibaren Danıştay, dosyalara Bilim Kurulu Raporu adı altında sunulan bir belgeye dayanarak, ortada yeni bir delil bulunmamasına rağmen görüşünü tamamen değiştirdi ve av ihalelelerinin hukuka uygun olduğu yönünde karar vermeye başladı. 2022 yılında açtığımız davada hem Av Turizmi Uygulama Talimatı ve Ek Kararı'nın hem de Merkez Av Komisyonu Kararı'nın iptalini talep etmiştik. Dosyadaki savcı görüşü de işlemlerin hukuka aykırı olduğu, davamızın kabul edilmesi ve işlemlerin iptal edilmesi gerektiği yönündeydi. Üstelik Tarım ve Orman Bakanlığı, savunmasında, avlanacak hayvan sayılarının avcıların doldurduğu formlar esas alınarak belirlendiğini açıkça ortaya koymuştu. Buna rağmen tebliğ edilen kararla Danıştay 10. Daire'nin bu savunmayı kabul ettiğini ve yalnızca kızıl sırtlı örümcek kuşu yönünden iptal kararı verip diğer türler bakımından davamızı reddettiğini öğrendik.”

İptal kararı çıkan kızıl sırtlı örümcek kuşunun da geleceğinin halen tehlikede olduğunu belirten STK'lar, 2026-2027 av dönemi Merkez Av Komisyonu Kararı taslağında kızıl sırtlı örümcek kuşunun yeniden av listesine alındığını vurguladı.

Açıklama şu ifadeyle sonlandırıldı: Ne savunmaları çürütmek, ne bilimsel gerçekleri ortaya koymak, ne de hukuki gerekçeleri anlatmak yetiyor. Bunları unutmayın, anlatın ve sorumluluğu olan hiç kimseyi affetmeyin.

********************************************

Candostlar B M E L N I N O Bizimgezegen2

Birleşmiş Milletler'den El Nino uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM), El Nino'nun yakın zamanda geri dönebileceğini açıklayarak, beraberinde getireceği aşırı hava olaylarına karşı uyarılarda bulundu.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), küresel sıcaklıkları yükselten ve bazı yağışları kötüleştiren bu güçlü doğal hava olayının, Eylül ayından önce oluşma olasılığının %80, Kasım ayından önce oluşma olasılığının ise %90 olduğunu açıkladı. WMO, El Nino'nun geri dönüşünün en az “orta" şiddette, muhtelemen ise “güçlü” olacağının öngörüldüğünü paylaştı.
The Guardian'da yer alan habere göre; BM Genel Sekreteri António Guterres, dünyanın "bunu acil bir iklim uyarısı olarak ele alması gerektiğini" söyledi. Guterres şu ifadeleri kullandı: “El Nino koşulları, ısınan bir dünyanın ateşine benzin dökecek. Etkiler daha sert olacak, daha uzağa yayılacak ve yıkıcı bir hızla sınırları aşacak. Tek etkili yanıt, krize denk iklim eylemidir; fosil yakıtlara olan bağımlılığı sona erdirmek, yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmak, en savunmasızları korumak ve herkes için erken uyarı sistemleri sağlamaktır.
2023-24'te yaşanan son El Nino, en güçlü beş El Nino'dan biri olarak kayıtlara geçmiş; 2024'te küresel sıcaklık rekorlarının kırılmasında önemli rol oynamıştı.
Dünya Meteoroloji Örgütü, önümüzdeki üç ay boyunca tüm dünyada alışılmadık derecede yüksek sıcaklıklar tahmin edildiğini ve aşırı yağmur veya kuraklık olasılığının yüksek olduğu konusunda da uyardı. 
Candostlar Kulagimizakupe (1)-6

KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN
"Etrafınızdaki dünyaya etki etmeden tek bir gün geçiremezsiniz. Yaptıklarınız fark yaratır ve ne tür bir fark yaratmak istediğinize kendiniz karar vermelisiniz."
Jane Goodall - Doğal korumacı ve Etolog