Atık deyince akla ilk olarak, üretmekten de tüketmekten de vazgeçemediğimiz plastikler geliyor. “Plastik aşkımız!” sayesinde artık mikroplastikler her yerde.
Mikoplastikler gözle görülemeyecek kadar küçük plastik parçacıklar için kullanılan bir tabir. Her gün kullandığımız ve işimiz bitince attığımız plastik poşetler, ambalajlar, şişeler ve akla gelebilecek her türlü plastiğin zaman içinde aşınarak parçalanmasıyla ortaya çıkıyor.
Mikroplastikleri biz görmesek de onlar soluduğumuz havada, içtiğimiz suda, yediğimiz yiyeceklerde... Yani artık plastik kirliliği demek, sadece karada ve denizdeki plastik atıkları ifade etmiyor. Bizzat bedenlerimiz plastikler için birer çöplük haline gelmiş durumda.
Eserimizle gurur duyalım!
*
Sıfır Atık Günü'nde karşıma çıkan en dikkat çekici bilgilerden birini de yeri gelmişken sizlerle paylaşayım:
Science Advances dergisinde yayımlanan kapsamlı araştırmaya göre; Dünya genelinde 1950–2015 arasında üretilen tüm plastik atığın sadece ve sadece %9’u geri dönüştürülebilmiş.
Tüm plastiğin %12’si yakılmış. Kalan %79’u ise doğada veya depolama alanlarında birikmiş!
Bu bilgiyi öylesine okuyup geçmeyin lütfen. Bakın; 65 yıl boyunca üretilen tüm plastikten bahsediyoruz burada. Tam 9 milyar ton plastik üretmişiz bu süre boyunca. Ve bu plastiğin %91'ini dönüştürememişiz. Yani neredeyse hepsi atığa dönüşmüş.
İşte bugün, o geri dönüştüremediğimiz plastiklerin dönüştüğü mikroplastikler hem doğa hem de biz dahil tüm canlılar için büyük bir tehdit haline geldi.

Plastik ucuz, üretimi kolay, kullanması pratik. Ama maalesef sağlığımız ve Dünya'nın geleceği için tehlikeli!
Atık yöntemi ve geri dönüşüm sisteminin tüm kentlerde yaygınlaşması elbette önemli. Ancak plastik üretimi kısa vadede kademeli olarak azaltılıp sonrasında da durdurulmadıkça, sorunun gerçek anlamda çözülmesi pek de olası görünmüyor.

Ülke genelinde toplanan köpeklerin yarısı öldü mü?
Türkiye’de tüm sokak köpeklerinin toplanıp barınaklara kapatılması hedeflenirken, mevcut barınakların gerçek yüzünü ortaya seren yeni görüntüler bir kez daha hayvanseverleri isyan ettirdi.
Son olarak Bilecik Bozüyük Hayvan Bakımevi’ne ait görüntüler sosyal medyada viral oldu.
Videoda bakımevindeki köpeklerin çamur içinde bir deri bir kemik kalmış halleri ve açlıktan birbirini yediklerinin görünmesi üzerine STK’lar harekete geçti.
Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP), Tarım ve Orman Bakanlığı'na gönderdiği dilekçede Bilecik'te yaşananların Türkiye'nin birçok bakımevinde gerçekleştiğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:
“Gelinen noktada açıkça ifade etmek zorundayız ki; bakımevlerinden gelen fotoğraf ve videolarla belgelenmiş ölüm ve ihmal vakalarının sayısı, artık yetişilemeyecek bir seviyeye ulaşmıştır.
Bu durum artık; bir veya birkaç bakımevine özgü değil, Türkiye genelinde yaygınlaşmış, süreklilik arz eden bir tablo haline gelmiştir. Sahadan elde edilen veriler ve kamuoyuna yansıyan olaylar birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye genelinde toplanan köpeklerin yarısından fazlasının yaşamını yitirdiğine dair güçlü bir gerçeklik ortaya çıkmaktadır.
Bu tablo, hayvanların korunması değil; fiilen bile bile ölüme gönderildiğini göstermektedir.
Bugün Türkiye’de; hiçbir belediye, il özel idaresi veya mahalli idare birliği, bakımevlerini mevcut kapasite ve altyapı ile sağlıklı şekilde işletememektedir. Çünkü; kapasite tamamlanmadan toplama yapılmakta, bakımevi personelleri sayıca ve nitelik olarak yetersiz kalmakta, altyapı eksiklikleri giderilmeden hayvan kabulü devam etmektedir.
Bunun sonucu olarak; her hafta, en az bir veya birden fazla bakımevinden, ölüm ve ihmal içeren görüntüler kamuoyuna düşmekte ve ciddi bir toplumsal tepki oluşmaktadır.
Bu tablo Bakanlığınızı rahatsız etmiyor mu?
Bu ölümler bu sistem içerisinde sürekli tekrar ederken, bu durumu sorgulamıyor musunuz?
Aynı sonuçları doğuran bir uygulamanın devam etmesi nasıl açıklanmaktadır?”

Urla mitinginde can dostlar için talep
Geçtiğimiz gün İzmir’in Urla ilçesinde gerçekleştirilen toplu açılış törenine CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Özel’in Urla mitingine hayvanseverler de taleplerini iletmek üzere katıldı.
Urla Belediyesi’de 13 yıllık Barınak Gönüllüsü olarak hizmet veren Urla Hayvan Hakları Hareketi Platformu’ndan Ender Ülger, bir hayvan hakları savunucusu olarak can dostların sesi olmak üzere mitingde hazır bulunduklarını ve sahipsiz can dostlar çağrıda bulunduklarını bildirdi.
Ülger Urla’da acilen çözülmesi gereken veteriner hekim sorununa değinerek şunları aktardı:
“Urla’da sahipsiz hayvanların tıbbi muayenesi, teşhisi, tedavisi, kısırlaştırılması ve cerrahi müdahaleleri için belediye bünyesinde görev yapan sadece 2 veteriner hekim bulunmaktadır. Bu yük artık taşınamaz noktaya gelmiştir. Barınakta ve sahada yürütülen çalışmalar düşünüldüğünde mevcut iki veteriner hekim bu yoğunluğu karşılamakta zorlanmaktadır. Bu durum hem hayvanların sağlık hizmetlerine erişimini geciktirmekte hem de mevcut hekimler üzerinde sürdürülemez bir iş yükü oluşturmaktadır.
Bu nedenle; Urla Belediyesi bünyesine en az iki veteriner hekim ve bir veteriner teknikeri alınması artık kaçınılmazdır. Bu çağrı yalnızca bir talep değil, sahipsiz hayvanların yaşam hakkı ve sağlık hizmetine erişimi açısından zorunlu bir ihtiyaçtır.”
Konunun çözümü için sadece Urla Belediyesi’ni değil, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni, Tarım ve Orman Bakanlığı’nı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nü de göreve çağırdıklarını söyleyen Ülger, “Urla’nın büyüklüğü ve sorumluluk alanı ortadadır. Veteriner hekim sayısının artırılması geciktirilmemeli, gerekli kadrolar hızla oluşturulmalıdır.Urla’daki sahipsiz hayvanların sağlık hizmetine erişimi için somut adım beklenmektedir” dedi.

KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN
“Bu hayatta sadece tek bir mutluluk vardır: Sevmek ve sevilmek”
- George Sand / Yazar
