Adına “şans” dediğimiz kavramı hiç durup derinlemesine düşündünüz mü?
Şans aslında başımıza gelen olumlu veya olumsuz tesadüfler için kullandığımız bir ifade. Peki şans sadece biz insanların bu tesadüflere anlam yüklemesinden mi ibaret?
Felsefeciler şans kavramına “rastlantı mı, yoksa kader mi” penceresinden bakar. Mesela David Hume, insan zihninin illa ki bir düzen aradığını ve bunun için rastlantıyı “şans” olarak tanımladığını söyler.
Bilim ise, özetle, “şans yoktur sadece olasılıklar vardır” der.
Psikolojide şans kavramı iyimserlikle ilişkilidir. Kendini şanslı hisseden, olayların iyi sonuçlanacağına inanan bireyler çevrelerindeki olasılıkları daha kolay yakalayabilir, daha cesur kararlar alabilir. Araştırmalara göre de kendini “şanslı” olarak niteleyen insanların büyük çoğunluğunun iyimserlik düzeyinin yüksek olduğu ortaya koyulmuştur.
Spiritüel bakışta, şansın aslında bir frekans uyumu olduğu düşüncesi yaygındır. Dolayısıyla şanslı veya şanssız olmak tamamen enerji ve zihinsel tutumla ilişkilidir. “İyi düşün iyi olsun” anlayışını veya kötü düşünürsen korktuğun başına gelir inanışını buna örnek verebiliriz.

*

Şans diye bir şey gerçekten var mıdır, yoksa olasılıklar dahilinde karşımıza çıkan olumlu veya olumsuz durumlar için mi bu kavramı kullanıyoruz, orasını bilemem. Ama bu, sadece insana has bir durum değil.
Geçtiğimiz gün kardeşimin “kurtarılmış” kedilerine bakarken “ne şanslılar” diye geçirdim içimden.
Sokakta onun kedileri gibi binlercesi var ama bir şekilde onların yolu benim hayvansever kardeşimle buluşmuş işte.
Kediler kardeş. Bir kardeş araba kazası geçiriyor; ölümün kıyısından kurtarılıyor. Tabii bu olaydan sonra sokağa geri bırakılmıyor; diğer kedi de kardeş kontenjanından eve kapağı atıyor. Şu an gayet sağlıklılar. İyi bakılıyor, bol bol seviliyorlar.
Kardeşlerden birinin başına gelen büyük şanssızlık, sonunda her ikisi için büyük bir şansa dönüşüvermiş. Oysa sokakta her gün yüzlerce hayvan kaza geçiriyor. Bazıları iyi kalpli bir insan tarafından farkedilip yaşama tutunuyor, bazılarına ise kimse yardım elini uzatmıyor. Bazısı sahipleniliyor, bazısı sokakta tek başına mücadele ediyor.

*

Sadece kedinin köpeğin değil, ağacın da şanslısı, şanssızı var bence.
Bir düşünün; günümüz Türkiye'sinde maden ocağına peşkeş çekilen bir bölgede ağaçsan, şanssızsın. Kökünden sökülmeye mahkumsun. Ama mesela dünyanın en iyi korunan, bakir ormanlarından biri olan Çin'deki Shennongjia Ormanları'nda filizlenmiş bir ağaçsan kimse senin tek bir dalına, yaprağına zarar vermez.
Coğrafya kader diyorlar ya, sadece insanın kaderini değil ağacın kaderini de belirliyor bazen. Şans işte!
Bu konu uzar gider...
O vakit son sözümüz şöyle olsun: En güzel olasılıkların, en tatlı tesadüflerin sizi bulduğu; kendinizi şanslı hissedeceğiniz bir haftasonu dilerim.


*************************************************

Candostlar U L K E C E Dunyadan1

Ülkece limiti 208 gün erken aştık

İnsanlığın bir yıl içinde tükettiği doğal kaynakların, Dünya’nın aynı yıl içinde yenileyebileceği miktarı aştığı günü ifade eden Limit Aşımı Günü bu yıl 30 Temmuzolarak hesaplandı. Türkiye ise kendisi hesabına düşen doğal kaynakları 6 Haziran itibarıyla tüketerek, limitini 208 gün erken aşmış oldu.
“Bugünden sonra, yılın geri kalanında, doğanın bir yıl içinde yenileyebileceğinden daha fazlasını tüketiyor olacağız. Başka bir deyişle, geleceğimize borçlanacağız” sözleriyle durumu özetleyen WWF Türkiye (Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı) konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Limit Aşımı Günü, Ekolojik Ayak İzi kavramının öncüsü Global Footprint Network tarafından her yıl, hem ülkeler için hem de küresel olarak ayrı ayrı belirleniyor. Bu yıl küresel Dünya Limit Aşımı Günü 30 Temmuz olarak hesaplandı.
❗️Türkiye’nin tüketim düzeyi dünya ortalamasının üzerinde. Eğer tüm dünya Türkiye’deki yaşam ve tüketim biçimini benimseseydi, insanlık bugünkü yaşam tarzını sürdürebilmek için 2,3 gezegenin kaynaklarına ihtiyaç duyardı. ❗️Mevcut tüketim alışkanlıklarımız devam ederse, ortak evimiz olan gezegenimizin geleceği giderek daha büyük risklerle karşı karşıya kalacak. Ancak bu tabloyu değiştirmek mümkün.
Fosil yakıtlardan kaynaklanan karbon emisyonlarının %50 azaltılması, Limit Aşımı Günü’nü ileri taşıyabilir. Gıda israfını önlemekten yenilenebilir enerji kullanımına, ulaşım tercihlerimizden tüketim alışkanlıklarımıza kadar atacağımız her adım ekolojik ayak izimizi azaltmaya katkı sağlıyor.”

Candostlar U L K E C E Dunyadan


********************************************

Candostlar K R I Z F O S I L Y A K I T Bizim1

Krizlerin ortak sebebi: Fosil yakıtlar


Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi'nin ana odak noktalarından biri Sıfır Atık hareketi olacak. Antalya'da 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan COP31'e adım adım ilerlerken Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer'den önemli açıklamalar geldi.
Greenpeace Türkiye'nin sosyal medya hesaplarından paylaşılan açıklamada “Savaşlar, elektrik faturaları, kavurucu sıcaklar... Hepsinin kökü aynı: fosil yakıta bağımlı bir sistem. Bu hafta Almanya'da başlayan SB64 iklim müzakereleri, bu sistemi değiştirecek kararların hazırlandığı yer. COP31'e ev sahipliği yapacak Türkiye için kritik bir sınav” ifadeleri kullanıldı.
Özyer, SB64'ün ne olduğunu ve neden hepimizi ilgilendirdiğini şöyle aktardı:
“SB64, yıl sonunda büyük COP zirvelerinde alınacak kararların teknik ve politik olarak hazırlandığı asıl mutfak. Özellikle Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 öncesi kritik bir köprü.
Fosil yakıta bağımlılık sadece doğayı değil, ekonomileri ve halk sağlığını da rehin alan sistemik bir sömürü düzeni. Geçen ay Kolombiya'da düzenlenen Fosil Yakıtlardan Çıkış Konferansı büyük ivme yarattı. Bu plan soyut bir hedef değil: işçileri, yerel halkı ve dönüşümden etkilenecek herkesi koruyan, finansmanı kirleticilerden sağlanan bir Adil Geçiş Mekanizması. Türkiye çelişkisini nasıl aşacak? Kömür başta olmak üzere fosil yakıt bağımlılığından vazgeçerek ve kirletici şirketlere verdiği teşvikleri keserek.
Türkiye dünyaya sıfır atık markasını pazarlarken, AB'den yapılan plastik atık ihracatı 2025'te yüzde 19 artarak 503 bin tonla rekor kırdı. Yüzde 99'u fosil yakıttan üretilen plastiğin üretimini kısmak yerine, Ceyhan'da yeni petrokimya tesisleri kurularak ülke on yıllar sürecek bir karbon kilitlenmesine mahkum ediliyor.
SB64'ten COP31'e uzanan bu süreçte kapalı kapılar ardında fosil yakıt ve plastik lobilerine boyun eğilmesine izin veremeyiz. Karar alıcıların yeni kömür santral projesini iptal edip adil bir geçiş planı sunması için yaşama yatırım çağrısı yapıyoruz. Gerçek sıfır atık bu değil diyerek plastik atık ithalatının yasaklanması için sesimizi yükseltiyoruz.”


********************************************

Candostlar Kulagimizakupe (1)-7


KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN


"İnsanın kalbi katılaştığında, hayvanlara karşı merhameti de kurur."


- Alphonse de Lamartine / Fransız şair, yazar