Hafta içinde UEFA Avrupa Ligi şampiyonluk maçı Besiktaş stadında oynandı. İlginçtir; maçın öncesinde en çok konuşulan gündem futbol değildi! Asıl konu, Beşiktaş stadının artık simgesi haline gelen güzeller güzeli tekir kedi ve genel olarak İstanbul'un kedileri oldu.
Freiburg ile Aston Villa maçı öncesinde UEFA resmi Twitter hesabı “Kükremeye hazır mısınız” metni ile stadın maskotu olan kediyi paylaştı. Maçı statta izlemeye gelen taraftarlar da kediyi kucaklarına alıp kameralara bol bol malzeme verdi.
İngiltere ve Almanya'dan gelen taraftarların maçtan önce ve sonra İstanbul'un nefes kesen manzaralarının yanında, kedilerini de paylaşmaları tebessüm ettirdi.
*
Biz toplum olarak kedilerle ve köpeklerle bir arada yaşamaya çok alışkınız. Kaldırımda uyuyan bir köpek, oturduğumuz kafede yanınıza gelip kendini sevdiren bir kedi bize ilginç gelen bir durum değil. Ama özellikle batılı ülkelerden gelen turistler için bu durum inanılmaz!
O yüzden turistler İstanbul'a veya herhangi bir başka şehre gittiğinde, o şehrin önemli yerlerinin yanında mutlaka kedileriyle fotoğraflar çektirip paylaşıyor. Her gün internette bol bol reklamımız yapılıyor.
Kediler şaka maka ülkemizin Avrupa ve dünyadaki imajina büyük katkı koyuyor. Daha önce de yazmıştım, sırf İstanbul'un kedilerini merak ettiği için ülkemize gelen turistler bile var!
Batılıların zihninde uzun yıllar var olan ve bir türlü kırılamayan “fesli-develi Türkiye” imajının yerinde artık patili dostlarımız var diyebiliriz. Türklerin kedi ve genel olarak hayvan sevgisi giderek globalde bilinen bir gerçeklik halini aldı.
*
Peki kediler ülkemiz için bedava imaj danışmanlığı yaparken biz nelerle meşguluz?
Sokak hayvanlarını toplatmakla tabii ki!
Toplumumuzun sokak hayvanlarıyla bir arada yaşama kültürü ve hayvan sevgisi herkesin takdirini kazanırken, birileri “sokaktan şu kadar hayvan topladık” diye böbürlenebiliyor!
Bu ülkede nasıl oluyor da hep tersine işler yapılabiliyor? Hakikaten hayret ediyorum.
Hayvan sever ülke olarak anılmak varken, nefret söylemlerini dinleyerek saçma sapan bir kanun çıkaran vekiller yüzünden masum canlar yitip gidiyor!
*
Ama şunun altını bir kez daha çizmek lazım: Sokak hayvanlarına karşı sosyal medyada ve bir kısım medyada yürütülen tüm olumsuz propagandaya karşın bu ülkenin insanları patili canlarını seviyor, besliyor ve elinden geldiğince koruyor.
Bizim onlara karşı olan sevgimiz bitmez. Bunu artık dünya biliyor. Umarım “bir avuç hayvan düşmanı” da bir gün bunu idrak eder!
Bir avuç diyorum çünkü inanın hayvan düşmanlarının sesi yüksek çıksa da aslında azınlıkta olan onlar... Algı kampanlarının tuzağına düşmeyin.
Sevgi her zaman galip gelir; inanıyorum bugün değilse yarın, Kanlı Yasa'yı da elbet iptal ettireceğiz.

Troller akademik çalışmayla tescillendi
Akademisyenler tarafından yapılan yeni bir dijital araştırmanın sonuçları hayvan hakları savunucularının nefret söylemini yayan hesaplarla ilgili söylemlerini de haklı çıkardı. Buna göre sosyal medyada hayvan nefretini yayan hesapların tamamının trol hesap olduğu ortaya koyuldu.
İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından 4. kez düzenlenen Uluslararası İletişim, Dijitalleşme ve Toplum Sempozyumu (ICDS), sosyal medyanın hem karanlık hem de aydınlık yönlerini masaya yatırdı.
Sempozyumda birçok konuda toplam 108 bildiri sunuldu; dijital dünyada artık gerçek bilginin değil komik ve mizahi olanın veya manipülasyon kültürünün hüküm sürdüğüne dikkat çekildi.
Artuklu Haber'de yer alan habere göre sempozyumun en çarpıcı başlıklarından biri ise hayvan sevgisi ve düşmanlığı ile ilgili oldu. Dr. Öğr. Üyesi Burak Gökalp ve akademisyenlerden oluşan araştırma ekibi tarafından yürütülen çalışma kapsamında X (Twitter) platformunda “sokak”, “hayvan”, “başıboş”, “sahipsiz”, “köpek”, “kısırlaştır” ve “itlaf” gibi kelimeleri içeren paylaşımlar analiz edildi.
Araştırma sonunda, hayvan severler tarafında en etkili 18 hesabın tamamının organik kullanıcı profillerinden oluştuğu; karşıt görüşteki yani hayvan düşmanlığını yayan en etkili 18 hesabın tamamının ise trol hesap olduğu tespit edildi.
Araştırmacılar, manipülatif dijital aktörlerin sosyal medyada dallanıp budaklanan tartışmalara gürültü eklemenin yanında, karşıt kampın dijital liderliğini de tamamen ele geçirdiğini vurguladı. Bu durumun, dijital platformlarda bilgi iktidarının artık gerçek kullanıcılar yerine yapay biçimde üretilmiş ağlar tarafından şekillendirilebildiğini ortaya koyduğu ifade edildi.

Bugünkü seçimlerimiz önümüzdeki 100 yılı şekillendirecek
Dünyaca ünlü doğa tarihçisi, belgeselci ve İngiliz yayıncı David Frederick Attenborough, geçen 8 Mayıs'ta 100. yaşına ayak bastı. WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, meslek hayatı boyunca dünyanın önemli çevre konularını gündeme taşıyan, doğa ve hayvanlarla ilgili farkındalık yaratan Attenborough'nun bayrağını taşıma sırasının şimdi tüm doğaseverlerde olduğuna dikkat çekti. WWF, “Doğanın önümüzdeki 100 yılı, bugün yapacağımız seçimlerle şekillenecek.
Sir David Attenborough bir asırdır dünyanın doğayla bağlantı kurmasına yardımcı oldu. Şimdi ekosistemleri korumak, yaşam alanlarını restore etmek ve insanların ve vahşi yaşamın birlikte gelişebileceği bir gelecek inşa etmek bizim sıramız” ifadelerini kullandı.
Paylaşımında şu önemli başlıklar yer aldı:
“100 yıldır tek bir ses bize orangutanlara, mercanlara, göçlere, kayıplara bakmamızı söylüyor. Şimdi harekete geçme sırası bizde. Doğa gezegenin yarısına ihtiyaç duyuyor. Bilim açık: 2030 yılına kadar karaların ve okyanusların %30'unu, 2050 yılına kadar ise %50'sini korumak, iyileşme ile çöküş arasındaki eşiktir. Doğa, manşetlerden daha uzun süre yaşayacak ormanlara ihtiyaç duyuyor. Tropikal ormanlar, kameralar gittiğinde biten bir hikaye değil. Kalıcı korumaya, fona, ilgiye ihtiyaç duyuyor. Fillerin, balinaların, kaplanların, tozlayıcıların ve insanların geleceği ortaktır. Doğa aşırı sömürüye değil, birlikte yaşamaya ihtiyaç duyuyor. Doğa yerli bilgeliğine ihtiyaç duyuyor. Doğa umudun bir duygu, bir dilek değil; bir eylem olmasına ihtiyaç duyuyor. Bu, ne yediğinizin, neyi satın aldığınızın, kime oy verdiğinizin, neyi görmezden gelmeyi reddettiğinizin seçimidir. Sir David bize dünyanın ne olduğunu gösterdi. Bundan sonraki hikayeyi biz belirliyoruz.”

KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN
“Her şeyi sevin; her bir kum tanesini, her yaprağı, Tanrı’nın her bir ışığını sevin. Hayvanları sevin, bitkileri sevin, her şeyi sevin. Her şeyi severseniz, Tanrı'nın gizemini 'şey'lerde algılayacaksınız... Ve sonunda tüm dünyayı bütünsel bir sevgiyle seveceksiniz.”
- Fyodor Dostoevsky (Karamazov Kardeşler)