Mirkelam Han’da şiir ve maske

Salgınla birlikte sınırlamalı yaşam günlerinin başladığı, maskelerin takıldığı, coronalı günlerin dünyayı etkisi altına aldığı Mart 2020’den bu yana her yönden sıkıntılı, kaygılı zamanlar yaşıyoruz.

Üstüne üstlük halkın kıtına kıtına yaşadığı, yoksulluğun çığlık çığlığa ortalığı çınlattığı bir sürecin de içindeyiz!

Günlük yaşamımızın ayrılmazı oldu “maske”! Tanıdık yüzlere yabancılaştık, kucaklaşmayı unuttuk, yumruk yapılmış eller ile tokalaşıyoruz artık! Gülmelerimiz raflara kalktı!

Maske deyince Dingin Sözler Avlusu kitabımda yer alan “maske ve tuzak” şiirimi anımsadım; daha coronanın, pandemi’nin, covit’in adı sanı bilinmezken. Bu konuyla ilgili olmasa da şu dizeler çıkıverdi dudaklarımdan:

masca’dangelmeymiş /ruhadenkdüşermişanlamı / hayaletdiye de bilinirmiş / belki de ondanmaskaraolmuş / şaklabanlarsözlüğünde.

korku, değişmeyen kurnazlığıdır erkin / kedininfareyleoynadığı masallar gibi / şaşkınbütünaklıermişler / taşınaltınaelinisokansuçlu, çünkü / tuzak, maskeliyüzlerle çıkar ortaya!

***

Kemeraltı Mirkelam Han’da en son 29 Şubat 2020’de buluşmuştuk şiirdostlarıyla, şairlerle.

Şiir bu; sınırlamaları, yasakları, baskılar sevmez; hele maskeyi hiç… Özgürlüğü, gökyüzünü, doğayı, alanları, sokakları, aydınlığı sever.

Şiir Kemeraltı buluşmalarımız 20 Kasım Cumartesi günü yeniden başladı Mirkelam Han’da. Tiyatrocu, yazar Yaşar Ürük’ün başkanlığını yürüttüğü İZARDER’in(İzmir Araştırtmaları Derneği) düzenlediği benim de yönetmeye çalıştığım buluşmada bu kez İzmirli üç şair Sina Akyol, Gülce Başer, Erkan Karakiraz konuğumdu.

Şairler şiirin sorunlarını, açmazlarını, kendi şiirlerinin odaklandığı, şiir kitaplarının yeterince okunmadığının da altını çizerek konuklarına içlerini döktüler, şiirlerinden örnekler verdiler.

O gün 17. yy.dan kalma özgün dokulu tarihi Mirkelam Han’daki küçük salona şiir dostları salgın nedeniyle yüzlerinde maskelerle girebildiler. Elbette şairler de…

Düşünebiliyor musunuz sıkıntıyı? Bir tek şairler konuşurken, şiirlerini okurken, bir de sevgili Osman Akabaşak’ın kamerasına kayıtlanırken maskelerini çıkarmak zorunda kaldılar.

Bu şiir gününde bizi yalnız bırakmayan şair dostlarımız Mehmet Sadık Kırımlı, Selami Şimşek, Mine Ömer, Coşkun Şimşekli, Güzin Oralkan da maskeleriyle ne kadar tedirgindiler, ben konukları ve onları izlerken kederlendim!

***

Maskeli de olsa gönlümüzün, yüreğimizin götürdüğü yere gittik; şiire, şiirgillere, şairlere…

***

“Yalın sözü yeğleyen, tutumlu sözcük kullanmaya özen gösteren” Sina Akyol’un Mayıs Yayınları’ndan yeni çıkan “Şiirler” kitabındaki “Korona Günleri” şiirinden: “Yüzyüze otururduk, çay içerdik. / Seni, çayı, oturmayı özledim. (…) Şu aklı evvel palmiye / sıkılmış, dışarı çıkmış / su kıyısında oturuyor./ Bayan turunç / meyveleriyle geziniyor kaldırımda.”

Gülce Başer “Gözde Bir Kordon” (Pkaresk Y.2020) kitabındaki “Bir Mahalle Vardı”şiirinden şöyle sesleniyor: “Üçgenin en dibindeyiz herkes aç / Kubbeler bile aç, nefesi kokuyor kalplerinin / Dibinde olmak güvence değil dibin,/ Cehnnem olsak devriliriz istinat duvarlarından”

Gitarıyla gelip konuklara sürpriz yapan Erkan Karkakiraz, “Ayrıca bkz.ErkanKarakiraz” kitabından uzunca şiir-metin seslendirdikten sonra, yine şair dostlarımız Gülçin Sahilli ve Hülya Deniz Ünaldizelerinden bestelediği iki parçayla günümüze renk kattı.

“Her sözcüğü son sürat mecazlı tüm cümlelerinizin. Kendiniz bile takip edemiyorsunuz peşinizden depara kalkmış yalanlarınızı. Susmalarınız aslında o anda acil taktik geliştirememenizden. Kiminiz düşmanın iyisisiniz kaplumbağayı bile incitmezsiniz.”

YORUM EKLE