Çocuk annesine sorar:

Anne, neden her zaman iyi insanlar erken ölür?”

Annenin yüzünde acı bir tebessüm belirir.

Bilgelik dolu yanıt verir:

Sen bir bahçede olsan ilk önce hangi çiçekleri koparırdın?”

Çocuk çabucak yanıtlar.

Tabii ki de en güzel olanları...”

Anne iç çeker, devam eder:

“İşte bu yüzden iyi insanlar erken ölür...”

***

Ocak ayı geldi çattı.

Yılın başı...

Yep yeni bir yıl umut getirsin herkese.

Sağlık getirsin.

***

Rutindir bende yılbaşı.

Yılın ilk günü gökyüzüne çıkarım.

Turan Özgür Attila, Büşra Bek, Elif Koyuncuoğlu, Tarık Şükrü Yılmaz, Ceren Okkalı, Erol Can Özdokumacı ve Oğuzhan Tozburun ile buluşuruz.

Gençler hayallerini anlatır bana.

Dinlerim, ufkum açılır, umudum artar.

Yapmamı istediklerini not alırım.

***

Sonra yeryüzüne inerim.

Ocak soğuğu Ankara'dadır.

Hacettepe Üniveritesi Hastanesi'nin önündeyimdir.

Sabah ayazında bir otomobilin bagajına girerim.

Ankara'dan Ünye'ye yolculuğum başlar.

***

Çocuk aklımla annemi yıkarım.

Toprak da soğuktur, üşür mü diye düşünürüm.

Kalabalık toplaşır, başımı okşarlar.

Her biri bir saç telimi hatıra aldığından bu yana saç kalmamıştır kafamda...

***

Dolaşır dururum Ocak'ta.

8 Ocak'ta koşa koşa habere giderim

Polisler joplarını vurur bedenime.

Metin Göktepe olurum, acır her yanım.

***

19 Ocak'ta İstanbul'dayımdır.

Şişli'de, Halaskargazi Caddesi'nde yürürüm.

Yürürken bir el yaklaşır enseme.

Kanım soğuk kaldırıma akarken Hrant Dink olurum.

***

24 Ocak'ta da Ankara'dayımdır.

Karlı Sokak'ta kalabalığın içinde bulurum kendimi.

Bir parçam karların üzerinde, bir parçam evimin önündedir.

Uğur Mumcu olurum, patlar her yanım.

Bitmez Ocak'ın hüznü.

Lapa lapa kar yağarken, ambulansın sireniyimdir.

Acilen yoğun bakıma yatarım.

Babam olurum, geçmişe gönül koyarak.

***

Ocak'tır umudun, sevincin, bir de hüznün adı.

Enseyi karartmadan, sol mememin altındaki cevahire bakarak.