Büyükşehirlerin kalabalığı içinde yalnızlığa terk edilen yaşlı çınarların hayatı, bazen hiç beklenmedik bir misafirle tamamen değişebiliyor. İzmir'in köklü semtlerinden birinde, anıların ve sessizliğin hakim olduğu bir evde yaşam mücadelesi veren emekli bir vatandaş, insanlık dersi niteliğinde bir dayanışma hikayesine imza atıyor. Eşinin vefatının ardından dört duvar arasında kendine bir dünya kuran ve ilerleyen yaşına bağlı fiziksel engelleri nedeniyle dış dünyayla bağı neredeyse tamamen kopan yaşlı adam, aradığı teselliyi gökyüzünden gelen bir canlıda buldu. Doğanın acımasız şartlarında hayatta kalması imkansız olan engelli bir kuş ile hayata pencerelerinden bakan bir insanın yolları, dört yıl önce bir evin balkonunda kesişti. O günden beri aralıksız devam eden bu dostluk, hem bencil dünyamıza bir merhamet aşısı yapıyor hem de sadakatin sınır tanımadığını gösteriyor.

Dizlerindeki rahatsızlık nedeniyle sokağa hasret bir yaşam sürüyor
Ege'nin incisi kentte uzun yıllar sanayi sitelerinde ağır iş kollarında çalışan ve tornacı olarak mesai harcadığı iş yerinden 1986 yılında emekli olan Kemal Gökduman, ömrünün son çeyreğinde ağır sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. Dizlerinde protez olan ve hareket kabiliyeti oldukça kısıtlanan 90 yaşındaki Gökduman, tam 23 yıl önce eşini ani bir kalp krizi neticesinde kaybetmesinden sonra derin bir yalnızlığa gömüldü. Fiziksel engelleri sebebiyle yıllardır evinden dışarı adım atamayan ve gününün neredeyse tamamını sokağı izleyebildiği küçük balkonunda geçiren yaşlı adamın hayatı, dört yıl önce balkona sığınan bir güvercinle adeta yeniden renklendi. Alt gagasının büyük bir kısmını kaybettiği için yem bulamayan ve açlıktan bitap düşmüş halde balkona gelen kuşu fark eden Gökduman, o andan itibaren kendi dertlerini bir kenara bırakarak bu yaralı canın koruyucu meleği oldu.
Engelli güvercin için özel beslenme yöntemi geliştirdi
Doğada kendi türdeşleriyle rekabet edemeyen ve gaga yapısındaki bozukluk nedeniyle normal kuş yemlerini tüketemeyen güvercinin yaşam mücadelesi, yaşlı adamın evinde adeta bir şefkat seferberliğine dönüştü. Hayvanın durumunu hassasiyetle inceleyen Gökduman, kuşa Sakat adını verdiğini belirterek kurdukları düzeni şu sözlerle anlatıyor: "Yaklaşık 5 seneden beri kuşları besliyorum ama Sakat yaklaşık 4 senedir balkonuma geliyor. Elimle besliyorum. Bir alüminyum maşrapa var, içine beyaz nohut koyuyorum, onu yiyor. Her gün mutlaka saat 13.00'te gelir. Hatta günde iki kez gelmeye başladı. Ona çok alıştım ve çok seviyorum. Rahatsızlığım nedeniyle dışarı çıkamadığım için bana arkadaşlık ediyor." Kuşun büyük taneli yiyecekleri gaga boşluğu sayesinde daha rahat yutabildiğini keşfeden emekli usta, her gün aynı saatte balkonda hazır bulunarak dostunun karnını doyuruyor.

Ekonomik zorluklara rağmen nohut diyetinden taviz vermiyor
Mutfak masraflarının ve piyasa koşullarının giderek ağırlaştığı bu dönemde, yaşlı adam emekli maaşının önemli bir kısmını güvercininin özel beslenme masraflarına ayırmaktan çekinmiyor. Normal şartlarda kuşların tükettiği buğday fiyatının nohuta göre çok daha ekonomik ve uygun olduğunu dile getiren fedakar amca, sadık dostunun anatomik engeli sebebiyle buğday tanelerini yakalayamadığını söylüyor. Buğdayın kilosunun ucuz olmasına rağmen Sakat'ın hayatta kalabilmesi için kilosu 200 lira olan beyaz nohut almak zorunda olduğunu ifade eden Gökduman, "Bir torba da buğday aldım, ona da 100 lira verdim ama buğday yerken çok zorlanıyor. İçi buğday dolu olan plastiğin içine giriyor. Artık 10 tane vuruyorsa belki 1 tane kapıyor. Çünkü alt gagası yok. Elimden de yiyemiyor buğdayı. Ben olmasam ölürdü. Kimseye gitmez" diyerek aralarındaki hayati bağı gözler önüne seriyor.
Evlatlarının davetini kuş aç kalır endişesiyle reddediyor
Zaman içinde aralarında kopması imkansız psikolojik bir bağ oluşan ikili, birbirlerinin adeta yaşama sebebi haline gelmiş durumda. Gün içinde balkonda kuşuyla konuşan, ona "Ah cici, büyüdün, tüylerin de büyüdü" diyerek moral veren yaşlı adam, güvercinine kendi soyadını da vererek onu ailesinin bir ferdi olarak kabul etmiş. Kuşun adını "Sakat", soyadını ise "Gökduman" koyduğunu esprili bir dille aktaran Kemal dede, çocuklarının kendisini daha konforlu bir ortama götürme tekliflerini ise sırf bu kuşun hayatı tehlikeye girmesin diye geri çeviriyor. Kendisini merak eden ve yanına almak isteyen oğlu hakkında konuşan Gökduman, "Oğlanın arabası var, beni alır götürür ama gidecek yerlere gitmiyorum. Bu kuş aç kalmasın diye bekliyorum. Oğlum beni götürmek istiyor ama aç kalır diye bırakıp gitmek istemiyorum" ifadeleriyle fedakarlığın insan ruhundaki en saf halini özetliyor.




