Otomatikleşen alışkanlıklar

Koronavirüs pandemisinde spor karşılaşmaları yaklaşık 1 buçuk yıl boş tribünlere oynandı. Taraftarsız futbol, öksüz kaldı. Ne tadı vardı karşılaşmaların, ne tuzu. Neyseki bu sezon statlara yüzde 50 oranında taraftarın alınacağı kararından sonra, özlediğimiz birçok şeye kavuştuk. Geçtiğimiz cumartesi günü oynanan Karşıyaka- İçel İdmanyurdu müsabakasında tezahüratlar eşliğinde karşılaşmayı takip etmek, taraftarların hakemleri baskı altına alan ıslıklarını, protestolarını, küfürlerini bile işitmeyi özlemişiz. Hatta stat çevresinde çekirdek-su-atkı satan esnafı bile gördüğümde sanki yıllardır denk gelmediğimiz bir dostuma rastlamış gibi burnum sızladı.

***

Pandemi döneminde sessiz maçlar oynamaya alışmış hakemler, teknik direktör ve futbolcular,

1 buçuk yıl sonra taraftarlı karşılaşmalarda bocalayabilir. Tepkiye alışık olmayan futbol aktörleri, tribünlerin baskısından maksimum oranda etkilenebilir. Eskiden bu protestoları beyninde ve sinirlerinde normalleştiren ve önemsemeyen hakemler ile futbolcular şu dönemde hemen strese girebiliyor. Bu durumu benimseme döneminde, en bilinçli, doğru baskı yapmasını bilen taraftar grupları, takımlarına maksimum şekilde fayda sağlar. Tam tersi kendi takımını bilinçsiz eleştirenler ise futbolcularını çöküntüye götürecek baş aktör olur. Sadece futbolcular, hakemler, taraftarlar değil biz gazeteciler de otomatikleşen duygularımızı unuttuk. Atatürk Stadı'nda Karşıyaka taraftarının bir çok tezahüratını video kaydına alıp, maçı izlemeyi unutup, futbolseverlerin coşkusuna dalıp gittim. Attıkları beraberlik golüne sevindim. Sanki ilk kez maç izliyormuşum gibi.

***

"Doğukan neden forvet oynuyor hocam. O zaman neden transfer yasağını açtık." Bir Karşıyaka taraftarının 68. dakikada takımı gerideyken teknik direktörüne serzenişi bu şekildeydi. Evet 3 yıldır sol açık olarak yıldızını parlatan Doğukan İnci, İçel İdmanyurdu karşısında forvet oynuyordu. Ve takımın birinci forveti yeni transfer Abdülkadir Akyıldız cezalı olduğu için Doğukan muhtemelen santrfor oynamıştı. Bunu taraftara anlatamazsın doğal olarak. Ama Karşıyaka bu sezon kesinlikle futbolcu odaklı değil, sistem takımı olarak ön plana çıkacak-çıkacaksa. İleride de sahte forvet tarzında savruk, hareketli bir forvet istediği için Teknik Direktör Cüneyt Biçer, Doğukan onun en ileri uçtaki profiline cuk diye oturuyor. Cüneyt Biçer, bu sezon Fenerbahçe'nin oynadığı taktiğe yakın bir dizilişle oynuyor. Tuchel'in Chelsea'siyle Avrupa futbolunda moda olan, Pereira'nın Fenerbahçe'siyle Türkiye'ye giriş yapan 3-4-2-1 taktiği Karşıyaka'da Biçer'in benimsediği cesur bir diziliş. 4-2-3-1 kolaycılığından kurtulduğu için bile tebrik etmek gerek Kaf Kaf'ın hocasını. Hatta Cüneyt Hoca 3'lü savunmaya yeni bir yorum getirmiş. Sağ stopere, bir bek oyuncusu olan İlyas ve sol stopere bek orjinli Burak'ı monte ederek, alışılışmışın yine 1 tık üstüne çıkmış. Çünkü genelde bu taktikte 3'lü savunmada en fazla 1 devşirme bek olur ve 2 stoperle 3'lü tamamlanır. Bu yorumlama eğer oturursa Cüneyt Biçer yeni bir hipotezi, teze dönüştürmüş olur. Peki bu anlayışın avantajı ne? Top Karşıyaka'ya geçtiğinde yeşil kırmızılılar hücumda bir anda 7 kişi olabiliyor. Kalabalık olmak da daha çok hücum opsiyonu ve taraftarı heyecanlandıracak aksiyon demek. Ayrıca kontraatak yediğinde savunmada hep bir fazla olduğu için geçen sezon yaşadığı erken gol yeme sıkıntısını yaşamadı Kaf Kaf. Ama ikinci yarının başında yaşanan konsantrasyon eksikliği bir gole mal oldu. Peki genelde teknik direktörler böyle cesur taktikler deneyip, geriye düştüklerinde ne yaparlar? Hemen taktik değiştirip 4-3-3 türevlerine geçerler. Ancak Kaf Kaf bunu yapmadı. Son saniyeye kadar 3'lü savunma ezberinden vazgeçmedi. Taktiksel disiplin de kornerden de olsa bir gol getirdi. Transfersiz geçen 5 seneden sonra bu takımda peki ne değişti? Bariz bir kalite yükselişi mevcut. En bariz örnek; eskiden Mustafa Aşan'ın yapayalnız kaldığı ve canını dişine takıp savaştığı bir Karşıyaka görürdük. İlk defa Mustafa'nın saha içinde bu kadar rahat olduğu bir maça şahit olduk. Pas yapabildiği orta sahadaki partneri Samican onun konfor alanını genişletti. Evet ikinci yarının başlarında yerini Caner Cengiz'e bıraktı ancak Mustafa ileriki haftalarda mutlaka fayda verecektir. Büyük ihtimal kendi de alışık değil, bu kadar kaliteli bir takımda oynamaya. Karşıyaka gelecek için umut verdi ama taraftar doğal olarak skora bakar, 3'lü savunmaya ya da ters ayaklı hücum kanatlarına bakmaz. Haklılar da. Hayattaki tüm yorucu, boğucu meşgaleden sonra, kulüp sevdası onların rahatlama, boşalma alanı. Sevinmeye, mutlu olmaya da ihtiyacı var insanın. Kaf Kaf, en yakın zamanda umuyoruz galibiyetlere ulaşsın ki, Cüneyt Hoca, uygulaması zor, ancak tutarsa akıp gidecek yeni taktiğini oturtması için zaman kazansın. Taraftar da yıllardır hasret kaldığı sevinçlere, mutluluklara ulaşsın.

YORUM EKLE