Yazınımızın unutulmayan adlarından Özdemir Asaf’la şiir yolculuğuna çıkalım istiyorum bugün. Şiirimizde yalınlığın kısa şiirin, sözcük oyunlarının, alaysılamanın, taşlamanın adresi oldu hep.
“...epigrama (yermek için yazılmış kısa söz) kadar uzanmaktan çekinmem. İsterim ki sözlerin arasında bir söz, sözden de öte bir söz olsun.” diye pekiştirir sözlerini (Nevin Akkaya’nın Ö.Asaf’la yaptığı söyleşi).
O yüzden Özdemir Asaf kendi dizelerinden seslendiği gibi “Bir kelimeye / Bin anlam yüklediğim zaman / Sana sesleneceğim” diyerek de sözün şiir gücünü çoğalttığını vurgular.
***
Bugün 28 Ocak 2026. Özdemir Asaf’ın 45. ölüm yıldönümü. Elli sekiz yıllık kısa yaşamına sayısı çok olmasa da özgün, kendi sesini gözeten, çağrışımlarıyla varlığını duyumsatan yapıtlara imza attı.
İlk şiiri 1940’ta Servetifünun-Uyanış Dergisinde çıkar; ancak ilk şiir kitabı DÜNYA KAÇTI GÖZÜME 1955’te okurla buluşur.
1950’li yılar Özdemir Asaf’ın kendine özgülüğünün, özgünlüğünün, özel dilinin de ortaya çıktığı, geliştiği yıllardır. Daha çok ikili ve dörtlü dizelerden oluşan bu dönem şiirlerinde yergisel söyleyişin yanında sevgi, ayrılık, yalnızlık, ölüm izlekleri de sıklıkla ama sıkıntısızca yer alır.
"Yalnızlık paylaşılmaz / Paylaşılsa yalnızlık olmaz" "Sana gitme demeyeceğim/Ama gitme, Lavinia", "Yaşamak değil / Beni bu telaş öldürecek", “Bir ışık düşerse üstüne basma / Gözlerine basarsın” gibi unutulmaz dizelerini nasıl unuturuz şairin.
Bunca yıl, bunca zaman eskitmiyor o sözleri, anlam yüklü sözcükleri, dizeleri, şiirleri. Özdemir asaf da o şairlerden biri işte.
Eskiden diyelim, andığı geçmiş zamanlara bir gidelim şairimizin dizeleriyle:
“Ne güzel insanlar vardı eskiden. / Çocukluğumuzu kaplamışlardı. / Bir masal anlatırlardı / Cinlerden, perilerden. / Büyük anneler, büyük babalar vardı. / O zaman hepsi uzaktı ölümden. / Hem sevdirir hem korkuturlardı. / Acı hikâyeleri bile tatlı başlardı. / Demek bunun için gittiler hikâyelerden. / Ne güzel insanlar vardı eskiden.”
Yaşam şiirin gözlüğüyle bakan, “yuvarlağın köşelerini” de araştıran, kimsenin etkisinde kalmadan kendi özgür dünyasını kurup yöneten, kendine özgü biçemiyle özdeyiş gibi dizelerini günümüzde de geçerli, değerli kılan şaire saygıyla.
“DÜZENSİZ DÜZEN” VE AYDIN KARASÜLEYMANOĞLU
Ocak’ta yitirdiğim bir şair, yazar, gazeteci, idareci, kardeş gibi bir dost Aydın Karasüleymanoğlu’nun da ölüm yıl dönümü 30 Ocak.
Ankara’da 1967’de başlayan, 2017’ye değin süren 50 yıllık sarsılmaz dostluğun adresi.
Artvin Yusufeli’nin bu sessiz ama üretken, verimli, yürekli, örgütçü dostumu anmadan geçmem olanaklı değil.
Aydın adı gibi aydın, çağdaş, devrimci, uygar, yurtsever bir yazın, sanat, kültür insanıydı.
Taşlama geleneğini sürdüren, halk şiirine toplumsal boyut kazandıran, haksızlıklara başkaldıran, umudu işlevselleştiren; yalancılara, yağcılara, talancılara, aymazlara, softalara soysuzlara sövgülerini eksik etmeyen bir yazın emekçisiydi.
Onu DÜZENSİZ DÜZEN (Payda Y.2011) kitabındaki dörtlüklerle analım isitiyorum. Aydınlığın, ışığın eksik olmasın sevgili Aydın.
DÜNYAYI KİRLETENLER
İnsan çevresinden kolay ders alır
Her şey kokuşursa mide bulanır
Şerefsizler göçüp gitseler bile
Yaptıkları pislik dünyada kalır.
HALKI UYANDIRAN VE KANDIRAN
Gerçek sanatçı aydın halkı uyandırır
Softa yobaz takımı yeniden kandırır
Çağdaşlaşırken bunu göz ardı etmeyin
Sinek küçüktür ama mide bulandırır.